Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Budapeşte Finans Zirvesi’nde enerji kaynaklı şokların enflasyon üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Küresel ekonomide değişen üretim yapısına ve arz sorunlarına dikkat çeken Karahan, rezerv yönetimi, altın ve dolar talebine ilişkin de mesajlar verdi.
Karahan, enerji kaynaklı arz şoklarının ilk etkilerinin sıkı para politikası tedbirleriyle sınırlandırılabileceğini ancak maliyet baskılarının ücret ve fiyatlara yansıması halinde sürecin daha karmaşık hale gelebileceğini belirtti.
Enerji şoklarının enflasyona etkisi
Merkez bankalarının ekonomik bozulmalara yabancı olmadığını belirten Karahan, mevcut şokların daha uzun süreli olabileceğine dikkat çekti.
Küresel üretim yapısının son 20-30 yılda önemli ölçüde değiştiğini belirten Karahan, şirketlerin kapsamlı tedarik zincirleri oluşturmasıyla ülkeler arasındaki ekonomik bağımlılığın arttığını ifade etti.
Karahan, özellikle enerji kaynaklı arz şoklarının enflasyona geçişinin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.
İkinci tur etkiler yakından izleniyor
Enerji şoklarının ilk etkilerinin alınacak tedbirlerle sınırlandırılabileceğini belirten Karahan, sonraki aşamalarda ise ücret ve fiyatlara yansımaların enflasyon baskısını kalıcı hale getirebileceğini ifade etti.
Birden fazla şokun aynı dönemde yaşanmasının sürecin yönetimini zorlaştırabileceğini belirten Karahan, bu nedenle ikinci tur etkilerin merkez bankaları tarafından yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.
Şoklar döviz kuruna da yansıyabilir
Karahan, merkez bankalarının arz şokları karşısında yalnızca ilk fiyat hareketlerine değil, şokların enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları üzerindeki etkilerine de odaklanması gerektiğini söyledi.
Enflasyon beklentilerinin güçlü biçimde çıpalanması halinde merkez bankalarının ilk tur etkiler karşısında daha fazla hareket alanına sahip olduğunu belirten Karahan, şokların ücretlere, fiyatlama davranışlarına ve döviz kuruna yayılması halinde etkilerin kontrol edilmesinin zorlaşabileceğine dikkat çekti.
Bu riskin gelişmekte olan ekonomiler açısından daha önemli olduğunu belirten Karahan, dış şokların döviz kuru üzerindeki etkisinin enflasyon beklentilerinin yeterince çıpalanmadığı ekonomilerde daha güçlü olabileceğini ifade etti.
Daha sıkı para politikası mesajı
Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu belirten Karahan, arz şoku karşısında daha sıkı para politikasının enflasyon görünümündeki bozulmanın kalıcı hale gelme riskini sınırlayabilecek araçlardan biri olduğunu söyledi.
Karahan, maliye politikasının da enerji şoklarının fiyatlar üzerindeki ilk etkilerini hafifletmek amacıyla kullanılabileceğini belirterek, para ve maliye politikalarının birbirini destekleyebileceğini ifade etti.
Karahan’dan altın ve dolar mesajı
Karahan, küresel ekonomik parçalanmanın rezerv yönetimindeki tercihleri de etkilediğini belirtti.
Altının emtia, finansal varlık ve rezerv aracı olarak farklı özelliklere sahip olduğunu belirten Karahan, merkez bankalarının son dönemde altına yöneldiğini ancak bunun doların hakim olduğu uluslararası para sisteminin kısa sürede değişeceği anlamına gelmediğini söyledi.
Doların küresel rezerv sistemindeki güçlü konumunu koruduğunu belirten Karahan, dolar piyasalarının yüksek likiditesi ve derinliğinin bu konumu desteklediğini ifade etti.
Karahan, jeopolitik riskler, mali koşullardaki sıkıntılar ve piyasalara erişimde yaşanan belirsizliklerin rezerv tercihlerinde etkili olduğunu belirterek, merkez bankalarının altın talebinin yüksek seviyesini koruduğunu kaydetti.
Rezerv yönetiminde “erişim” vurgusu
Geleneksel rezerv yönetiminin güvenlik, likidite ve getiri olmak üzere üç temel unsura dayandığını belirten Karahan, küresel ekonomik yapının parçalanmasıyla birlikte bunlara “erişim” kriterinin de eklenmesi gerektiğini söyledi.
Normal koşullarda likit kabul edilen bazı rezerv varlıklarının stres dönemlerinde aynı kolaylıkla kullanılamayabileceğine dikkat çeken Karahan, bu nedenle rezervlerin toplam büyüklüğünün yanı sıra ihtiyaç anında ne kadarının fiilen kullanılabileceğinin de önem taşıdığını vurguladı.
“Ne kadarını kullanabiliriz daha önemli”
Altının uzun süredir Türkiye’nin finansal sisteminde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Karahan, altının hanehalkı için de başlıca tasarruf araçlarından biri olduğunu ifade etti.
Finansal sistem dışında fiziki olarak tutulan önemli miktarda altın bulunduğunu belirten Karahan, bankalardaki altın mevduatlarının da finansal sistem içerisinde önemli bir konumda olduğunu söyledi.
TCMB’nin rezerv yükümlülükleri, swap işlemleri ve diğer uygulamalar aracılığıyla altın piyasasındaki dengeyi desteklediğini belirten Karahan, altın fiyatlarındaki yükselişin rezervlerin değerini ve toplam rezervler içerisindeki altın payını artırabileceğini ancak bunun kullanılabilir likiditenin aynı oranda arttığı anlamına gelmediğini ifade etti.
Karahan, rezerv yönetiminde asıl önemli noktanın varlıkların stres dönemlerinde operasyonel olarak kullanılabilir durumda tutulması olduğunu belirterek, “Elimizde ne kadar var sorusundansa, elimizdekinin ne kadarını kullanabiliriz daha önemli bir sorudur. Özellikle de stres senaryoları çerçevesinde” değerlendirmesinde bulundu.
Küresel ekonomide yeni dönem
Karahan, küresel ekonomik entegrasyonun uzun yıllar boyunca verimliliği artırdığını ve dezenflasyonist etkiler yarattığını belirtti.
Ekonomik bağların giderek jeopolitik rekabetin bir parçası haline geldiğini ifade eden Karahan, önceki dönemin koşullarının sürdürülebilir olduğunun varsayılamayacağını söyledi.
Rezerv yönetiminde güvenlik ve likiditenin yanı sıra erişilebilirliğin de giderek daha fazla önem kazandığını belirten Karahan, çeşitlendirme, stres testleri ve operasyonel hazırlığın öneminin arttığına dikkat çekti.
tclira.com


