Morgan Stanley, altının 4. çeyrek için öngördüğü 4 bin 450 dolar/ons seviyesine beklenenden çok daha erken ulaşmasının ardından değerli metal için yükseliş beklentisini güçlendirdi. Banka, mevcut görünümün korunması halinde altın fiyatlarının 2027 yılında 5 bin dolar/ons seviyesinin üzerine çıkabileceğini öngörüyor.
Morgan Stanley analisti Amy Gower, altının 4 bin 450 dolar/ons seviyesindeki 4. çeyrek hedefini erken aşmasının piyasadaki güçlü talebe işaret ettiğini belirtti. Bankaya göre yükseliş potansiyeli devam etse de altın piyasasında oynaklığın yüksek kalması bekleniyor.
ETF’lerde yeniden giriş dönemi
Altındaki yükselişin temel dayanaklarından biri yatırımcıların altın destekli borsa yatırım fonlarına (ETF) yeniden yönelmesi. Morgan Stanley, Fed’in faiz artıracağı beklentilerinin zayıflaması ve doların değer kaybetmesinin ETF talebini desteklediğine dikkat çekiyor.
Mayıs ve haziran aylarında altın ETF’lerinden toplam 93 ton çıkış yaşanırken, temmuz ve ağustos aylarında tablo tersine döndü ve toplam 70 tonluk giriş gerçekleşti. Bu değişim, yatırımcıların altını yeniden portföylerinde koruyucu bir varlık olarak konumlandırmaya başladığını gösteriyor.
Morgan Stanley ekonomistleri, Fed’in 2026 sonuna kadar faiz oranlarında değişikliğe gitmesini beklemiyor. Faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesi durumunda ise altının, faiz getirisi sunmayan yapısı nedeniyle ek destek bulabileceği değerlendiriliyor.
Merkez bankaları da fiyatları destekliyor
Altın fiyatındaki yükselişi yalnızca finansal yatırımcı talebi açıklamıyor. Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme amacıyla gerçekleştirdiği alımlar da piyasadaki güçlü görünümün önemli unsurlarından biri.
Çin’in yıl başından bu yana 60 ton altın alması, 2023’ten bu yana en yüksek yıllık alımına işaret ediyor. Polonya’nın altın rezervlerine 82 ton ekleyerek toplam rezervini 632 tona çıkarması da merkez bankalarının altına yönelik ilgisinin sürdüğünü gösteriyor. Polonya’nın uzun vadeli hedefi ise rezervlerini 700 tona yükseltmek.
Bu tablo, altının yalnızca enflasyona karşı korunma aracı olarak değil, aynı zamanda merkez bankalarının rezerv stratejilerinde giderek daha önemli bir varlık olarak öne çıktığını gösteriyor.
Altın artık yalnızca faiz beklentilerini takip etmiyor
Morgan Stanley’nin dikkat çektiği en önemli değişimlerden biri ise altının reel faizlerle geleneksel ilişkisinden uzaklaşması. Normal şartlarda yüksek reel faizler altının cazibesini azaltırken, son dönemde altın fiyatının tahvil faizlerindeki hareketlere rağmen yükselmesi piyasada farklı dinamiklerin devreye girdiğini gösteriyor.
Bankaya göre yatırımcılar artık yalnızca faiz seviyesine değil, faizlerin arkasındaki mali risklere de odaklanıyor. Yüksek kamu borcu, bütçe ve mali sürdürülebilirlik endişeleri ile para birimlerinde değer kaybı ihtimali, altına yönelik talebi artıran unsurlar arasında bulunuyor.
ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını artırabileceğine yönelik açıklamalar da bu çerçevede altına ek destek sağlıyor.
4 bin 500 dolar seviyesi aşıldı
Altındaki yükselişin piyasa fiyatlamasına da yansıdığı görülüyor. Vadeli altın kontratları perşembe günü 4 bin 500 dolar/ons seviyesinin üzerinde kapanarak yeni zirvelere yaklaştı.
Ağustos vadeli Comex altın kontratı yüzde 0,6 yükselişle 4 bin 516,30 dolar/ons seviyesine çıktı. Aynı dönemde ağustos vadeli gümüş yüzde 3,5 değer kazanarak 68,026 dolar/ons seviyesine yükseldi.
5 bin dolar hedefinin önündeki riskler
Morgan Stanley’nin 2027 için 5 bin doların üzerindeki senaryosu güçlü talep dinamiklerine dayanıyor ancak bankaya göre yükseliş doğrusal olmayabilir. Yaklaşan ABD enflasyon verileri, Fed yetkililerinin açıklamaları ve Comex’teki kısa pozisyonların Nisan 2020’den bu yana en düşük seviyelere yakın bulunması, piyasada sert fiyat hareketleri riskini artırıyor.
Özellikle enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesi veya Fed’in daha sıkı para politikasına işaret etmesi, dolar ve tahvil faizlerini yukarı çekerek altın üzerinde kısa vadeli baskı oluşturabilir.
Buna karşın ETF girişlerinin devam etmesi, merkez bankalarının alımlarını sürdürmesi ve küresel mali risklerin fiyatlamalarda daha fazla ağırlık kazanması halinde altındaki yükseliş eğiliminin orta ve uzun vadede korunması mümkün görünüyor.
tclira.com



