Borsa İstanbul’da yatırımcıların kayıpları büyürken, aracı kurumların hisse senetlerine yönelik hedef fiyatları ile piyasadaki mevcut fiyatlar arasındaki fark açılıyor. Ekim ayında yüzde 10 gerileyen ve üst üste yedi haftayı düşüşle tamamlayan BIST 100 endeksinde, bazı şirketler için hesaplanan yükseliş potansiyeli yüzde 100’ü aşıyor. ÜNLÜ Menkul Değerler’in 2 Kasım 2026 tarihli araştırma bülteninde yer alan model portföy, dokuz hisse için yüzde 59 ile yüzde 200 arasında değişen getiri potansiyelleri ortaya koyuyor.
En yüksek getiri beklentisi yüzde 200
Araştırma raporunda en yüksek yükseliş potansiyeli TRMET kodlu hisse için hesaplanıyor. Hissenin hedef fiyatı 282,22 TL olarak belirlenirken mevcut fiyatına göre getiri potansiyeli yüzde 200 seviyesinde bulunuyor.
TRMET’i yüzde 92 getiri potansiyeliyle Sabancı Holding, yüzde 91 ile Tofaş ve yüzde 86 ile Medical Park izliyor.
BİM için yüzde 76, Akbank için yüzde 70 ve Koç Holding için yüzde 65 yükseliş potansiyeli hesaplanıyor.
Model portföydeki dokuz hissenin tamamında öngörülen yükseliş potansiyeli yüzde 50’nin üzerinde bulunuyor.
İşte en yüksek getiri beklenen hisseler
| Hisse | Hedef fiyat | Getiri potansiyeli |
| TRMET | 282,22 TL | %200 |
| SAHOL | 155,80 TL | %92 |
| TOASO | 403,00 TL | %91 |
| MPARK | 705,00 TL | %86 |
| BIMAS | 613,00 TL | %76 |
| AKBNK | 103,61 TL | %70 |
| KCHOL | 319,00 TL | %65 |
| EBEBK | 124,00 TL | %61 |
| YKBNK | 54,01 TL | %59 |
Tablodaki oranlar gerçekleşmiş getirileri değil, araştırma raporunun yayımlandığı tarihteki hedef fiyatlar üzerinden hesaplanan potansiyel yükselişleri gösteriyor. Hedef fiyatların gerçekleşeceğine ilişkin bir garanti bulunmuyor.
Banka hisselerinde yüzde 70’e varan beklenti
Model portföyde bankacılık sektöründen iki büyük şirket yer alıyor.
Akbank için 103,61 TL hedef fiyat belirlenirken yükseliş potansiyeli yüzde 70 olarak hesaplanıyor. Yapı Kredi için ise 54,01 TL hedef fiyat ve yüzde 59 getiri potansiyeli öngörülüyor.
Bankacılık hisselerine yönelik bu beklentiler, sektörün önümüzdeki dönemdeki kârlılık performansının ve faiz görünümünün yatırımcılar açısından önemini koruduğunu gösteriyor.
Bununla birlikte yüksek faiz ortamı, kredi büyümesi, fonlama maliyetleri ve takipteki alacakların seyri bankaların finansal performansını etkileyebilecek temel unsurlar arasında bulunuyor.
Bankacılık sektöründe bilanço büyüklüğünün yanı sıra aktif kalitesi ve sürdürülebilir kârlılık da hisse fiyatlarının geleceği açısından belirleyici olacak.
Holding ve otomotiv hisseleri öne çıkıyor
Model portföyde holding ve otomotiv sektöründeki şirketler de yüksek getiri beklentileriyle dikkat çekiyor.
Sabancı Holding için 155,80 TL hedef fiyat ve yüzde 92 yükseliş potansiyeli hesaplanırken, Koç Holding için 319 TL hedef fiyat ve yüzde 65 potansiyel getiri öngörülüyor.
Otomotiv sektöründen Tofaş ise yüzde 91 yükseliş potansiyeliyle listenin üst sıralarında yer alıyor. Şirket için belirlenen hedef fiyat 403 TL seviyesinde bulunuyor.
Otomotiv sektöründe iç talep, ihracat pazarlarındaki gelişmeler, üretim maliyetleri ve Avrupa ekonomisinin görünümü şirketlerin finansal performansını etkileyebilecek başlıklar arasında yer alıyor.
Holdinglerde ise iştiraklerin kârlılığı, finansal yatırımların performansı ve piyasa değerlemeleri önem taşıyor.
Perakende ve sağlık hisseleri de listede
Araştırma raporunda perakende sektöründen BİM ve Ebebek de bulunuyor.
BİM için 613 TL hedef fiyat ve yüzde 76 getiri potansiyeli hesaplanırken, Ebebek için 124 TL hedef fiyat ve yüzde 61 yükseliş potansiyeli öngörülüyor.
Sağlık sektöründen Medical Park ise yüzde 86 getiri potansiyeliyle dikkat çekiyor. Şirketin hedef fiyatı 705 TL olarak belirlenmiş durumda.
Perakende sektöründe tüketici talebi, enflasyon ve operasyonel maliyetler; sağlık sektöründe ise hizmet gelirleri ve faaliyet kârlılığı şirketlerin gelecek dönem performansını etkileyebilecek unsurlar arasında bulunuyor.
Borsa düşerken hedef fiyatlar neden yüksek?
Borsa İstanbul’da son dönemde yaşanan sert kayıplar, hisse senetlerinin mevcut piyasa fiyatları ile analistlerin belirlediği hedef fiyatlar arasındaki farkın büyümesine neden olabiliyor.
Hedef fiyatlar genellikle şirketlerin beklenen kârlılıkları, nakit akışları, büyüme potansiyelleri ve benzer şirketlerin piyasa değerlemeleri dikkate alınarak hesaplanıyor.
Ancak piyasalardaki satış baskısı nedeniyle hisse fiyatları gerilerken hedef fiyatların aynı hızda aşağı yönlü güncellenmemesi, hesaplanan yükseliş potansiyelinin büyümesine yol açabiliyor.
Bu nedenle yüzde 100 veya yüzde 200 gibi yüksek potansiyel getiri oranları, söz konusu hisselerin mutlaka bu ölçüde yükseleceği anlamına gelmiyor.
Hedef fiyatların hangi tarihte belirlendiği, hangi varsayımlara dayandığı ve güncel piyasa koşullarını ne ölçüde yansıttığı da yatırımcıların değerlendirmesinde önem taşıyor.
Yatırımcı güveni belirleyici olacak
Borsa İstanbul’da ekim ayında yaşanan yüzde 10’luk kayıp, sermaye piyasalarının içinde bulunduğu kırılganlığı yeniden gündeme taşıdı.
BIST 100 endeksinin yedi haftadır gerilemesi ve 11.000 puan seviyesinin altına inmesi, piyasalarda satış baskısının sürdüğünü gösteriyor.
Öte yandan bazı hisseler için yüzde 200’e ulaşan yükseliş potansiyelleri hesaplanması, analistlerin şirket değerlemeleri ile yatırımcıların piyasada oluşan fiyatları arasında dikkat çekici farklılıklar bulunduğunu ortaya koyuyor.
Ancak bu farkın kapanması için yalnızca şirketlerin finansal performansının güçlü olması yeterli olmayabilir. Ekonomik istikrar, faiz beklentileri, piyasadaki likidite ve yatırımcı güveni de hisse senetlerinin geleceği açısından önem taşıyor.
Sermaye piyasalarında güvenin zayıfladığı, yüksek faizlerin alternatif yatırım araçlarını cazip tuttuğu bir ortamda hedef fiyatların gerçekleşmesi daha da zorlaşabilir.
Borsa İstanbul’da bundan sonraki süreçte yatırımcıların yanıt arayacağı temel soru ise şirketler için hesaplanan yüksek getiri potansiyellerinin ne ölçüde fiyatlara yansıyacağı olacak.
tclira.com


