Ekonomist Arda Tunca, konuya ilişkin değerlendirmesinde, bilimsel uyarılara rağmen birçok ülke ve kurumun iklim krizine yönelik önlem almaktan kaçındığını belirtti. Tunca’ya göre, iklim politikasındaki gecikmeler artık bireysel ya da teknik değil, kurumsal bir tercihe dönüşmüş durumda.
Trump yönetiminden iklim kurumlarına müdahale
ABD’de Başkanı Donald Trump’ın iktidara dönüşüyle birlikte, çevre politikalarında yeni bir geriye gidiş yaşanıyor. Trump, görevinin ilk gününde, ABD Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA) sera gazlarının tehlikeli olduğu yönündeki 2009 tarihli kararını hedef alan bir başkanlık talimatnamesi imzaladı.
Tunca, iklim bilimine karşı görüşleriyle bilinen kişilerin federal kurumlara atanmasının bilinçli bir stratejinin parçası olduğunu belirtti. Heritage Foundation tarafından hazırlanan “Project 2025” adlı planın, federal kurumlara ideolojik kadroların yerleştirilmesini ve çevre düzenlemelerinin geri çekilmesini amaçladığını vurguladı.
Kurumsal girişimlerde geri adım
Bilim temelli iklim hedeflerinin belirlenmesine yönelik çalışan Science Based Targets initiative (SBTi), fosil yakıt şirketlerinin baskısıyla geri adım attı. Shell, Aker BP ve Enbridge gibi şirketlerin SBTi’den çekilmesinin ardından kurum, fosil yakıt finansmanına ilişkin kısıtlamaları 2030’a erteledi.
Tunca, “Bu süreçte düşürülen şey emisyonlar değil, bilimin kendisi oldu” ifadelerini kullandı. Şirketlerin iklim taahhütlerinin halkla ilişkiler faaliyeti olmaktan öteye geçmediğini söyledi.
Çin ve Brezilya’dan dikkat çeken hamleler
Öte yandan Çin, küresel yenilenebilir enerji üretiminin dörtte üçünü karşılayarak güneş paneli, batarya ve elektrikli araç üretiminde dünya lideri konumuna geldi. Brezilya ise elektriğinin %90’ını yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak, yeşil sanayi yatırımlarını artırıyor.
Brezilya’nın Çinli yatırımcıları çektiğine dikkat çeken Tunca, bu ülkelerin ekonomik bağımsızlık hedeflerini yeşil dönüşümle bütünleştirdiğini ifade etti.
“2050 hedefleri artık gerçekçi değil”
Tunca’ya göre, “2050’ye kadar net sıfır emisyon” gibi uzun vadeli söylemler mevcut emisyon oranları ve politik eğilimler dikkate alındığında geçerliliğini yitirmiş durumda. Karbon bütçesinin hızla tükendiğini vurgulayan Tunca, önümüzdeki yaklaşık 1.000 günün gezegenin yaşanabilirliği açısından belirleyici olacağını söyledi.
“İklimde gecikme artık bir tür inkâr biçimidir” diyen Tunca, iklim krizine karşı bilimsel temelli, bağlayıcı ve derhal uygulanabilir politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

