Ekonomist/Vergi Uzmanı Deniz Eresen tclira.com için yazdı…
Son dönemde yatırım fonlarında yaşanan sorunlar, piyasa manipülasyonu iddiaları ve uluslararası yatırımcıların şeffaflık konusundaki hassasiyetleri, sermaye piyasalarında güçlü bir denetim mekanizmasının önemini bir kez daha ortaya koydu.
Yeni yönetimin önündeki temel mesele; yalnızca mevcut sorunlara müdahale etmek değil, yatırımcı güvenini kalıcı biçimde güçlendirecek kurumsal bir yapı oluşturmak olacak.
Vergi denetimindeki birikim SPK’ye taşınabilir
Vergi camiasının yakından tanıdığı Muhsin Atcı’nın Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı döneminde risk odaklı denetim, dijitalleşme ve kayıt dışılıkla mücadele alanlarında önemli çalışmalar gerçekleştirildi.
Özellikle KURGAN ve sektörel gözetim uygulamaları, geleneksel inceleme yöntemlerinin veri analitiğiyle desteklenmesi bakımından dikkat çekti.
2026 yılının ilk 9 ayında vergi incelemeleri sonucunda 451,4 milyar TL matrah farkı tespit edilmesi, bu dönemde ulaşılan denetim kapasitesinin önemli göstergelerinden biri oldu.
Bu kurumsal birikimin sermaye piyasalarına aktarılması, denetimlerin etkinliğini artırabilecek önemli bir fırsat sunuyor.
SPK’de ihtisaslaşmış Teftiş Kurulu dönemi başlayabilir
Kanaatimce yeni yönetimin gündemine alması gereken en önemli yapısal reformlardan biri, SPK bünyesinde müstakil ve ihtisaslaşmış bir Teftiş Kurulu Başkanlığı oluşturulmasıdır.
Mevcut denetim ve piyasa gözetim birimlerinin kurumsal kapasitesini tamamlayacak böyle bir yapı; manipülasyon, ilişkili hesap hareketleri, usulsüz fon işlemleri ve yatırımcı mağduriyetlerinin incelenmesinde uzmanlaşmayı sağlayabilir. Bu dönüşümün görev ve yetki sınırları açıkça belirlenerek, gerekli mevzuat düzenlemeleriyle hayata geçirilmesi önem taşıyor.
Yeni kadronun önünde üç stratejik öncelik
Başkanvekili Ersin Başar Ekmekci’nin MASAK tecrübesi ve Kurul Üyesi Yasemin Girici’nin uluslararası finans birikimi, yeni yönetimin denetim ve finans alanındaki uzmanlık kapasitesini destekleyebilir.
Önümüzdeki dönemde üç başlığın öncelik kazanması gerekiyor. Bu başlıklar; Piyasa bozucu işlemlerin erken tespiti, yatırımcı haklarının etkin korunması ve uluslararası yatırımcı güveninin güçlendirilmesi.
Bu kapsamda risk analizlerinin geliştirilmesi, kurumlar arası veri paylaşımının artırılması ve denetim süreçlerinin hızlandırılması somut adımlar olabilir.
Sermaye piyasalarının geleceği güvene bağlı
SPK’nin başarısı yalnızca uygulanan yaptırımlarla değil, piyasa ihlallerini önleme kapasitesiyle değerlendirilmelidir. Bu kapsamda Muhsin Atcı’nın denetim tecrübesi, sermaye piyasalarında kalıcı bir kurumsal dönüşüm için önemli bir fırsat sunuyor. Çünkü güçlü sermaye piyasaları yalnızca sermayeyle değil; şeffaflık, adalet ve güvenle inşa edilir.
Asıl mesele, yatırımcının piyasaya girmesini sağlamak değil, güven içinde piyasada kalmasını temin etmektir.

tclira.com


