Prof. Dr. Ceyhun Elgin, TC Lira TV’de Genel Yayın Yönetmeni Taylan Büyükşahin’in konuğu oldu. Programda, dünya ekonomisindeki belirsizlikler ve Türkiye’nin küresel ekonomik sistemdeki konumu ele alındı. Prof. Elgin, Türkiye’nin Batı ve Çin arasında bir tercih yapmak zorunda kalabileceğini vurguladı.
“Hem siyasi hem ekonomide ciddi bir tıkanıklık yaşanıyor”
Prof. Dr. Elgin, dünya ekonomisinin 1980’lerden bu yana ciddi bir dönüşüm geçirdiğini belirtti. 1970’lerin sonu ve 1980’lerin başında yaşanan petrol krizleri ve borç krizlerinin, finansallaşma ile geçici olarak ertelendiğini ifade etti. 1990’larda başlayan küreselleşme dalgasının, internet ve teknolojik devrimlerle desteklenerek krizleri bir süre ötelediğini, ancak günümüzde hem siyasi hem de ekonomik olarak ciddi bir tıkanıklık yaşandığını vurguladı.
Küresel ekonomideki büyümenin reel ücretlerdeki durgunluk nedeniyle geniş toplum kesimlerine refah olarak yansımadığını söyleyen Elgin, reel ücretlerin uzu zamandır neredeyse değişmediğini ve gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYİH) büyük bir kısmının sermayeye yöneldiğini belirtti. Bu durumun, iş gücü payının azalması ve sermaye payının artması anlamına geldiğinin altını çizdi. Elgin, Türkiye’de de iş gücü payının %30-40 civarında olduğunu, sermaye payının ise %60-70’lere ulaştığını ifade etti.
“İklim değişikliği büyük çaplı bir göçe yol açabilir”
Programda, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin ekonomik ve siyasi etkileri de tartışıldı. Prof. Elgin, Çanakkale’de devam eden orman yangınları gibi olayların, iklim değişikliğinin ciddi etkilerini gösterdiğini belirtti. İklim değişikliğinin, özellikle kurak bölgelerden kuzeye doğru büyük çaplı göçlere yol açabileceğini ve Türkiye’nin bu göç dalgalarında bir köprü konumunda olabileceğini ifade etti.
Prof. Elgin, Çin’in bilim temelli politikalarla uzun vadeli planlama yaptığını ve eğitim, altyapı ve uluslararası projeler gibi alanlarda ciddi yatırımlar gerçekleştirdiğini belirtti. Elgin, Çin’in “Kuşak ve Yol Projesi” gibi girişimleri ve Afrika’daki yatırımları, küresel ekonomik güç olarak yükselişini desteklediğini belirtirken, buna karşılık, Batı’nın Çin’e karşı üretim kapasitesini artırma çabalarına rağmen, tüketiciye ucuz ürün sunma politikalarının sürdürülebilirliği konusunda şüpheler olduğunu ifade etti.
