Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizini 300 baz puan indirerek yüzde 43’e çektiği kararın ardından ekonomist Prof. Dr. Yakup Küçükkale’den kapsamlı bir değerlendirme geldi. Küçükkale, faiz indirimini makul bulurken, ekonomik istikrar için yalnızca para politikasının yeterli olmayacağını, kamu tasarrufunun ve harcama kısıcı maliye politikalarının şart olduğunu vurguladı.
Rezervler ve kur politikası açısından makul görünüm
Küçükkale, TÜİK’in enflasyon verilerinin doğru kabul edilmesi durumunda, reel faizin yüzde 11’den yüzde 8’e düştüğünü ve bunun carry trade girişlerini yavaşlatacak olsa da sürdüreceğini söyledi. Ayrıca, rezervler ve kur politikası açısından da kararın makul bir görünüm oluşturduğunu ifade etti.
“Bütçe üzerindeki faiz yüküne henüz spontane yansıması olmaz ama gelecek dönemler için bütçeye nefes alma imkanı sunar” diyen Küçükkale, en önemlisi reel kesimin kısmen rahatlayacağını vurguladı. “Sadece politika faizi değil, gecelik borç verme faizi de düşürüldü ). Bu, kredi maliyetlerinin önümüzdeki aylarda yaklaşık 300 baz puan azalmasına yol açacak, bu çok önemli” dedi.
“Kamu israfına son verilmeli”
Faiz indiriminin 250 değil de 300 baz puan olmasının ağustos ayında PPK toplantısı olmayışından kaynaklandığını düşündüğünü belirten Küçükkale, önemli bir uyarıda da bulundu:
“Sadece para ve faiz politikalarıyla enflasyonu istenen seviyelere indiremezsiniz. Harcama kısıcı maliye politikaları da devreye girmeli. Şu anda maliye politikalarında gelir artırıcı uygulamalar var, ancak harcama kısıcı politikalar henüz başlamadı. Sn. Şimşek’in de dile getirdiği gibi, daraltıcı maliye politikaları henüz devrede değil. Kamu israfına son verilmeli.”
Son dönemde kamu araç alımlarının satışların 31 katı olduğunu hatırlatan Küçükkale, “Nerede kamu tasarrufu? Sadece vergi artırımları ile dar gelirli sıkıştırılırsa başarılı bir dezenflasyon süreci mümkün olmaz. Üst gelir grubuna ve firma vergilendirmelerine yönelik düzenlemeler yapılmalı” dedi.



