Türkiye’de şirketlerin sosyal sorumluluk projelerine ilişkin çok sayıda haber yapıyoruz. Eğitimden çevreye, kültür-sanattan kadın istihdamına kadar hemen her alanda projeler açıklanıyor. Bazıları birkaç etkinliğin ardından unutuluyor, bazıları ise şirketlerin faaliyet raporlarındaki birkaç sayfadan öteye geçemiyor.
Kars’ta yakından gözlemlediğim Yarınlara Kartopu projesini bunlardan ayıran önemli bir özellik var. Projenin merkezinde şirket değil, çocuk ve aile bulunuyor.
Yapı Kredi, Cumhuriyet’in 100. yılında başlattığı projeyi 0-6 yaş arasındaki çocukların gelişimini desteklemek ve erken çocukluk dönemindeki fırsat eşitsizliğini azaltmak amacıyla hayata geçirdi. Prof. Dr. Selçuk Şirin’in öncülüğünde oluşturulan sistem, dijital eğitim içeriklerini, eğitim materyallerini ve sahadaki yüz yüze çalışmaları aynı çatı altında topluyor.
Geçen hafta Kars’ta düzenlenen etkinlikte Yarınlara Kartopu projesinin saha çalışmalarını bir grup gazeteci meslektaşımla gözlemleme imkanım oldu.
Prof. Dr. Selçuk Şirin ve kızkardeşi okul öncesi eğitmeni Derya Şirin, çocukları ve aileleri ile bir araya geldi. Etkinlikte, erken çocukluk döneminde çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimini destekleyen uygulamalar paylaşılırken; ebeveynlerin çocuklarının gelişim yolculuğundaki rolü, oyun temelli öğrenme yaklaşımı ve günlük yaşamda kolaylıkla uygulanabilecek gelişim destekleyici yöntemler ele alındı.
Burada Şirin kardeşlere bir parantez açmamız gerek…
New York Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Selçuk Şirin ve okul öncesi eğitim alanında uzman olan Derya Şirin’in zorluklarla dolu eğitim hayatı Ardahan’ın Göle ilçesinde başlıyor. Türkiye’deki başarılarının ardından dünyanın önde gelen üniversitelerinde eğitim alan Şirin kardeşler, yaşadıkları, gördükleri zorlukları başka çocuklar da yaşamasın diye çalışmalar yürütüyorlar.
Yarınlara Kartopu da bu çalışmalardan birisi.
Kars’ta düzenlenen toplantıda Yapı Kredi Kurumsal İletişim Direktörü Arda Öztaşkın proje için Selçuk Şirin ile olan ilk konuşmasından bahsetti. Pandemi döneminde yapılan konuşmada iki tarafın da ne kadar hevesli ve heyecanlı olduklarını Öztaşkın’ın ağzından sanki dün yaşanmış gibi dinledik.
Bu tarz projelerin de başarısı tam olarak burada başlıyor. Her iki tarafta gerçek anlamda bir inanç olması, beraberinde başarıyı da getiriyor.
Bunları özellikle yazmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sosyal sorumluluk projelerinde iyi bir fikrin ortaya çıkması tek başına yetmiyor. O fikrin bilimsel temele oturması, finansmanının sürdürülebilir olması, kurum içinde sahiplenilmesi, sahaya taşınması ve nihayetinde toplumun bundan haberdar edilmesi gerekiyor.
Yarınlara Kartopu’nda bu parçaların önemli ölçüde bir araya geldiğini Kars’ta görmek mümkün oldu.
Elbette buradaki başarıda Yapı Kredi Kurumsal İletişim Ekibi ve onlarla uyum içinde hareket eden PR ajansının da katkısı büyük. Doğru kullanıldığında iletişim, sosyal etkinin çarpanı olabiliyor.
***
Arda Öztaşkın, proje hakkında şunları söyledi:
“Yapı Kredi olarak kuruluş misyonumuz doğrultusunda yalnızca faaliyet alanımızda değil, toplumsal kalkınmaya katkı sağlayacak projeler üretmeyi de sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Kurucumuz Kâzım Taşkent’in, ‘Bizim gibi büyük kuruluşların iki görevi vardır. Birincisi, kendi iştigal konuları ile ilgili görevleri; ikincisi ise topluma karşı olan görevleridir.’ sözü bugün de bize yol göstermeye devam ediyor. Yarınlara Kartopu da bu anlayışın en güçlü yansımalarından biri. Çünkü biliyoruz ki güçlü bir toplumun temeli, çocukların hayata eşit fırsatlarla başlayabilmesinden geçiyor.
Bugün Yarınlara Kartopu, yüz binlerce aileye ulaşan, bilimsel bilgiye erişimi kolaylaştıran ve sahadaki uygulamalarla desteklenen güçlü bir sosyal etki platformuna dönüştü. Platformumuzda sunulan içeriklerin milyonlarca dakikalık öğrenme deneyimine dönüşmesi, ailelerin çocuklarının gelişimi için ortalama 32 saat ayırması ve Yapı Kredi Gönüllülerimizin katkısıyla bu bilginin Türkiye’nin dört bir yanına taşınması, projenin yalnızca ulaştığı kişi sayısını değil, ailelerin hayatında yarattığı gerçek etkiyi de ortaya koyuyor.
Bizim için çocuklarımızın potansiyelini ortaya çıkaracak her yatırım, ülkemizin geleceğine yapılan yatırımdır. Bu nedenle erken çocukluk döneminde fırsat eşitliğini güçlendirecek çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye ve daha fazla aileyi bilimsel ve güvenilir içeriklerle buluşturmaya devam edeceğiz.”

Mesele aslında okuldan çok önce başlıyor
Projeye dönecek olursak, Selçuk Şirin’in üzerinde durduğu temel nokta son derece önemli. Çocuğun geleceğini konuşmaya ilkokul sıralarında başladığımızda aslında oldukça geç kalmış oluyoruz.
Projenin resmi materyallerinde de erken çocukluk döneminin dil gelişiminden problem çözme becerilerine, sosyal ve duygusal gelişimden öğrenme kapasitesine kadar yaşam boyunca kullanılacak birçok yetkinliğin temelinin atıldığı dönem olduğu vurgulanıyor. Şirin’in yaklaşımında ebeveyn bu nedenle projenin bir dalı değil, merkezi aktörlerinden biri.
Yarınlara Kartopu’nun bence en değerli taraflarından biri tam burada ortaya çıkıyor.
Proje çocuğa bir şeyler dağıtmakla yetinmiyor, ebeveyni eğitmeye çalışıyor.
Çünkü üç yaşındaki bir çocuğun hayatını değiştirmek istiyorsanız yalnızca o çocuğa ulaşmanız yeterli değil. Onunla günün büyük bölümünü geçiren anneye, babaya ya da bakım verene de ulaşmanız gerekiyor.
Projenin internet sitesinde de programın 0-6 yaş çocukların gelişimine yönelik hazırlandığı eğitim videoları, dokümanlar, podcastler ve 0-3 ile 3-6 yaş gruplarına yönelik eğitim setleri içerdiği belirtiliyor.
Bu nedenle yapılan iş, klasik anlamda bir eğitim yardımı olmaktan çıkıyor.
Bir anlamda aileye yapılan erken çocukluk yatırımı haline geliyor.
Çocukların ilk ve en önemli öğretmenleri ebeveynleridir
Bir toplumun temelini oluşturan çocukların geleceğinin hayatın ilk yıllarında şekillendiğini vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Şirin şu ifadeleri kullandı:
“Bilimsel araştırmalar bize çok net bir gerçeği gösteriyor: Beynimizin gelişiminin büyük bölümü yaşamın ilk 6 yılında tamamlanıyor. Dil gelişiminden problem çözme becerilerine, sosyal ve duygusal gelişimden öğrenme kapasitesine kadar yaşam boyu kullanacağımız pek çok yetkinliğin temeli bu dönemde atılıyor. Bu nedenle erken çocukluk dönemine yapılan yatırım, hem çocukların yaşamı hem de toplumların geleceği açısından en yüksek getiriyi sağlayan yatırımlardan biri.
Ancak bu, yalnızca çocuklara yatırım yapmak anlamına gelmiyor. Çocukların ilk ve en önemli öğretmenleri ebeveynleridir. Çocukların gelişimini yalnızca doğdukları koşullar değil, ailelerinin doğru ve güvenilir bilgiye erişebilme imkânı da önemli ölçüde şekillendiriyor. İşte Yarınlara Kartopu’nu bu nedenle çok kıymetli buluyorum. Çünkü proje, bilimsel bilgiyi akademinin sınırları içinde bırakmıyor; uygulanabilir, güvenilir ve ücretsiz içeriklerle Türkiye’nin dört bir yanındaki ailelerin günlük yaşamına taşıyor.
Bir eğitimci olarak en büyük hayalim, Türkiye’de doğan her çocuğun okula başladığı gün kendini rahatça ifade edebilmesi, öğretmenini anlayabilmesi ve potansiyelini gerçekleştirebilecek güçlü bir başlangıç yapabilmesi. Bunun yolu, çocuk kadar aileyi de güçlendirmekten geçiyor. Aileyi güçlendiren her yatırımın, çocuğun geleceğine yapılan yatırım olduğuna inanıyorum. Yapı Kredi’nin Yarınlara Kartopu ile üstlendiği bu uzun soluklu sorumluluğu, ülkemizin geleceğine yapılan çok değerli bir yatırım olarak görüyorum.”
620 bin kullanıcı tesadüf değil
Rakamlar projenin ulaştığı ölçeği de ortaya koyuyor.
Yapı Kredi tarafından paylaşılan verilere göre Yarınlara Kartopu kapsamında uzman akademisyenler tarafından hazırlanan toplam süresi 18 saati aşan 212 eğitim videosu, podcast ve çeşitli eğitim materyalleri ücretsiz sunuluyor.
Platform yaklaşık 620 bin kullanıcıya ulaşmış durumda.
Web sitesine kaydedilen çocuk sayısı ise 320 bin 185.
Projeye dahil edilen çocukların yaş ortalaması yalnızca 2,87.
Daha önce sisteme dahil olup bugün altı yaşını geçmiş, bir başka ifadeyle projeden “mezun olmuş” çocuk sayısı da 85 bin 645.
Ailelerin eğitim içeriklerinde geçirdiği toplam süre 13 bin 824 güne, yani yaklaşık 38 yıla ulaşmış durumda. Paylaşılan verilere göre bir kullanıcı çocuğunun gelişimini desteklemek amacıyla platformda ortalama 32 saat geçiriyor.
Bence üzerinde durulması gereken rakamlardan biri de bu.
Çünkü sosyal sorumluluk projelerinde sık sık “kaç kişiye ulaşıldığı” açıklanıyor. Bir internet sitesine giren ya da bir etkinliğe katılan herkes istatistiğe dahil edilebiliyor. Oysa insanların bir eğitim platformunda zaman geçirmesi, içeriği tüketmesi ve bunu çocuklarının hayatına taşımaya çalışması çok daha anlamlı bir gösterge.
Projenin saha ayağı da büyüyor. Şimdiye kadar 22 yüz yüze şube eğitimi gerçekleştirildi. Bu yıl düzenlenen 54 TOG atölyesine 3 bin 78 kişi katıldı. Ayrıca 1000 Yapı Kredi gönüllüsü proje için eğitim aldı ve 200’ü aşkın atölye gerçekleştirildi.
Yapı Kredi’nin proje sitesinde gönüllülerin sahaya çıkmadan önce çocuklarla temas ve uygulayıcının rolü dahil çeşitli eğitimlerden geçtiğinin belirtilmesi de dikkate değer bir adım.
Selçuk Şirin’in çabası neden önemli?
Kars’ta beni etkileyen noktalardan biri Selçuk Şirin’in projeyle kurduğu ilişki oldu.
Akademisyenlerin sosyal sorumluluk projelerinde isimlerinin danışman olarak yer alması alışılmadık bir durum değil. Ancak bir projenin içeriğinin oluşturulmasından sahadaki anlatımına kadar meselenin peşinden koşmak başka bir şey.
Şirin’in savunduğu düşüncenin özü oldukça basit.
Bir ülkenin insan sermayesini güçlendirmek istiyorsanız işe mümkün olduğunca erken başlamalısınız.
Türkiye eğitimde fırsat eşitsizliğini çoğu zaman üniversite sınavı, lise başarısı ya da okul imkanları üzerinden tartışıyor. Oysa çocuklar okul kapısından ilk kez girdiklerinde aralarındaki farklar çoktan oluşmaya başlamış oluyor.
Kimin evinde kitap var?
Kiminle daha fazla konuşuluyor?
Kime soru sorması için alan açılıyor?
Kim oyun oynuyor?
Kim kendisini ifade etmeyi öğreniyor?
Hangi anne-baba çocuğunun davranışının arkasındaki gelişimsel süreci biliyor?
Ekonomik eşitsizlik bir süre sonra eğitim eşitsizliğine, eğitim eşitsizliği de gelir eşitsizliğine dönüşüyor. Böylece nesilden nesile aktarılan bir döngü ortaya çıkıyor.
İşte Yarınlara Kartopu’nun Türkiye açısından değerini burada görüyorum.
Bu proje sonuçta tek başına Türkiye’nin eğitim sorunlarını çözemez. Zaten herhangi bir şirketten ya da sivil toplum kuruluşundan böyle bir görev beklemek de gerçekçi olmaz.
Ama doğru noktaya müdahale ediyor.
***
Basın toplantısında Selçuk Şirin’e kendi çocukluğunu ve başarıya giden hikayesini sordum.
Köy Enstitüsü‘nden mezun olan yakınlarından ve evlerindeki kütüphaneden bahsetti.
Türkiye’nin en doğusunda ve en soğuk noktasında başlayan, daha sonra ABD’ye uzanan başarılı bir akademik kariyerin mihenk taşları bunlardı.
Selçuk Şirin kendisine ilham olan yolların benzerlerini milyonlarca çocuğa ulaştırmak istiyor.
Bu çocukların hayatında ne değişti?
Projede hedeflenen değişim bilimsel olarak da ortaya konabilirse, Yarınlara Kartopu yalnızca başarılı bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi olmaktan çıkar, Türkiye için örnek alınabilecek bir erken çocukluk modeli haline gelebilir.
Bir kartopu gerçekten büyüyebilir
Kars’tan dönerken bende kalan düşünce buydu.
Bir ülkenin geleceğini değiştirmek büyük laflarla başlamıyor.
Bazen iki yaşındaki bir çocukla konuşma biçimini değiştiren bir anneyle başlıyor. Bazen bir babanın çocuğuyla geçirdiği yarım saatle. Bazen daha önce çocuk gelişimi konusunda hiçbir kaynağa erişememiş bir ailenin telefonundan izlediği eğitim videosuyla.
Sonra o çocuk büyüyor.
Okula başlıyor.
Kendisini daha iyi ifade ediyor, öğrenmeye daha hazır hale geliyor ve belki de doğduğu evin ekonomik koşullarının çizdiği sınırların biraz daha dışına çıkabiliyor.
Selçuk Şirin’in çabasının, Yapı Kredi ekibinin projeyi sahiplenmesinin ve iletişim tarafında gösterilen emeğin bende karşılık bulmasının nedeni de bu.
Türkiye’de sosyal sorumluluk yapmak isteyen şirketlerin ve sivil toplum kuruluşlarının Yarınlara Kartopu’na bakmasını isterim. Birebir aynısını yapmak için değil, aynı uzun vadeli bakışı, bilimsel temeli, kurumsal sahiplenmeyi ve ölçeklenebilirlik anlayışını kendi alanlarına taşımak için.
Çünkü Türkiye’nin geleceği dediğimiz şey aslında çok uzaklarda değil.
Bugün iki, üç, dört yaşında olan çocukların geleceğinden söz ediyoruz.
Ve doğru yere atılan küçük bir kartopu, gerçekten büyüyebilir.
***
NOT: Kars’ta tarihi ve kültürel yerleri de gezme imkanımız oldu. Ani Harabeleri’nde sevgili meslektaşım, ağabeyim Remzi Özdemir ile birlikte ülke ekonomisine dair bir video çektik. İlgilenenler için linkini bırakıyorum: https://www.youtube.com/watch?v=8aff9dl89z0



