Mesele Ekonomi YouTube kanalında yayınlanan programına konuk olan Prof. Dr. Bilge Yılmaz, Türkiye’nin ekonomik durumuna ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Hayat pahalılığından fahiş eğitim ücretlerine, kötü yönetimden 2001 krizine kıyasla daha ağır bir tabloya kadar birçok konuya değinen Yılmaz, mevcut politikaların yetersizliğini ve olası bir kusursuz fırtına riskini vurguladı.
“Türkiye, profesyoneller için en pahalı ülkelerden biri”
Yılmaz, Türkiye’nin yerel piyasalarda gelir elde eden beyaz yakalı profesyoneller için dünyanın en pahalı ülkelerinden biri haline geldiğini vurguladı. Japonya, Cayman Adaları ve İsveç gibi ülkelerle kıyaslandığında, İstanbul’da kaliteli hizmetlerin, örneğin yemek fiyatlarının, küresel büyük şehirlerle yarıştığını, hatta geçtiğini belirtti. Bu durum, özellikle düşük gelirli vatandaşların satın alma gücündeki ciddi düşüş ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) resmi enflasyon verilerine duyulan güvensizlikten kaynaklanıyor. Yılmaz, 2022 ve 2023 yılları için resmi olarak açıklanan %65’lik enflasyon oranına şüpheyle yaklaştığını, gerçek oranın çok daha yüksek olduğunu ifade etti.
Eğitim maliyetlerinde büyük artış
Programda, özel okul ücretlerindeki astronomik yükseliş de ele alındı . Bazı okulların anaokulu için 1,6 milyon Türk lirasına varan ücretler talep ettiği belirtildi. Yılmaz, bu durumu kamu eğitimine olan güven eksikliğine bağladı. Gelişmiş ülkelerde kamu okulları genellikle yeterliyken, Türkiye’de kamu eğitim sisteminin kalitesinin düşmesi, aileleri pahalı özel okullara yöneltiyor ve bu da talebi artırarak maliyetleri yükseltiyor.
“2021’den beri kötü ekonomik yönetim”
Yılmaz, mevcut ekonomik sorunların kökeninin 2021 sonbaharında uygulanan kötü politikalar olduğunu ifade etti. Yılmaz’a göre bu politikalar, Türk lirasının hızlı değer kaybına, dövize erişim kısıtlamalarına ve 2023 Mayıs’ına gelindiğinde ülkenin temerrüde düşme eşiğine gelmesine neden oldu. Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2023’te göreve gelmesine rağmen kapsamlı bir toparlanma programı uygulanmadığını eleştirerek, Bakan Şimşek’in hasar görmüş bir ekonomiyi devraldığını kabul etse de, güçlü bir ekip ve siyasi irade eksikliği nedeniyle sadece para politikası ayarlamalarına, örneğin faiz artırımlarına, dayanıldığını ve bunun enflasyonu kontrol altına almada yetersiz kaldığını belirtti.
“2001 krizinden daha kötü bir durum”
Yılmaz, mevcut ekonomik durumu 2001 kriziyle karşılaştırarak, bugünkü durumun daha ağır olduğunu ifade etti. Türk lirasının aşırı değerli olmasının, yüksek enflasyon ve yapısal reformların eksikliğinin Türkiye’yi Polonya gibi rakip ülkelere kıyasla daha yoksul hale getirdiğini söyleyen Yılmaz Kurumlara olan güvenin ve hukukun üstünlüğünün zedelenmesi de krizi derinleştirdiğinin altını çizdi.
Servet transferi ve eşitsizlik
Yılmaz, ucuz kredilere erişim sağlayan iş çevrelerine ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemiyle yapılan büyük çaplı servet transferine de değindi. Yılmaz’ın değerlendirmesine göre, KKM sistemi, dolar cinsinden %55’e varan faiz oranları sunarak bazı kesimlere büyük kazançlar sağladı. Ancak bu, sabit gelirli vatandaşlar ve emeklilerin satın alma gücünün erimesine yol açtı. Yılmaz, yüksek faiz oranlarının Türk lirası cinsinden reel getiri sağlamadığını, ancak dolar cinsinden büyük kazançlar sunduğunu, bu durumun eşitsizliği artırdığını vurguladı.
