Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar

Denizbank Reklam

Türkiye ekonomisinde alarm zilleri çalıyor, üretmiyoruz: Prof. Dr. Veysel Ulusoy’dan önemli uyarı

Prof. Dr. Veysel Ulusoy, Cumhuriyet’teki köşesinde Türkiye ekonomisinde yapısal değişimin önemine dikkat çekti. Ulusoy, “Günümüzde sorun ekonomik büyümeme değil, üretememe sendromudur. Dışa açık ithal ikamesi bu sorunu çözmenin en anlamlı yoludur” dedi.

Prof. Dr. Veysel Ulusoy, Cumhuriyet’teki köşesinde Türkiye ekonomisinde yapısal değişimin

Türkiye’de ekonomistler uzun süredir, ekonomik yapının güçlendirilmesi ve teknolojik gelişmelerin toplumsal refahı artıracak biçimde kullanılabilmesi için yapısal değişimin şart olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Veysel Ulusoy, Cumhuriyet’te yayımlanan “Yapısal değişim ve ithal ikamesi: Açık ama korumacı bir model” başlıklı köşe yazısında, bu değişimin yalnızca ekonomik alanda değil, hukuki sistemde de mülkiyet hakkı gibi temel alanlarda süreklilik arz eden reformlarla desteklenmesi gerektiğini belirtti.

Küresel ekonomiye entegre olmak kritik önem taşıyor

Ulusoy’a göre yapısal dönüşüm, ekonomik büyümenin ötesinde, dışa bağımlılığı azaltmak, teknolojiyi yerelleştirmek ve küresel ekonomiye entegre olmak için kritik öneme sahip. Türkiye’nin son yıllarda verimsiz, düşük katma değerli ve rekabet gücü zayıf bir sanayisizleşme süreci yaşadığına dikkat çeken Ulusoy, bunun uzun vadede gelişmeyi ve yeni iş olanakları yaratmayı zorlaştırdığını ifade etti.

Ulusoy, ekonomik rekabeti ve iç sanayi ile tarımı dönüştürmenin en etkin yolunun “açık ama korumacı bir süreç” olduğunu savunuyor. Ulusoy, “Ekonomi bu süreçte açık kalacak, ancak stratejik sektörlerde ithal bağımlılığı azaltılacaktır. Bu, 1970’lerin kapalı ithal ikamesi modelinin evrilmiş, yirmi birinci yüzyılın sanayi politikasına uygun bir versiyonudur” dedi.

Yeni korumacılık akıllı araçlarla sağlanmalı

Yeni korumacılığın, klasik gümrük vergileri veya ithalat kısıtlamalarıyla değil, akıllı araçlarla sağlanması gerektiğini belirten Ulusoy, yabancı doğrudan yatırımların teknoloji transferi ve insan sermayesini artıracak şekilde yönlendirilmesinin önemine işaret etti. Kamu alımlarında yerli üreticiye öncelik verilmesi, stratejik ithalat lisansları ve yüksek teknolojiye sahip ithal girdilerin kullanımı gibi araçların, sanayi derinliği ve öğrenme ekonomisini desteklemek açısından kritik olduğunu vurguladı.

Ulusoy, Tayvan ve Güney Kore örneklerine atıfta bulunarak, bu ülkelerin ihracata dayalı ekonomik modellerini uygularken aynı zamanda teknolojik gelişimi ve üretim kapasitesini artıran stratejiler izlediğini belirtti.

“Küresel piyasa kurallarını kabul eden ama kendi üretim kapasitesini şart koşan bir korumacılık, yapısal değişimin adıdır” diyen Ulusoy, günümüzdeki temel sorunun ekonomik büyüme eksikliği değil, “üretememe sendromu” olduğunu ve bunun çözümünün dışa açık ithal ikamesi ile mümkün olacağını kaydetti.