Doç. Dr. Murat Bolelli, ekonomik sorunların yalnızca para politikaları ve faiz oranlarıyla çözülemeyecek bir boyuta ulaştığını belirtti. Enflasyon, işsizlik ve para piyasalarındaki dalgalanmaların gündemde olduğunu ifade eden Bolelli, asıl sorunun daha derinlerde yattığını vurguladı: insan sermayesi. Türkiye’nin yer altı kaynaklarına sahip olmayan bir ülke olarak üretime ve katma değerli ürünlere odaklanması gerektiğini belirten uzman, bu süreçte en büyük sermayenin nitelikli insan gücü olduğunu ifade etti. Ancak, mevcut eğitim sisteminin bu sermayeyi yeterince değerlendiremediğini ve gençlerin potansiyelini ortaya koyamadığını dile getirdi.
Eğitim sistemi alarm veriyor
Bolelli, geçtiğimiz hafta tartışılan TYT (Temel Yeterlilik Testi) ortalamalarının endişe verici olduğunu hatırlatarak, eğitim sisteminin iflasa doğru gittiğini ifade etti. Özellikle fen bilimleri, matematik ve felsefe gibi alanlarda öğrencilerin düşük başarı oranlarına dikkat çeken akademisyen, bu durumun gelecekte nitelikli doktorlar, mühendisler ve Ar-Ge uzmanları yetiştirme kapasitesini ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtti. Örneğin, üniversite sınavlarında biyoloji sorularında 13’te 2,5, fizik sorularında 14’te 1,7 doğru cevap ortalaması gibi rakamların, ülkenin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü yetiştirmekten uzak olduğunu vurguladı.
Bolelli, “Sevdiğiniz bir insanın, 13 biyoloji sorusundan sadece 2,5’ini doğru cevaplayabilen bir doktor tarafından tedavi edilmesini ister misiniz?” sorusuyla durumun ciddiyetini ortaya koydu. Aynı şekilde, matematik sorularında 40’ta sadece 6,7 doğru cevap verebilen bir mühendisin tasarladığı bir binada yaşamak ya da çalışmak isteyip istemeyeceğimizi sorguladı.
Beyin Göçü ve İş Gücü Krizi
Türkiye’nin bir diğer önemli sorunu ise beyin göçü. Bolelli, yüksek başarı gösteren öğrencilerin ve nitelikli iş gücünün yurtdışına gitme eğiliminde olduğunu belirtti. İstanbul’daki bazı okulların sınav sonuçlarını “gurur tablosu” olarak paylaşmasına rağmen, bu öğrencilerin çoğunun Kanada, Almanya gibi ülkelere gittiğini ve Türkiye’de kalmayı tercih etmediğini ifade etti. Bunun nedenleri arasında, liyakat sisteminin zayıflığı, sahte diploma gibi sorunlar ve gençlerin ülkede geleceğe dair umutlarının azalması yer alıyor.
Bolelli, “Gençler, ‘çok çalışıyorum, uykusuz kalıyorum, iyi bir üniversiteye girmek istiyorum ama günün sonunda hak etmeyenler o yerlere atanıyor’ diyor. Bu algı, gençlerin ülkeye olan umutlarını ve beklentilerini yok ediyor” dedi.

