TC Lira TV’de tclira.com Genel Yayın Yönetmeni Taylan Büyükşahin’e konuşan Prof. Dr. Yakup Küçükkale, Merkez Bankası’nın 100 baz puanlık faiz indiriminin beklentileri karşılamadığını, reel faiz makasının daha da daralmasının zor olduğunu söyledi. CHP’ye kayyum ihtimalinin kalkmasının piyasada kısa süreli rahatlama yarattığını ekledi.
Prof. Dr. Yakup Küçükkale, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizini 100 baz puan indirmesini değerlendirirken, kararın “kimseyi mutlu etmediğini” belirtti.
“Faiz kararı kimseyi tatmin etmedi”
Küçükkale, toplantı takvimi ve beklentilere işaret ederek, “Benim beklentim iki PPK toplantısı vardı; bu ay pas geçilseydi aralık ayında indirimlere devam edilebilirdi. Bir pas beklentim vardı. Birçok kişi ‘faiz indirimlerine devam edilebilir’ diyordu; 100 baz puan da, 15 baz puan da konuşuldu. Ancak çıkan karar ne şiş yansın ne kebap misali orta yol oldu, kimseyi tatmin etmedi” dedi.
Enflasyon görünümüne dikkati çeken Küçükkale, reel faiz marjının daraldığını ve Merkez Bankası’nın manevra alanının kısıldığını vurguladı. İki yıllık tahvil getirilerinden hareketle yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 30–35 aralığında olduğunu söyleyen Küçükkale, şu anki politika faizinin bu göstergelerle birlikte reel faizi yaklaşık yüzde 4–4,5 seviyesine çektiğini belirtti. “Eğer faizler daha da indirilirse negatif reel faize geçme riski var” uyarısını yaptı.
“CHP kararı piyasaları olumlu etkiledi”
Küçükkale, CHP’ye yönelik kayyum ihtimalinin gündemden kalkmasının piyasalarda kısa süreli rahatlama yarattığını, fakat bunun kalıcı olmadığını düşündüğünü ifade etti. Yabancı yatırımcıların siyasi gelişmelere karşı hassas olduğunu anımsatan Küçükkale, 19 Mart sürecinde yaşanan yabancı sermaye çıkışını hatırlatarak benzer bir olumsuz sonucun yeniden yaşanmasının ekonomik dalgalanmalara neden olabileceğini söyledi. Mahkeme kararının ardından CDS’lerde ve piyasa göstergelerinde olumlu bir tepki gözlemlendiğini de sözlerine ekledi.
Küçükkale, enflasyonla mücadele ve büyüme desteği arasında Merkez Bankası’nın bir denge arayışı içinde olduğunu, mevcut kararların bu arayışın yansıması olarak okunabileceğini belirtti.

