Yeni yıl yaklaşırken gündemdeki en önemli konulardan birisi yine asgari ücret oldu. Açlık sınırının oldukça altında kalan asgari ücrete yüzde 20-30 civarında zam konuşuluyor. Ancak ne kadar zam yapılırsa yapılsın, bedelini yine vatandaşlar ödüyor. Akademisyen-Yazar Doç. Dr. Murat Bolelli, TC Lira TV’de tclira.com Genel Yayın Yönetmeni Taylan Büyükşahin’e yaptığı açıklamada, konuyu ayrıntılarıyla anlattı.
“2026, herkesin siperlerini sağlam kazacağı bir yıl olacak”
Bolelli, önümüzdeki yılın hem parasal hem de talep anlamında sıkışık bir dönem olacağını vurguladı. Bolelli, “Üreticiler ürettiklerini talep bulamadığı için zorlanacak, üretim yurt dışına kaymaya başlayacak. İhracat azalırken, ithalat hızla artıyor. Dolayısıyla 2026, herkesin siperlerini sağlam kazacağı bir yıl olacak” dedi.

Yatırım eksikliğine de dikkat çeken Bolelli, bunun temel nedeninin getirinin düşük olması olduğunu belirtti. “Yatırım yapılmıyor demek, yatırımın para kazandıracağına inanmamak demek. 2025’te güvenli ve yüksek getirili araçlar varken, riskli yatırımlara yönelmek mantıklı değil” ifadelerini kullandı.
“Fedakârlığı yine çalışanlar ve vatandaşlar yapacaklar”
Asgari ücret artışının işletmelere yaratacağı baskıya da işaret eden Bolelli, “Hizmet sektöründe personel giderleri genel giderin yüzde 30-40’ını oluşturuyor. Asgari ücret yüzde 20-30 artarsa, maliyetler de aynı oranda yükseliyor. Talep düşükken fiyat artışı uygulamak mümkün değil. Bu durumda ya kâr edemeyeceğiz ya da işten çıkarmalar olacak. Fedakarlığı yine çalışanlar ve vatandaşlar yapacak” dedi.
Bolelli, asgari ücrete yapılacak yüksek zamların tek başına refah artışı sağlamayacağını, fiyat istikrarı ve istihdamın korunmadığı bir ortamda artışların etkisinin sınırlı kalacağını vurguladı.
tclira.com

