Borsa İstanbul’da uzun süredir tartışılan fiili dolaşım ve fonların şirketlerdeki pay sahipliği konusu artık küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye’ye ilişkin kararlarını etkilemeye başladı.
MSCI’nın haziran ayında Türkiye piyasası için yaptığı kapsamlı uyarı ve temmuz ayında Türk hisselerini şirket bazında incelemeye devam edeceğini açıklamasının ardından S&P Dow Jones Indices da Türkiye’yi 2027 izleme listesine aldı.
Son uyarı ise FTSE Russell’dan geldi.
FTSE Russell, 17 Ağustos 2026 tarihli “Türkiye – Index Treatment for the September 2026 Index Review” başlıklı açıklamasında, Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) yayımladığı yeni fiili dolaşım oranları konusunda önemli bir şeffaflık sorununa dikkat çekti.
MKK’nın yeni hesaplama yöntemi sorunu çözemedi
MKK, 15 Haziran 2026’dan itibaren SPK tarafından onaylanan yeni metodoloji doğrultusunda Türk şirketlerinin fiili dolaşım oranlarını hesaplamaya başladı.
Yeni sistemde, belirli fon yapıları üzerinden tutulan payların stratejik hissedarlara atfedilebildiği durumlarda söz konusu hisselerin fiili dolaşım dışında bırakılması mümkün hale geldi.
FTSE Russell düzenlemeyi olumlu bir adım olarak değerlendiriyor.
Ancak yeni yöntem başka bir sorunu ortaya çıkardı.
FTSE Russell’ın açıklamasına göre MKK tarafından yayımlanan fiili dolaşım oranları genel olarak FTSE Russell’ın kendi hesapladığı oranlardan daha düşük seviyede bulunuyor.
FTSE hesaplamalarını kamuya açıklanan şirket verilerine dayandırıyor ve bu hesaplamaların piyasa katılımcıları tarafından bağımsız şekilde yeniden üretilebilmesini esas alıyor.
MKK ise hangi fonların elindeki payların kısıtlı kabul edilerek fiili dolaşım dışında bırakıldığını açıklamıyor. Bunun yerine yalnızca şirket bazındaki toplam fiili dolaşım oranını yayımlıyor.
FTSE Russell tam olarak bu noktaya itiraz ediyor.
Kuruluş, MKK’nın hangi fon paylarını fiili dolaşım dışında bıraktığını göremediği için açıklanan oranları kendi “Free Float Restrictions” metodolojisiyle uzlaştıramadığını belirtiyor.
FTSE Türkiye için bazı değişiklikleri erteledi
Bu belirsizlik nedeniyle FTSE Russell, 21 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girecek Eylül endeks gözden geçirmesinde Türk hisselerine ilişkin bazı değişiklikleri erteleme kararı aldı.
Ertelenecek değişiklikler arasında yeni endeks girişleri ve halka arzların endekslere dahil edilmesi bulunuyor.
Ayrıca ağırlık düzeltme faktörünün sıfırdan pozitife çıkarılması ve fiili dolaşım oranlarındaki artışlar da ertelenecek.
Large, Mid, Small ve Micro Cap kategorileri arasındaki belirli segment değişiklikleri de uygulanmayacak. Ancak Large, Mid veya Small Cap kategorisinden Micro Cap’e düşen şirketlere ilişkin değişiklikler gerçekleştirilecek.
Kararın en dikkat çekici tarafı ise aşağı yönlü bazı değişikliklerin uygulanmaya devam edecek olması.
Artışlar ertelenecek, düşüşler uygulanacak
FTSE Russell, endeks kriterlerini kaybeden Türk şirketlerinin endekslerden çıkarılmasını sürdürecek.
Uzun süreli işlem durdurmalar, gözetim kriterleri, piyasa değeri çıkış seviyeleri veya likidite koşullarının kaybedilmesi nedeniyle yapılacak çıkarmalar uygulanmaya devam edecek.
Aynı şekilde üç aylık fiili dolaşım düşüşleri de FTSE’nin “buffer” kuralları çerçevesinde endekslere yansıtılacak.
Ağırlık düzeltme faktörünün pozitif bir değerden sıfıra indirilmesi de uygulanacak.
Böylece Türkiye açısından teknik olarak asimetrik bir durum ortaya çıkıyor: Fiili dolaşım artışı veya yeni endeks girişi gibi potansiyel olarak olumlu değişiklikler ertelenirken, fiili dolaşım düşüşleri ve endeksten çıkarmalar gibi aşağı yönlü değişiklikler uygulanmaya devam edecek.
FTSE Russell, MKK verilerini değerlendirmek ve Türk piyasa otoriteleriyle görüşmelerini sürdürmek için ek süreye ihtiyaç duyduğunu belirtti. Kuruluş, Türkiye’nin nasıl ele alınacağı konusunda Aralık 2026 endeks incelemesi öncesinde yeni bir açıklama yapacağını bildirdi.
İlk ciddi uyarı MSCI’dan geldi
FTSE’nin kararı tek başına değerlendirildiğinde teknik bir endeks metodolojisi tartışması olarak görülebilir. Ancak MSCI’nın Türkiye hakkında haziran ayında yaptığı açıklamalarla birlikte okunduğunda sorun daha geniş bir boyut kazanıyor.
MSCI, 23 Haziran’da açıkladığı 2026 Market Classification Review’da Türkiye piyasasında hisse sahipliği şeffaflığı ve olası koordineli işlemler konusunda uluslararası kurumsal yatırımcıların endişelerini açık biçimde kayda geçirdi.
MSCI’ya göre uluslararası yatırımcılar, Türkiye’de özellikle bazı küçük halka açık şirketlerle yakın bağlantılı fonların pay sahipliğini içeren tekrarlayan olası koordineli işlem örneklerine dikkat çekiyor.
MSCI, bu yapının bazı şirketlerin fiili dolaşım tahminlerini yapay biçimde yükseltebileceğini belirtti.
MSCI’nın 2026 Global Market Accessibility Review raporu da benzer uygulamaların özellikle Türkiye’deki küçük ölçekli halka açık şirketlerde görüldüğünü belirterek, bu sorunların fiyat oluşumunu bozabileceğine ve volatiliteyi artırabileceğine dikkat çekti. Kuruluş bu gelişmeler nedeniyle Türkiye’nin “Information Flow” kriterini aşağı çekti.
Kiler Holding’de fiili dolaşımı düşürdü
MSCI’nın uyarısının yalnızca teorik olmadığı ise Kiler Holding örneğinde ortaya çıktı.
MSCI, piyasa katılımcılarından gelen geri bildirimler sonrasında Kiler Holding’in fiili dolaşımını ayrıntılı şekilde incelemeye aldı.
12 Mayıs 2026’da açıklanan incelemenin sonucunda MSCI, belirli fonlar dahil bazı hissedarları “free float” statüsünden çıkararak “non-free float” olarak yeniden sınıflandırdı.
Bunun sonucunda Kiler Holding’in Foreign Inclusion Factor’ü (FIF):
0,25’ten 0,145’e düşürüldü.
Şirket yeni oranla endekste kalma kriterlerini karşılayamadı ve MSCI Global Small Cap endekslerinden çıkarıldı. MSCI aynı incelemeyi başka bazı Türk hisselerine de genişletti.
Bu örnek, fonların elindeki hisselerin gerçek fiili dolaşım olarak kabul edilip edilmemesinin yalnızca teorik bir metodoloji tartışması olmadığını, doğrudan şirketlerin küresel endekslerdeki yerini etkileyebildiğini gösteriyor.
MSCI Türk şirketlerini tek tek inceleyecek
MSCI, 6 Temmuz 2026’da yaptığı yeni açıklamayla Türkiye’ye yönelik yaklaşımını daha da netleştirdi.
Kuruluş, yatırım yapılabilirlik konusunda endişe tespit ettiği Türk hisselerini vaka bazında incelemeye devam edeceğinibildirdi.
MSCI gerekli gördüğü durumlarda şirketlerin fiili dolaşımını yeniden inceleyebilecek ve belirli fonların elindeki paylar dahil bazı hissedarları fiili dolaşımdan çıkarabilecek.
Bu tür kararların uygulamadan önce MSCI müşterilerine duyurulacağı da belirtildi.
Dolayısıyla artık küresel endeks sağlayıcısının MKK tarafından açıklanan fiili dolaşım oranını otomatik olarak kabul etmesinden değil, bazı Türk şirketlerinin sahiplik yapısını ayrıca inceleyebilmesinden söz ediliyor.
MSCI kasım için kritik mesaj verdi
MSCI Türkiye açısından kritik bir tarih de belirledi.
Kuruluş, Kasım 2026 MSCI Endeks İncelemesi’ne kadar Türkiye piyasasında yeterli, somut ve güvenilir ilerlemegörülmemesi halinde Türkiye’nin ve MSCI endekslerine girmeye uygun Türk hisselerinin nasıl ele alınacağı konusunda bir istişare süreci başlatabileceğini açıkladı.
Uluslararası yatırımcıların beklentileri arasında gerçek faydalanıcı sahipliğinin daha ayrıntılı ve zamanında açıklanması, koordineli işlemlere karşı güçlü gözetim ve yaptırım mekanizması oluşturulması ve yapısal olarak bozulmuş fiili dolaşıma sahip hisselerin belirlenmesi için şeffaf ve kurallara dayalı bir sistem kurulması bulunuyor.
MSCI, 6 Temmuz’daki açıklamasında da Türkiye piyasasının nasıl ele alınacağı konusunda Kasım 2026 Endeks İncelemesi öncesinde yeniden bilgilendirme yapacağını teyit etti.
S&P’den daha sert uyarı: Frontier riski
MSCI’nın ardından S&P Dow Jones Indices cephesinden gelen karar ise Türkiye’nin piyasa sınıflandırmasını doğrudan gündeme taşıdı.
S&P DJI, Türkiye’yi 2026/2027 ülke sınıflandırması kapsamında izlemeye aldı. Türkiye halen S&P DJI sisteminde Emerging Market, yani gelişmekte olan piyasa kategorisinde yer alıyor. S&P’nin küresel benchmark endekslerinde Türkiye’nin ağırlığı 15 Mayıs 2026 itibarıyla yüzde 0,90 seviyesinde bulunuyor.
S&P’nin ülke sınıflandırma sisteminde gelişmekte olan piyasa kriterlerini karşılamayan ancak asgari koşulları sağlayan piyasalar Frontier kategorisinde değerlendirilebiliyor.
Türkiye açısından tartışılan sorunların merkezinde de piyasa erişilebilirliği, yapısal sorunlar ve hisse sahipliği şeffaflığı bulunuyor.
Böylece fiili dolaşım ve sahiplik şeffaflığı tartışması yalnızca şirketlerin endeks ağırlıklarını değil, Türkiye’nin uluslararası piyasa sınıflandırmasını ilgilendiren daha geniş bir risk alanına dönüşmüş durumda.
Üç kuruluşun ortak sorusu aynı noktaya çıkıyor
MSCI, S&P Dow Jones Indices ve FTSE Russell’ın Türkiye konusunda aldığı kararlar birebir aynı değil.
MSCI özellikle fon sahiplikleri, olası koordineli işlemler, gerçek fiili dolaşım ve yatırım yapılabilirlik üzerinde duruyor.
S&P Dow Jones Indices konuyu piyasa erişilebilirliği, yapısal sorunlar, sahiplik şeffaflığı ve ülke sınıflandırması açısından değerlendiriyor.
FTSE Russell ise MKK’nın yeni fiili dolaşım oranlarının hangi fon paylarının dışarıda bırakıldığı açıklanmadığı için kendi metodolojisiyle uzlaştırılamamasına dikkat çekiyor.
Ancak üç kuruluşun uyarılarının ortak paydasında kritik bir soru bulunuyor:
Borsa İstanbul’da açıklanan fiili dolaşım oranları, uluslararası yatırımcının gerçekten serbest biçimde alıp satabileceği hisse miktarını ne ölçüde yansıtıyor ve bu oranların nasıl hesaplandığı bağımsız biçimde doğrulanabiliyor mu?
Sorun artık birkaç hisseyle sınırlı değil
Son gelişmeler, tartışmanın yalnızca birkaç spekülatif hisse veya fonla sınırlandırılamayacağını gösteriyor.
MSCI halihazırda Kiler Holding örneğinde bazı fon paylarını fiili dolaşımdan çıkardı ve benzer incelemeleri diğer Türk şirketlerine genişletti.
MSCI ayrıca yatırım yapılabilirlik konusunda sorun tespit ettiği Türk hisselerini vaka bazında incelemeye devam edeceğini resmen açıkladı.
Şimdi FTSE Russell’ın da MKK verilerinin ayrıntı düzeyini yeterli bulmayarak bazı Türkiye endeks değişikliklerini ertelemesi, sorunun uluslararası endeks sağlayıcıları açısından önemini daha da artırıyor.
Bir şirketin gerçek fiili dolaşımının daha önce kabul edilenden düşük hesaplanması, küresel endekslerdeki ağırlığının azalmasına veya şirketin endeksten tamamen çıkarılmasına neden olabilir. Endeksi takip eden fonlar açısından da bu durum portföy değişikliklerini beraberinde getirebilir.
Kiler Holding örneği bunun Borsa İstanbul açısından artık teorik bir risk olmadığını gösteriyor.
MSCI ve S&P’nin ardından FTSE’den gelen son karar, Türkiye sermaye piyasalarında gerçek faydalanıcı sahipliği, fon-şirket ilişkileri ve fiili dolaşım hesaplamalarının uluslararası standartlarda şeffaflaştırılmasının giderek daha kritik hale geldiğine işaret ediyor.
tclira.com


