Doç. Dr. Oğuz Demir Günübirlik Politikalar, Kaybolan Yarınlar başlıklı değerlendirmesinde Türk ekonomisindeki dikkat çeken noktalara değindi. Demir, Borsa İstanbul’da kırılan rekoru ekonomiye duyulan güven olarak yorumlamanın yanıltıcı olacağını söyledi.
“Bugünkü yükseliş ekonomiye duyulan sarsılmaz güvenin değil, paranın kaçabileceği başka bir liman bulamamasının sonucudur”
.Demir, “Resmî enflasyon %33,5 görünse de sokakta hissedilen oran %50’lere dayanıyor. Faiz indirimleri sonrası bankaların sunduğu mevduat faizleri reel getiri sağlamıyor. Döviz kuru sıkı denetim altında, altın zirve sonrası soluklanmış durumda. Geriye, ileriye dönük daha yüksek getiri sunabilecek tek seçenek Borsa. Bugünkü yükseliş ekonomiye duyulan sarsılmaz güvenin değil, paranın kaçabileceği başka bir liman bulamamasının sonucudur” dedi.
Temmuz sonunda yapılan 300 baz puanlık faiz indirimi ve Moody’s’in beklenen not artışının kısa vadeli bir etki yarattığını belirten Demir, bunun yapısal sorunları çözmeyen geçici bir pansuman olduğunu vurguladı.
Vergi rekortmenleri ve servet dağılımına da dikkat çeken Demir, Türkiye’nin ekonomik dönüşümünü şöyle özetledi:
2000’ler: Sanayi devleri Koç, Sabancı, Arçelik, Tüpraş listenin başındaydı; rekabetin anahtarı “know-how” yani bilgi üretimiydi.
2010’lar: İnşaat ve enerji öne çıktı; büyük kazançlar kamu projelerinden sağlandı, rekabet “know-who”ya kaydı.
2020 sonrası: Teknoloji odaklı girişimler öne çıkmaya başladı, ama vergi rekortmenleri arasında bankalar hâlâ ezici üstünlükte; 2024’te ilk 10’dan 7’si banka.
Sanayi’nin payı düşüyor
Türk sanayisine ilişkin değerlendirmesinde Demir, “Sanayinin payı düşüyor, yüksek teknoloji ihracatı sınırlı. Sanayide çalışan oranı %18 civarında, hizmetlerde %55’i aşıyor. Güçsüz sanayi ve güçlü TL birleşince ithalat bağımlılığı artıyor, yatırım politikası sanayiden uzaklaştı” dedi.
“Kaynaklarımızı üretime değil verimlilik yaratmayan sektörlere harcadık”
Dani Rodrik’in kavramsallaştırdığı erken sanayisizleşmeye dikkat çeken Demir, “Almanya ve Güney Kore sanayiyi güçlendirerek kişi başı gelirlerini artırdı. Biz ise sanayiden uzaklaştık. Sanayinin istihdamdaki payı %25’lerden %20’ye indi, hizmet sektörü işgücünün %58’ini yutuyor. Kaynaklarımızı teknolojiye ve üretime değil, verimlilik yaratmayan sektörlere aktardık” ifadelerini kullandı.
Borsa rekorlarına dair uyarısını sürdüren Demir, şunları söyledi:
“Bugün borsada kırılan rekor, sağlıklı bir iyileşmenin değil, alternatifsizliğin şişirdiği bir köpükten ibaret. Kalıcı refah borsa koridorlarından değil; fabrikaların bacalarından, iyi bir eğitim sisteminden, üniversitelerden ve AR-GE merkezlerinden geçer. Bu dönüşümü başaramazsak, bugünkü rekorlar temeli çürük bir binanın en üst katında verilen tehlikeli bir partiden öteye gitmeyecektir.”
