Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar

Denizbank Reklam

Prof. Dr. Küçükkale’den BES kararına dikkat çeken eleştiri: Kısa vadeli tasarruf için uzun vadeli hedefler feda edildi

Prof. Dr. Yakup Küçükkale, BES devlet katkı payının %30’dan %20’ye indirilmesini eleştirdi. Küçükkale, kararın kısa vadeli bir tasarruf için uzun vadeli tasarruf kültürünü zedelediğini vurguladı.

Prof. Dr. Yakup Küçükkale, BES devlet katkı payının %30’dan %20’ye

Ekonomist Prof. Dr. Yakup Küçükkale, BES (Bireysel Emeklilik Sistemi) devlet katkı payının %30’dan %20’ye düşürülmesini sosyal medya üzerinden değerlendirdi. Küçükkale, kararın Türkiye ekonomisi için gerekli yapısal dönüşümü engellediğini söyledi.

“Hem ilginç hem de çok yazık..”

“Türkiye ekonomisi bir tüketim toplumu. Gelirin %80’den fazlası tüketime gidiyor, marjinal tasarruf eğilimi ise sadece %15-18 civarında. Bu yapıyı kırmak için %30’luk devlet katkısı önemliydi” diyen Küçükkale, katkının düşürülmesini “uzun vadeli yapısal bir projeyi günü kurtarmak için çöpe atmak” olarak nitelendirdi.

Küçükkale, bütçe tasarrufu gerekçesiyle alınan bu kararın yanlış olduğunu ifade ederek, alternatif tasarruf kalemlerinin varken BES üzerinden kısıntıya gidilmesini eleştirdi.

Prof. Dr. Küçükkale paylaşımında, kendi BES’i olmadığını belirterek, değerlendirmesinin kişisel menfaatten bağımsız olduğunu da vurguladı.

Küçükkale’nin söz konusu paylaşımı şöyle:

BES KARARI YANLIŞTIR (Not: BES’im yok) Geçenlerde alınan (ya da alınması düşünülen) bir karara ilişkin haber görünce hemen ilk tepkimi zaten paylaşmıştım. Aradan bir süre daha geçsin ki, daha sağlıklı düşünme fırsatı bulayım istedim. Düşüncem netleşti. Karar yanlış! Şimdi (mümkün olduğu kadar) kısa bir şekilde sebeplerini açıklayalım. Öncelikle bu kararın muhtemel sebebini bir hatırlayalım. BES devlet katkı payı neden %30’dan %20’ye indiriliyor? Çünkü bütçe üstünde yük oluşturduğu düşünülüyor. Maksat bütçe harcamalarını azaltıp mali disipline katkı sağlamak! O zaman sorarlar: Bütçe disiplini için bula bula bu kalemi mi buldunuz? Başka kısacak kalem yok muydu? Kamu harcamaları içerisinde “israf” diye nitelendirebileceğimiz onlarca kalem bulunuyor.

Bakın şöyle bir örnek vereyim: BES katkı payının %30’dan %20’ye indirilmesi yaklaşık olarak 44 milyar TL’lik bir tasarruf sağlayacakmış (ben hesaplamadım, hesaplayanlar öyle söylüyor). Ama 2024 yılı KÖİ Hazine garantileri için bütçeden ayrılan ödenek 162,4 milyar TL… 2025 bütçesinde ne kadar ayrıldı bilmiyorum. Başka söze gerek var mı? Kısacak o kadar çok şey varken kalkıp da buradan kısmak, en hafif tabiriyle “dostlar alışverişte görsün” ayaklarına yatmaktır… Oysa bu %30’luk katkı payı çok önemli bir “yapısal reformun gerçekleştirilmesi” için gerekliydi. Yapısal reform konusunda gayet ciddiyim. Şaka yapmıyorum. Türkiye ekonomisini tüketim ekonomisi olmaktan çıkarıp tasarruf ekonomisine geçiş için alınmış bir karardı.

“Türkiye ekonomisi gerçekten bir tüketim ekonomisi mi”

Yani gayet ciddi bir yapısal dönüşüm hedefi söz konusuydu… Şimdi de şunu sorup cevap bulmaya çalışalım: Türkiye ekonomisi gerçekten bir tüketim ekonomisi mi? Hemen mevcut verilere bakalım: Türkiye’nin marjinal tasarruf eğilimi %15-18 aralığında. Yani %20 bile değil. Bu ne demek? Gelirin %80’den fazlası tüketime gidiyor demek… Peki diğer ülkelerde durum ne? Hollanda’da marjinal tasarruf eğilimi %33, Almanya ve Fransa’da %20-30 aralığında.

Diyeceksiniz ki “onlar gelişmiş ülke, bizimle kıyas doğru olmaz”. Tamam başka ülkelere bakalım o zaman. İspanya ve/veya Litvanya gibi daha az gelişmiş ekonomilerde bile marjinal tasarruf eğilimi %22’den daha yüksek. Bizimki %15-18 civarı. Herhalde “tüketim toplumu” olduğumuzu daha açık ifade etmenin başka bir yolu yok… Tüketim toplumuyuz… İşte bu yapıyı kırmak için gerekliydi %30’luk devlet katkısı. Şimdi sen bu oranı %20’ye indirerek adeta “Yapısal dönüşümden vazgeçtim, tüketim toplumu olmaya devam edelim” demektir. Çok önemli ve uzun vadeli bir hedefi, kısa vadeli (adeta günlük) politikalara yem etmektir. Günü kurtarmak için gelecekten vaz geçmektir. Neyse, çok uzattım farkındayım. Kısaca toparlayıp bitiriyorum: Başlıkta da belirttiğim üzere benim BES’im yok. Yani menfaatim gereği bu şekilde konuşuyor değilim. Her zaman olduğu gibi doğru bildiğim şeyi söylüyorum. Uzun vadeli bir yapısal dönüşüm projesi, günü kurtarmak için çöpe atıldı. Hani, tasarruf için başka şansımız kalmasa anlarım. O kadar alternatif arasından sen kalk, ekonomiye en gerekli icraatı törpüleyerek başla. Hem ilginç hem de çok yazık… Tüketim toplumu olmaya devam. Oyna devam!

tclira.com