tclira.com ÖZEL/ Kemal Arda Ayvalıoğlu
68 kuşağı önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarının 54. yılında anılıyor. Dönemin tanıklarından Hacı Tonak, Denizlerin mücadelesine ve 68 kuşağının siyasal hattına ilişkin tclira’ya önemli değerlendirmelerde bulundu.
Tonak, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının temel hedefinin “antiemperyalist, tam bağımsız ve gerçekten demokratik bir Türkiye” olduğunu belirterek, bunun yalnızca siyasal değil ekonomik bağımsızlığı da içerdiğini söyledi.
“Denizler antiemperyalizmi, bağımsız Türkiye’yi ve işbirlikçi sermayenin tasfiyesini savunuyordu” diyen Tonak, o dönemki hareketin aynı zamanda emekçi sınıfların ve gençliğin sorunlarına karşı bir karşı duruş olduğunu ifade etti.

“Denizler öldürüleli 54 yıl oldu ama 20’lerindeydiler daha. 20’li yaşlardaydılar çünkü o yıllarda ve 20’sinde olan gençlerin yapacaklarını yaptılar” diyen Tonak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Üstelik onların en önder, en ilerici kesimlerinin yapmak istediklerini yaptılar. Bunlar neydi; antiemperyalizmdi, bağımsız bir Türkiye talebiydi ama gerçekten bağımsız bir Türkiye. Öyle siyasal olarak bağımsız görünümde ama esasında yarı sömürge bağımlılığı olan bir Türkiye değil. Bağımsız bir Türkiye istiyorlardı. Bu yüzden de tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye’ydi o günkü sloganları. Bağımsız Türkiye’nin yanında feodalizmin tasfiyesini istiyorlardı, işbirlikçi sermayenin tasfiyesini istiyorlardı. Dolayısıyla bağımsızlığın aynı zamanda ekonomik bağımsızlıkla tamamlanmasını talep ediyorlardı. Bugün bunlar hâlâ çok yakıcı sorunlardır.”
“Bugün de aynı sorunlar yakıcı şekilde devam ediyor”
Tonak, Türkiye’nin bugün de benzer temel sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Türkiye’nin siyasal, askeri ve ekonomik bağımsızlığı ile emekçi sınıfların sorunları hâlâ yakıcıdır” dedi.
68 kuşağının ortaya çıktığı uluslararası konjonktüre de değinen Tonak, Küba Devrimi ve Vietnam Savaşı’nın dünya genelinde antiemperyalist hareketleri güçlendirdiğini hatırlattı. ABD’nin Vietnam’daki kayıpları ve Küba’nın direnişi gibi örneklerin Türkiye’deki gençlik hareketlerini de etkilediğini söyledi.
Türkiye’de toplumsal hareketlilik: 15-16 Haziran ve gençlik eylemleri
Türkiye’de 1960’lı yılların sonunda işçi sınıfı hareketliliğine dikkat çeken Tonak, 15-16 Haziran büyük işçi eylemlerinin ve öğrenci hareketlerinin dönemin belirleyici gelişmeleri olduğunu ifade etti.
Bu süreçte gençlik hareketlerinin giderek sertleştiğini ve baskı altında kaldığını söyleyen Tonak, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının da bu koşullar içinde silahlı mücadeleye yöneldiğini belirtti.
TİP dönemi ve Deniz Gezmiş ile ilk karşılaşma
Tonak, Deniz Gezmiş ile ilk tanışıklığını da anlattı. Türkiye İşçi Partisi döneminde bir kongrede karşılaştıklarını söyleyen Tonak, Deniz’in o dönem TİP İstanbul örgütünde aktif olduğunu ve Üsküdar İlçe Sekreterliği yaptığını hatırlattı.
Ancak parti içinde farklı eğilimlerin oluştuğunu belirten Tonak, bazı kesimlerin gençlik eylemlerini “provokasyon” olarak değerlendirdiğini ve askeri müdahale riskinden endişe duyduğunu söyledi. Bu nedenle bazı eylemlerin parti içinde tartışma yarattığını ifade etti.
Tonak Deniz Gezmiş’le ilk kez tanışmalarını şu sözlerle anlattı:
“12 Mart dönemi, gençlik hareketlerini sindirme ve korkutma dönemiydi”
12 Mart darbesine de değinen Tonak, bu dönemin ifade özgürlüğünün tamamen ortadan kalktığı bir süreç olduğunu söyledi. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam sürecinin de bu baskı ortamının bir parçası olduğunu ifade etti.
“12 Mart dönemi, gençlik hareketlerini sindirme ve korkutma dönemiydi” diyen Tonak, buna rağmen toplumsal muhalefetin tamamen yok edilemediğini belirtti. Tonak, “68 kuşağının eylemlerini unutmamak gerekir. ABD filosu ülkenin hiçbir yerine giremez oldu. Önce İstanbul, sonra İzmir ve Antalya; hiçbirinde barınamadı ve rahat edemedi. Türkiye kıyılarını terk etmek zorunda kaldı” diye konuştu.
Banka soygunu tartışması
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının banka soygunu eylemlerine de değinen Tonak, bu eylemlerin “kişisel çıkar için değil, silahsız ve parasız bir hareketin zorunlu bir sonucu” olduğunu vurguladı.
Toplumda başlangıçta yanlış anlama olduğunu söyleyen Tonak, daha sonra Denizlerin bu motivasyonunun anlaşıldığını ve geniş kesimlerin desteğini aldığını ifade etti.
Tonak şunları belirtti:
“68 kuşağı unutulmamalı”
Tonak, 68 kuşağının eylemlerinin ve fikirlerinin unutulmaması gerektiğini belirterek, o dönem ABD 6. Filo karşıtı eylemlerden işçi hareketlerine kadar geniş bir toplumsal dalga oluştuğunu hatırlattı.
Bugün ise benzer bir toplumsal hareketliliğin daha sınırlı olduğunu söyleyen Tonak, sendikal örgütlenmenin zayıfladığını, buna karşılık yeni mücadele biçimlerinin ortaya çıktığını ifade etti.
Tonak, “68 kuşağının eylemlerini unutmamak gerekir. Başta ABD filosu hiçbir yere giremez oldu. Önce İstanbul, sonra İzmir ve Antalya; ama hiçbirinde barınamadı ve rahat edemedi. Türkiye kıyılarını terk etmek zorunda kaldı. Mesele Akdeniz’deki güvenlik meselesiydi” diye konuştu.
“12 Mart’ın arkasında neler olduğunu biliyoruz”
“Bunun hesabı elbette sorulmak istendi” diyen Tonak, “Bunun için üniversitelere saldırıldı, işçilere saldırıldı, hareketlenmeye başlamış köylülere saldırıldı. Tutuklamalar oldu. Fikir Kulüpleri Federasyonu, Dev-Genç’e dönüşürkenki kongrede FKF yönetimi hapisteydi. Dev-Genç’in birinci kongresinde iktidara gelenler, ikinci kongresi olduğunda hemen hemen hepsi hapisteydi. Bu da saldırının boyutunu gösteriyor. 12 Mart’ın arkasında neler olduğunu biliyoruz. Denizlerin idamı bunun bir göstergesiydi. Politikleşmiş gençlerin sindirilmesi ve korkutulması, terörle korkutulması çabasıydı. Böyle olmadı, bugün de olmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Gezi ve günümüz hareketleri
Günümüz toplumsal hareketlerine de değinen Tonak, Gezi Parkı eylemlerini “toplumsal bir kalkışma” olarak nitelendirdi. Hareketin açık bir iktidar hedefi taşımadığını ancak çevre, yaşam tarzı ve özgürlük talepleri içerdiğini söyledi.
Boğaziçi Üniversitesi protestolarını da hatırlatan Tonak, üniversite özerkliği ve laiklik tartışmalarının bugün de sürdüğünü ifade etti.
Tonak şöyle devam etti:
“68 kuşağı kendi koşullarını yaşadı. Bugünkü kuşağın koşulları o kuşakla aynı değil. 68 kuşağının yaşadığı, eylemde bulunduğu ve düşünce ürettiği zamanlar uluslararası anlamda da farklıydı. Ülkemizde de farklıydı. Uluslararası anlamda bir Küba deneyimi vardı. Küba, Amerika’yı yenmişti açıkçası. Domuzlar Körfezi işgal girişiminde de aynı şekilde bin küsur Amerikan askerini esir alıp, daha sonra bunları bazı ilaç taleplerinin yerine getirilmesi karşılığında serbest bırakmıştı. Başarmışlardı. Amerika emperyalizmine kafa tutup geriletmişlerdi.
“Bugün mücadele biçimi değişti”
Tonak, günümüzde siyasi baskıların farklı biçimlerde devam ettiğini belirterek, özellikle üniversitelerde ve muhalefet alanlarında yaşanan süreçlere dikkat çekti.
Son olarak 68 kuşağı ile bugünü karşılaştıran Tonak, her dönemin kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı ve “Denizlerin mücadelesi o günün koşullarında doğdu, bugün de yeni koşullara göre yeni mücadele biçimleri geliştirilmelidir” dedi.

tclira.com



