Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar

reklam

Atilla Yeşilada: Seçim yapılacak mı emin değilim

Ekonomist Atilla Yeşilada, tclira.com Genel Yayın Yönetmeni Taylan Büyükşahin’e önemli açıklamalarda bulundu. Yeşilada, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerinde yüksek enflasyonun kalıcı hale geldiğini belirterek, mevcut politikalar değişmediği sürece enflasyonun yüzde 30’un altına inmesinin çok zor olduğunu söyledi.

Ekonomist Atilla Yeşilada, tclira.com Genel Yayın Yönetmeni Taylan Büyükşahin’e önemli

Ekonomist Atilla Yeşilada, TC Lira TV’de  tclira.com Genel Yayın Yönetmeni Taylan Büyükşahin’in sorularını yanıtladı. Yeşilada, programda Türkiye ekonomisi, enflasyon, gelir dağılımı ve siyasi sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

“Türkiye’de enflasyon bir tercih meselesi haline geldi”

Yeşilada, programın girişinde yapılan sunumun ardından yöneltilen enflasyon sorusuna ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye’de yüzde 30’lu seviyelere yerleşen enflasyonun bir tercih meselesi olduğunu ifade etti.

“Erdoğan, fedakârlığın bedelini ödemek istemedi”

Yeşilada, bu düzeye gelmiş bir enflasyonu düşürmenin ciddi toplumsal fedakârlık gerektirdiğini belirterek, “Bu Mehmet Şimşek’in, ya da Fatih Karahan’ın ya da Cevdet Yılmaz’ın sorunu değil. Erdoğan o fedakârlığın bedelini ödemek istemedi” dedi.

Dezenflasyon programlarında yükün üç ayağa yayıldığını ifade eden Yeşilada, bunun para politikası, maliye politikası, yapısal reformlar ve sosyal güvenlik ağının güçlendirilmesi olduğunu söyledi. Bu şekilde istikrar programının yükünün dar gelirlilerin sırtına binmesinin engellenmesi gerektiğini ifade eden Yeşilada, Türkiye’de bu alanlarda hiçbir şey yapılmadığını ve siyasi iradenin bu konuda adım atmadığını belirtti.

“Türkiye’nin enflasyon bilinci noktasında ciddi sorunlar var”

Gelir dağılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yeşilada, Türkiye’de yüksek enflasyon ortamında belirli kesimlerin ciddi şekilde zenginleştiğini söyledi. Finansal okuryazarlığı yüksek kesimlerin krizlerden fırsat çıkardığını ifade eden Yeşilada, bu durumun yalnızca siyasi imtiyazlarla açıklanamayacağını, önemli bir bölümünün bilgi ve piyasa becerisiyle ilgili olduğunu belirtti.

Türkiye’de enflasyon bilincinin zayıf olduğunu ifade eden Yeşilada, toplumun enflasyonu kader olarak kabul ettiğini söyledi. Türkiye ile diğer ülkeler arasında karşılaştırma yapan Yeşilada, Brezilya’da enflasyonun yüzde 10’un üzerine çıkması halinde hükümetlerin düştüğünü, ABD’de ise ekonomik başarısızlığın siyasi sonuç doğurduğunu belirtti.

“Mevcut aşamada acı çekmeden sorunlar çözülemez”

Türkiye’de ise toplumun “acısız çözüm” beklentisi içinde olduğunu ifade eden Yeşilada, bunun ekonomik gerçeklerle uyumlu olmadığını söyledi. Acı çekmeden bu tür sorunların çözülemeyeceğini belirten Yeşilada, buna rağmen bütçe kaynaklarının da sınırlı olduğunu ifade etti.

Vergi sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yeşilada, Türkiye’de vergi reformu yapılması gerektiğini söyledi. Zengin kesimlerden daha fazla vergi alınarak bütçe açığının azaltılabileceğini ve bunun para politikasına destek sağlayacağını ifade eden Yeşilada, ayrıca dar gelirli kesimlerin asgari ücret yerine doğrudan sosyal güvenlik ödemeleriyle desteklenebileceğini belirtti.

“Enflasyonda 1990’lı yıllara dönüldü”

Türkiye’de bu konularda hiçbir çaba gösterilmediğini ifade eden Yeşilada, enflasyonun artık 1990’lı yıllardaki seviyelere benzer bir yapıya dönüştüğünü söyledi. Enflasyonun hangi seviyede kalıcı hale geldiğinin tartışmalı olduğunu belirten Yeşilada, ancak 30’un altına inmesinin zor olduğunu ifade etti.

Mevcut politikaların değişmemesi halinde Türkiye’nin 30 ve üzeri enflasyonla yaşamaya alışacağını söyleyen Yeşilada, yüksek faiz politikasının sürdürülebilirliğinin ise temel soru işareti olduğunu belirtti.

Geçmiş dönemlere atıfta bulunan Yeşilada, 1990’larda yüksek enflasyon ve yüksek faizle uzun yıllar süren bir dönem yaşandığını ancak bunun sonunda krizle sonuçlandığını ifade etti.

Siyasi sürece ilişkin değerlendirmelerinde Yeşilada, Türkiye’de seçim yapılıp yapılmayacağına dair belirsizlik olduğunu söyledi. “Özellikle bir noktada Türkiye seçim yapacaksa bundan emin değilim” diyen Yeşilada, seçim ekonomisi olması için önce seçim olması gerektiğini ifade etti.

Anketlere ilişkin değerlendirmesinde Yeşilada, cumhurbaşkanlığı ve genel seçim anketlerinde iktidarın kazanacağına dair bir işaret görmediğini söyledi. Ancak anketlerin geçmişte de yanılttığını belirterek bu konuya fazla ağırlık vermediğini ifade etti.

‘MHP oylarında dikkat çeken düşüş’

Meclis aritmetiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yeşilada, MHP’nin oy oranındaki düşüşe dikkat çekti. AK Parti’nin oy oranını yüzde 31 seviyelerinde gördüğünü, MHP’nin ise yüzde 7,3 civarında olduğunu ifade eden Yeşilada, bu durumun parlamenter dengeyi etkileyebileceğini söyledi.

“Kürt seçmenin geri dönüşü olmaz”

Erdoğan’ın parlamentoyu kaybetmesi halinde yetkisinin yarısını kaybedeceğini ifade eden Yeşilada, önümüzdeki süreçte siyasi dengelerin değişebileceğini söyledi. Yeşilada, “Ben Bahçeli’nin ne pahasına olursa olsun, barış sürecini pozitif anlamda sonlandırma  niyetinde olduğunu düşünüyorum” dedi. Bu noktada milliyetçi oyların MHP’ye döneceğini söyleyen Yeşilada, Kürt oylarının dönüşü olmaz. Bunu birçok araştırmadan görüyoruz. Bence Kürt seçmen tamamen koptu. Onlar durumu çok iyi anlıyorlar” dedi.

Siyasi senaryolara ilişkin değerlendirmelerinde Yeşilada, CHP’nin önde gelen adaylarının tasfiye edilebileceğini, bunun yeterli olmaması halinde TBMM seçimlerinin ertelenebileceğini ifade etti. Bu senaryoda İsrail’in gerekçe olarak kullanılabileceğini de söyledi.

Programın tamamını izlemek için:

tclira.com