Dünyanın en büyük konteyner taşımacılığı şirketlerinden Mediterranean Shipping Company (MSC), Akdeniz ve Karadeniz çıkışlı bazı hatlarda “acil yakıt ek ücreti” uygulamasına geçeceğini açıkladı. Şirketin yayımladığı bilgilere göre Akdeniz ve Karadeniz’den Hindistan alt kıtası, Kızıldeniz ve Doğu Afrika’ya taşınan yüklerde konteyner başına ek ücret uygulanacak.
Şirket bu kararın gerekçesi olarak Orta Doğu’da yaşanan savaşın enerji fiyatlarını hızla yükseltmesini ve deniz taşımacılığındaki risklerin artmasını gösterdi. Küresel ticarette navlun maliyetlerini doğrudan etkileyen bu gelişme, uluslararası ticaret zincirinde yeni bir maliyet dalgasının başladığına işaret ediyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki risk fiyatları tırmandırıyor
Navlun maliyetlerindeki artışın arkasındaki en önemli nedenlerden biri Hürmüz Boğazı’nda yükselen jeopolitik riskler. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu kritik geçitte yaşanan gerilim enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor.
Petrol fiyatlarının yükselmesi yalnızca enerji maliyetlerini artırmakla kalmıyor, deniz taşımacılığında kullanılan yakıt giderlerini de büyütüyor. Bu nedenle konteyner taşımacılığı yapan şirketler artan maliyetleri navlun ücretlerine yansıtmak zorunda kalıyor.
Dünya enflasyonu yeniden yükselebilir
Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 80’i deniz taşımacılığı ile gerçekleştiriliyor. Bu nedenle navlun fiyatlarındaki artış üretim maliyetlerinin dünya genelinde yükselmesine neden oluyor.
Enerji ve lojistik maliyetlerindeki artış özellikle sanayi üretiminde kullanılan ara malların fiyatlarını yukarı çekiyor. Bu durumun önümüzdeki dönemde küresel enflasyonu yeniden hızlandırabilecek bir maliyet dalgası yaratabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye için yeni maliyet şoku
Bu gelişmeler Türkiye ekonomisini de doğrudan etkileyebilir. Türkiye enerji ve ara malı ithalatına yüksek derecede bağımlı bir ekonomi olduğu için deniz taşımacılığındaki maliyet artışları ithalat fiyatlarını hızla yükseltebiliyor.
Navlun ücretlerinin artması ithal edilen ürünlerin maliyetini büyütürken bu durum üretim zinciri boyunca fiyatlara yansıyabiliyor. Özellikle enerji, gıda ve sanayi üretiminde kullanılan ara mallarında maliyet baskısının artması Türkiye’de enflasyonun yeniden yükselmesine yol açabilecek riskler arasında görülüyor.
Merkez Bankası için zor bir dönem
Artan enerji ve taşımacılık maliyetleri Türkiye’de enflasyonla mücadeleyi de zorlaştırabilir. Küresel maliyet baskılarının arttığı bir ortamda fiyat istikrarını sağlamak daha karmaşık hale geliyor.
Ekonomistler enerji fiyatlarının yükselmesi ve navlun maliyetlerindeki artışın Türkiye’nin ithalat faturasını büyütebileceğini ve bunun hem cari denge hem de enflasyon üzerinde yeni bir baskı yaratabileceğini belirtiyor. Bu nedenle Orta Doğu’daki savaşın yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel ticaret maliyetleri üzerinden Türkiye ekonomisini ve para politikasını da doğrudan etkileyebileceği değerlendiriliyor.
