Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar


trenyol

ata-yatirim


Advertisement

‘Terörsüz Türkiye’ ekonomiyi nasıl uçuracak?

Ekonomik zorluklar içindeki bir halkı, normal şartlarda destek vermeyeceği bir projeye ikna etmek için, o projenin olası ekonomik etkilerini dile getirmek fena bir fikir değil. Ancak iktidarın bu noktadaki en büyük handikabı, benzer söylemlerin son 20 yılda birçok kez kullanılmış olması. Eğer Anayasa değişiklikleri referanduma giderse, ekonomiye dair vaat ve öngörülerin yeni Anayasa’ya halk desteğini arttıracak kadar inandırıcı olmasını sağlamak kolay olmayacak.

Ekonomik zorluklar içindeki bir halkı, normal şartlarda destek vermeyeceği bir

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz hafta sonu Kızılcahamam’da Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 32. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmalarda ağırlıklı olarak Terörsüz Türkiye sürecinde gelinen aşama ve bundan sonra atılacak adımlara dair açıklamalar yaptı. Erdoğan’ın en çok tartışılan sözleri Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan Türk, Kürt ve Arapların tarihsel kardeşliğine yaptığı atıflar ve sürecin DEM Parti’yle birlikte yürütülecek olmasıydı. Her ne kadar çok fazla tartışılmamış da olsa, Cumhurbaşkanı’nın kapanış konuşmasında sürecin muhtemel ekonomik etkilerine dair öngörüler de yer aldı.

Bölücü terörün ülkeye yarım asırlık maliyetinin 2 trilyon dolar civarında olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllarca okul, hastane, yol, fabrika inşa etmeye, çiftçiye, öğrenciye, tüccara destek için harcanması gereken kaynakları biz terörle mücadeleye ayırdık. Terörsüz Türkiye ile birlikte inşallah artık bu kaynakları emekliye, çiftçiye, esnafa, memura, sanayiciye, ev hanımlarına, velhasıl tüm kesimleriyle 86 milyona harcayacağız. Peki, bu ne demek? Bu, emekli daha fazla aylık alacak demek. Bu, tüccar daha fazla kazanacak; bu, öğrenci daha fazla burs alacak; bu, sanayici daha fazla teşvik alacak demek. Bu, daha fazla okul, daha fazla hastane, daha fazla fabrika demek. Bu, soframızdaki ekmeğin büyümesi, imkânlarımızın genişlemesi demek. Terörsüz Türkiye, kalkınmış, güçlenmiş, refahını artırmış, vatandaşlarının hayat standardını daha da yükseltmiş bir Türkiye demek. Bunun için her fırsatta, kazananın 86 milyon olacağını vurguluyoruz” dedi.

Önümüzdeki aylarda Terörsüz Türkiye süreci kapsamında yapılacak yasal düzenlemeler gündeme geldiğinde, özellikle de bir referandum söz konusu olursa, gerekli toplumsal desteğin alınabilmesi için ekonomiye dair öngörülerin çok daha sık dile getirileceğini tahmin edebiliriz. Ekonomik zorluklar içindeki bir halkı normal şartlarda pek aklının yatmayacağı, hatta net bir şekilde karşı olacağı bir projeye ikna etmek için olası ekonomik etkilerini sıralamak fena bir fikir değil. İktidarın bu noktadaki handikabı, benzer söylemlerin son 20 yılda birçok kez kullanılmış olması.

‘Terörsüz Türkiye’ ekonomiyi nasıl uçuracak?

AKP iktidarının ilk yıllarında Avrupa Birliği üyeliğinin ülke ekonomisine büyük katkı yapacağı söyleniyordu. Vize sorunu ortadan kalkacağı için, isteyenler rahat bir şekilde Avrupa’ya göç de edebilecekti. Bu söylemler zaten makul bir düzeyde olan AB üyeliğine desteğin daha da artmasına yol açmıştı. İlerleyen yıllarda AB üyeliği konusu rafa kalkınca, üyelikle alȃkalı refah artışı hayalleri de suya düştü.

2011 genel seçimlerinin kampanya döneminde öne çıkan bir söylem, AKP’nin “çıraklık” ve “kalfalık” dönemlerinin geride kaldığı, seçimin kazanılması durumunda “ustalık dönemi”nin başlayacağı idi. 2007, 2010 ve 2017’deki Anayasa referandumları öncesinde de söz konusu değişikliklerin ekonomiye olumlu yansıyacağı söylemleri ön plandaydı. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kabul edilmesiyle birlikte parlamenter sistemin prangalarından kurtularak bir şahlanış dönemine girileceğinin müjdesi verilmişti.

‘Terörsüz Türkiye’ ekonomiyi nasıl uçuracak?

2021 yılında uygulamaya başlanan ultra-düşük faiz politikaları da Türkiye Ekonomi Modeli olarak paketlenmiş, “uzun yıllardır bugüne hazırlandık; ne yaptığımızı biliyoruz; bu model Türkiye’yi uçuracak” denmişti. Tüm bu hikayelerin nasıl bittiğini hatırlatmama gerek olduğunu sanmıyorum. Yaşı yetmeyen gençler son 20 yılın ekonomik büyüme, enflasyon ve döviz kuru grafiklerine bakabilir.

Terörsüz Türkiye sürecinin başarıyla ilerlemesi elbette hepimizin dileği. Toplumsal barışın tesis edilmesinin ekonomik refaha çeşitli kanallarla olumlu katkı yapması da muhtemel. Ancak benzer hikayeleri çok duymuş olan vatandaşların işin ekonomik boyutuna odaklanıp, ekonomiye dair öngörüleri inandırıcı bularak sürece destek vermesi biraz iyimser bir beklenti olur. Şu an Ankara’nın enerjisinin büyük bir bölümü bu süreci ilerletmek için harcanıyor olsa da, aslında çok partili sistemin devamı, demokratik seçimler, yargı bağımsızlığı gibi konulardaki endişelerin giderilmesi, hem toplumsal barış hem de ekonomi için çok daha hayırlı olacaktır.