İş insanı Murat Ülker, Türkiye’deki gıda çevrelerine ilişkin hazırlanan FOODPATH projesi kapsamındaki akademik çalışmayı inceleyerek değerlendirmelerde bulundu. Gıda sanayisinin çözüm mekanizmalarının dışında tutulmasını eleştiren Ülker, sağlıklı gıda çevresinin “buyurucu regülasyonlarla” değil, “güçlendirici ekosistemlerle” inşa edilebileceğini ifade etti.
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ülker, BMC Public Health dergisinde yayımlanan “Türkiye’de Gıda Çevresi Politikalarının Değerlendirilmesi ve Önceliklendirilmesi” başlıklı araştırmaya ilişkin görüşlerini paylaştı. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi ile uluslararası akademisyenlerin iş birliğiyle hazırlanan çalışmayı değerlendiren Ülker, araştırmanın metodolojisine yönelik eleştirilerde bulundu.
“Sanayisiz çözüm aramak eksiklik”
Araştırmada gıda sanayii temsilcilerinin “bağımsızlığı korumak” gerekçesiyle süreç dışında bırakılmasını “metodolojik asimetri” olarak nitelendiren Ülker, sektörün yalnızca regülasyon nesnesi olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
Ülker, “Gıda sanayisini regülasyon nesnesi olarak mı okuyorsunuz, yoksa inovasyon partneri olarak mı? Milyonlara ulaşan şirketlerin davranışı değişirse, bunun etkisi politika kadar büyük olur” değerlendirmesinde bulundu.
Kısıtlamalar yerine teşvik vurgusu
Araştırmada yer alan “sağlıksız beslenmenin nedeni bireysel tercihler değil sistemlerdir” yaklaşımına kısmen katıldığını belirten Ülker, bireyin sistemin pasif bir unsuru olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
Çocuklara yönelik reklam yasakları gibi sınırlayıcı önlemler yerine sağlıklı alternatifleri cazip hale getirecek pazar tasarımlarının geliştirilmesini öneren Ülker, inovasyonun yasal zorlamalardan çok rekabet ve yenilikçi çözümlerle hız kazanacağını savundu.
Ekosistem yaklaşımı çağrısı
Sağlıklı gıdaya erişimin yalnızca sağlık politikalarıyla sınırlı olmadığını belirten Ülker, bunun lojistik, tarımsal verimlilik ve satın alma gücüyle bağlantılı bir sosyal adalet meselesi olduğunu kaydetti.
Daha fazla kural koymak yerine kamu, özel sektör ve tüketicinin ortak hareket ettiği bir ekosistem kurulması gerektiğini ifade eden Ülker, şeker ve tuz azaltımı ile porsiyon yönetimi gibi alanlarda özel sektörün gönüllü dönüşüm kapasitesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Ülker, değerlendirmesini “Gıda sistemi sadece sorun üreten bir yapı değildir; milyarlarca insanı besleyen, gıda güvenliği sağlayan devasa bir değer zinciridir. Kalıcı dönüşüm, akademiyle sanayinin ve kamu ile piyasanın ortak akılla hareket ettiği yerde olur” sözleriyle tamamladı.
tclira.com

