Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar


sigorta-haftasi

ata-yatirim


Advertisement

TSB Başkanı Ahmet Yaşar’dan OVP mesajı: Sigorta sektörü kritik rol üstlenecek

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, yeni Orta Vadeli Program’ın (OVP) sigorta sektörü açısından önemli fırsatlar barındırdığını belirtti. Yaşar, afetlere karşı finansal dayanıklılığın artırılması, uzun vadeli tasarrufların güçlendirilmesi, ihracat sigortalarının yaygınlaştırılması ve banka dışı finansmanın geliştirilmesinde sigorta sektörünün stratejik bir rol üstlenebileceğini ifade etti.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, yeni Orta Vadeli

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, yeni Orta Vadeli Program’da afetlere karşı finansal dayanıklılık, uzun vadeli tasarruflar, ihracat sigortaları ve banka dışı finansmanın güçlendirilmesine yönelik hedeflerin sigorta sektörü açısından önemli bir alan açtığını belirtti. Yaşar, “Sigorta sektörü, OVP hedeflerinin gerçekleşmesine katkı sağlayacak stratejik sektörlerin başında gelmektedir” dedi.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık dönemine ilişkin temel politika ve hedefleri ortaya koyan yeni Orta Vadeli Program’ı (OVP) değerlendirdi.

Programda dezenflasyon ve sürdürülebilir büyümenin yanı sıra yatırımların, üretimin ve ihracatın desteklenmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması, uzun vadeli tasarrufların artırılması, yeşil ve dijital dönüşüm ile ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesine yer verilmesinin önemli olduğunu belirten Yaşar, özellikle “dayanıklılık” başlığının sigorta sektörü açısından öne çıktığını söyledi.

Enerji ve su arz güvenliğinden tarıma, stratejik sektörlerden afet risklerine kadar geniş bir alanda ekonomik risklerin bulunduğuna dikkat çeken Yaşar, sigortacılığın risklerin önceden yönetilmesi, ekonomik kayıpların paylaşılması ve kamu maliyesi üzerindeki yükün azaltılması açısından temel finansal araçlardan biri olduğunu ifade etti.

Depreme 2027’de 10 milyar dolarlık ek harcama

Yaşar, 6 Şubat depremlerinin afet risklerinin ekonomik ve mali boyutunu ortaya koyduğunu belirterek, 2023-2026 döneminde 2026 yılı fiyatlarıyla deprem harcamalarının 5,4 trilyon TL’ye, yaklaşık 104 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini kaydetti. Toplam harcamanın yaklaşık 116 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesinin öngörüldüğünü aktaran Yaşar, 2027 yılında ise yaklaşık 10 milyar dolarlık ilave harcama beklendiğine dikkat çekti.

Bu tablonun afetlerin yalnızca insani ve sosyal değil, kamu maliyesi açısından da büyük bir risk oluşturduğunu gösterdiğini belirten Yaşar, afet sonrası kayıpların kamu kaynaklarıyla karşılanmasının yanı sıra afet öncesinde riskleri azaltacak politikaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Yaşar, kentsel dönüşümün hızlandırılması ve kalan riskin daha büyük bölümünün sigorta, reasürans ve sermaye piyasaları aracılığıyla paylaşılması gerektiğini ifade ederek, Zorunlu Afet Sigortası’nın kapsamının genişletilmesinin de finansal dayanıklılığın artırılmasında önemli rol oynayacağını söyledi.

İhracat sigortaları daha etkin kullanılmalı

OVP’de ihracat sigortalarının daha etkin kullanılmasına yönelik yaklaşımın da önemli olduğunu belirten Yaşar, Türkiye’nin ihracat hedefleri büyürken şirketlerin ticari ve politik risklere karşı korunmasının yeni pazarlara açılmayı kolaylaştıracağını ifade etti.

Sigortanın ihracat politikasını tamamlayan tali bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Yaşar, sektörün finansmanla birlikte ihracat politikalarının temel araçlarından biri haline gelmesi gerektiğini kaydetti.

Banka dışı finansman güçlenecek

Programda banka dışı finansal kuruluşların geliştirilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasına yönelik hedeflere de değinen Yaşar, Türkiye’nin ağırlıklı olarak bankacılık sistemi üzerinden finanse edilen yapıdan daha dengeli bir finansal mimariye geçişinin önem taşıdığını söyledi.

Sigorta, emeklilik, sermaye piyasaları ve diğer banka dışı finansal kuruluşların finansman sistemindeki ağırlığının artırılması gerektiğini belirten Yaşar, sigorta ve emeklilik sektörlerinin büyümesinin hem risklerin daha geniş bir tabana yayılmasına hem de ekonomiye uzun vadeli kaynak sağlanmasına katkıda bulunacağını ifade etti.

BES ve hayat sigortaları uzun vadeli kaynak sağlayacak

OVP’de uzun vadeli tasarrufların artırılmasına yönelik hedeflerin sigorta ve emeklilik sektörü açısından özel önem taşıdığını belirten Yaşar, hayat sigortaları ile Bireysel Emeklilik Sistemi’nin büyümesinin bireylerin geleceklerini güvence altına almasının yanı sıra ekonominin ihtiyaç duyduğu uzun vadeli yerli kaynakların oluşmasına katkı sağlayacağını söyledi.

Tasarrufların uzun vadeye yönlendirilmesinin sermaye piyasalarının derinleşmesini de destekleyeceğini ifade eden Yaşar, Türkiye’nin yatırımlarını daha güçlü bir yerli finansman tabanıyla destekleyebilmesi açısından bu alanın stratejik önem taşıdığını kaydetti.

Yeşil ve dijital dönüşüm yeni sigorta alanları yaratıyor

Yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması hedefinin sigorta sektörü açısından yeni fırsatlar oluşturduğunu belirten Yaşar, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, iklim riskleri, yeni teknolojiler ve dijital altyapı yatırımlarının beraberinde yeni riskler getirdiğini söyledi.

Sigortanın yalnızca gerçekleşen risklerin mali sonuçlarını karşılayan bir mekanizma olmadığını vurgulayan Yaşar, sektörün yatırımların önünü açan, finansmana erişimi destekleyen ve yatırımların sürdürülebilirliğini güvence altına alan bir araç olduğunu ifade etti.

Dezenflasyon sigortacılıkta yeni dönem başlatacak

Yaşar, dezenflasyon sürecinin sigorta sektöründe de yeni bir dönemin kapısını açacağını belirterek, sektörün önümüzdeki dönemde enflasyon kaynaklı nominal prim büyümesinden reel büyümeye geçişe odaklanması gerektiğini söyledi.

Prim büyüklüğünün yanı sıra poliçe ve sigortalı sayısının artırılması, finansal gelirler yerine sürdürülebilir teknik kârlılığın güçlendirilmesi ve sigorta penetrasyonunun yükseltilmesinin sektörün temel gündemleri arasında olacağını belirten Yaşar, Türkiye’de koruma açığının azaltılması ve daha geniş kesimlerin sigorta güvencesine erişmesinin öncelikli hedefler arasında yer aldığını ifade etti.

Yaşar, sigorta sektörünün OVP’nin sonuçlarından yararlanacak sektörlerden biri olmanın ötesinde program hedeflerinin gerçekleşmesine doğrudan katkı sağlayabilecek bir konumda bulunduğunu belirterek, “Afetlerin kamu maliyesi üzerindeki yükünün azaltılmasından ihracatın güvence altına alınmasına, yatırımların korunmasından uzun vadeli tasarrufların artırılmasına, yeşil dönüşümden finansal sistemin derinleşmesine kadar geniş bir alanda sektörümüzün üstlenebileceği önemli sorumluluklar bulunuyor” dedi.

TSB’nin OVP’nin tamamını sigorta sektörü açısından ayrıntılı olarak değerlendireceğini kaydeden Yaşar, programdaki hedeflerin sigortacılık, emeklilik ve reasürans sektörlerine etkilerinin analiz edileceğini, sektörün bu hedeflere katkısını artıracak önerilerin de ilgili kamu kurumları ve paydaşlarla paylaşılacağını bildirdi.

tclira.com