Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar


sabancı reklam

reklam

 trendyolreklam

Prof. Dr. Ahmet Kasım Han: İran’da kontrolsüz yıkım Türkiye için çok boyutlu risk üretir

Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, İran’da rejim değişikliğini mevcut koşullarda “hâkim senaryo” olarak görmediğini belirtti. Han, buna karşın kontrolsüz bir yıkımın Türkiye açısından güvenlik, ekonomi ve göç başlıklarında ciddi meydan okumalar doğurabileceğini ifade etti.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, İran’da rejim

Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede İran’daki gelişmelerin Türkiye ve bölge açısından olası sonuçlarını ele aldı. Han, rejim değişikliğinin kısa vadede güçlü bir ihtimal olmadığını kaydederken, çatışmanın uzaması ve İran’da yaşanabilecek ölçüsüz bir yıkımın bölgesel dengeleri sarsabileceğini vurguladı.

“Kısa ve orta vadede bölgesel ticaret kanalları üzerinden Türkiye’nin olumsuz etkilenebilir”

Prof. Han, İran rejiminin kontrolsüz biçimde yıkılması ya da ülkenin sosyo-ekonomik ve siyasi olarak ağır bir çöküş yaşaması halinde bunun İran’daki Kürt yapılanmaları, Irak’ın istikrarı ve Suriye rejiminin devamlılığı açısından zincirleme etkiler doğurabileceğini belirtti. Böyle bir senaryonun bölgede yeni bir göç dalgası yaratma potansiyeline de dikkat çeken Han, bunun Türk dış politikası ve iç siyasette yürüyen süreçler bakımından önemli meydan okumalar anlamına geleceğini ifade etti.

Uzayan çatışmanın ekonomik maliyetine de değinen Han, kısa ve orta vadede bölgesel ticaret kanalları üzerinden Türkiye’nin olumsuz etkilenebileceğini kaydetti. Enerji başlığında ise 2025 itibarıyla Türkiye’nin doğal gaz ithalatının yüzde 13,48’inin İran kaynaklı olduğunu hatırlattı. Türkiye ile İran arasındaki doğal gaz anlaşmasının Kasım 2026’da sona ereceğini belirten Han, “al ya da öde” esasına dayalı sözleşmenin Ankara tarafından dönüştürülmek istenebileceğini ifade etti. Türkiye’nin doğal gaz stoklama kapasitesinin İran’dan yapılan ithalatın yaklaşık yüzde 75’i seviyesinde olduğunu belirten Han, bunun müzakerelerde önemli bir unsur olabileceğini kaydetti.

Bununla birlikte kısa vadede artması muhtemel petrol fiyatlarının dış ticaret açığı ve enflasyon üzerinde baskı yaratacağına dikkat çeken Han, yükselmesi beklenen altın fiyatlarının ise rezerv görünümünü olumlu etkileyebileceğini ifade etti.

“Yaşanan gelişmelerin maliyetinin uzun vadede daha net anlaşılacak”

Han, Washington ve Tel Aviv’in yürüttüğü operasyonların İran rejiminin en üst kademesini ortadan kaldıramadığı sürece rejim değişikliği üretmesinin zor olduğunu ifade etti. Uzun vadede ise uluslararası güvenlik mimarisi açısından Afganistan-Pakistan hattı ile Irak-Suriye ekseninin kırılmasının büyük risk oluşturacağını belirtti.

Türkiye’nin, İran ile ABD arasında İstanbul’da yürütülmesi planlanan görüşmelere zemin hazırladığını hatırlatan Han, İran’ın bu fırsatı değerlendirmemesinin akılcı olmadığını ifade etti. Diplomatik sürecin Türkiye’nin kolaylaştırıcılığında devam etmesi halinde, en azından resmi görüşmeler sürerken ABD saldırısının başlamayabileceğini belirten Han, uluslararası hukuka yönelik yeni bir darbenin de önlenebileceğini kaydetti. Han, yaşanan gelişmelerin maliyetinin uzun vadede daha net anlaşılacağını vurguladı.

tclira.com