ABD Merkez Bankası’nın (Fed) temmuz toplantısında politika faizini sabit bırakmasının ardından New York Fed Başkanı John Williams’tan gelen açıklamalar, para politikasında “şahin” duruşun tamamen terk edilmediğini ortaya koydu. Enflasyonun yılın ikinci yarısında gerilemesini beklediğini belirten Williams, fiyat baskılarının Fed’in yüzde 2 hedefiyle uyumlu bir patikaya girmemesi halinde faiz artırımının yeniden gündeme gelebileceğini söyledi. Bu mesaj, Fed içinde faiz politikasına ilişkin görüş ayrılıklarının belirginleştiğine işaret etti.
Fed içinde görüş ayrılığı büyüyor
Temmuz toplantısında politika faizinin sabit tutulması kararı 9’a karşı 3 oyla alındı. Faizlerin artırılması yönünde oy kullanan üç üye, enflasyonun uzun süredir hedefin üzerinde seyretmesini gerekçe gösterirken, Williams mevcut faiz seviyesinin fiyat baskılarını kontrol altına almak için yeterli olduğunu savundu. Ancak enflasyonda kalıcı bir düşüş görülmemesi halinde para politikasının yeniden sıkılaştırılabileceğini vurguladı.
Uzmanlar, üç karşı oyun Fed içinde uzun süredir görülmeyen ölçüde belirgin bir fikir ayrılığına işaret ettiğini değerlendiriyor.
Fed’in odağında çekirdek enflasyon var
Williams’ın açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri de çekirdek PCE enflasyonu oldu. Fed’in en yakından izlediği enflasyon göstergesi olan çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) endeksi haziran ayında yıllık yüzde 3,3 seviyesinde gerçekleşti. Manşet PCE enflasyonu ise yüzde 3,7 olarak açıklandı.
Fed yönetimi, kısa vadeli dalgalanmalardan ziyade enflasyonun yüzde 2 hedefine doğru kalıcı biçimde yönelmesini görmek istiyor. Bu nedenle önümüzdeki aylarda açıklanacak çekirdek enflasyon verileri, para politikasının seyrinde belirleyici olacak.
Piyasalar yeniden faiz artırımını fiyatlıyor
Williams’ın açıklamaları sonrası piyasalarda yıl sonuna kadar yeni bir faiz artırımı ihtimali yeniden gündeme geldi. Uzun vadeli ABD tahvil faizlerinde yükseliş yaşanırken, yatırımcılar Fed’in faizleri beklenenden daha uzun süre yüksek seviyede tutabileceği senaryosunu fiyatlamaya başladı.
Fed yönetimi ise kararlarını piyasa beklentilerine göre değil, ekonomik veriler doğrultusunda almaya devam edeceği mesajını verdi.
Enerji ve jeopolitik riskler belirleyici olabilir
Williams, enflasyondaki yüksek seviyenin önemli bölümünü tarifeler, enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmelere bağladı. Özellikle Orta Doğu’da yaşanabilecek yeni gerilimlerin petrol fiyatlarını yükselterek enflasyon görünümünü bozabileceği uyarısında bulundu.
Tarifelerin fiyatlar üzerindeki etkisinin büyük ölçüde ekonomiye yansıdığını belirten Williams, yeni bir tarife dalgası yaşanmaması halinde bu etkinin zamanla azalmasını beklediklerini ifade etti.
Türkiye’ye olası etkileri
Fed’in faizleri daha uzun süre yüksek tutması veya yeni bir faiz artırımına gitmesi, gelişmekte olan ülkeler açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Güçlü dolar, yükselen ABD tahvil faizleri ve küresel finansman maliyetlerindeki artışın Türkiye gibi ekonomilerde sermaye akımları, döviz kuru ve dış borçlanma maliyetleri üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Ekonomistler, Fed’in bundan sonraki adımlarında çekirdek enflasyon, istihdam verileri ve enerji fiyatlarının belirleyici olacağına dikkat çekerken, yılın geri kalanında açıklanacak her veri setinin küresel piyasalarda oynaklığı artırabilecek potansiyele sahip olduğu görüşünde birleşiyor.
tclira.com


