Doç. Dr. Oğuz Demir, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Ekim 2025 Dünya Ekonomik Görünümü (WEO) raporunu değerlendirdi. Demir “IMF Raporu ve Şimşek’in ABD Ziyareti” başlıklı yazısında raporun Türkiye’ye ilişkin öngörülerinin hükümetin Orta Vadeli Program (OVP) hedefleriyle örtüşmediğini, bunun da ekonomide güven açığını ortaya koyduğunu ifade etti.
Hükümetin politika hatalarını tüketiciler enflasyonla ödedi
IMF’nin 2025 yılı için Türkiye büyüme tahminini yüzde 3,5, 2026 için ise yüzde 3,7 olarak açıkladığını hatırlatan Demir, enflasyon tahminlerinin ise hükümetin öngörülerinden belirgin biçimde yüksek olduğuna dikkat çekti. Demir, “IMF, 2025 enflasyonunu yüzde 34,9, 2026’yı ise yüzde 24,7 olarak tahmin ediyor. OVP’de bu oranlar sırasıyla yüzde 29 ve yüzde 16. Bu fark, dezenflasyon sürecinin yavaşladığını, seçim baskısı ve jeopolitik risklerin fiyat istikrarını tehdit ettiğini gösteriyor” dedi.
Demir, ekonomideki mevcut politikaların reel sektörü zayıflattığını, sanayicinin giderek üretimden çekildiğini vurgulayarak şunları belirtti:
“Hükümet finansal piyasaları önceledi, reel ekonomiyi ise ihmal etti. Bunun bedelini önce tüketiciler enflasyonla ödedi, şimdi de sanayiciler ödüyor. Üretici ayakta kalamıyor; kimisi konkordatoya gidiyor, kimisi üretimini başka ülkelere taşıyor.”
Tekstil ve hazır giyim sektörlerinde yaşanan üretim göçünün endişe verici boyutlara ulaştığını belirten Demir, 2025 yılında 100’ü aşkın firmanın konkordato ilan ettiğini, 50 firmanın ise üretimini Mısır, Bangladeş ve Vietnam’a taşıdığını söyledi.
İstikrarlı ve rekabet gücüne dayalı bir sanayi politikası
IMF raporunun küresel riskler açısından da Türkiye’yi olumsuz etkileyebilecek uyarılar içerdiğini belirten Demir, Avrupa’daki yavaşlama ve artan ticaret kısıtlamalarının ihracat açısından zor bir döneme işaret ettiğini ifade etti.
Ekonomideki mevcut tablonun ancak öngörülebilir ve üretim odaklı bir politika değişimiyle aşılabileceğini vurgulayan Demir, “Kısa vadeli enerji sübvansiyonları veya vergi indirimleri yarayı durdurabilir ama tedavi etmez. Türkiye’nin ihtiyacı kapsamlı, istikrarlı ve rekabet gücüne dayalı bir sanayi politikasıdır” dedi.



