İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, şubat ayı meclis toplantısında Avrupa Birliği’nin Hindistan ve Latin Amerika ülkeleriyle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye ekonomisi ve tarımı üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi.
Türkiye açısından ciddi bir rekabet baskısı
Kestelli, söz konusu anlaşmalarla Avrupa Birliği’nin Hindistan ve Latin Amerika ülkeleriyle ticarette engelleri büyük ölçüde kaldıracağını belirterek, bunun Türkiye açısından ciddi bir rekabet baskısı oluşturacağını ifade etti.
Türkiye’nin ihracatının önemli bölümünü AB ülkelerine gerçekleştirdiğini hatırlatan Kestelli, 2024 verilerine göre toplam ihracatın yaklaşık yüzde 41’inin AB’ye yapıldığını söyledi. Gümrük Birliği Anlaşması’nın mevcut yapısına işaret eden Kestelli, AB’nin yeni serbest ticaret anlaşmalarının özellikle emek yoğun sektörlerde rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi.
Otomotiv, makine, kimya, tarım ve elektronik sektörlerinde fiyat baskısı ve pazar kaybı riskine dikkat çeken Kestelli, Hindistan’ın düşük işçilik maliyetleri ve büyük nüfus avantajıyla Türkiye’nin AB ile olan köklü ticaret ilişkilerini zorlayabileceğini kaydetti.
İki stratejik adım önerisi
Kestelli, bu çerçevede iki stratejik adım önerdi: Gümrük Birliği’nin revize edilmesi ve emek yoğun sektörlerin teknolojiye dayalı, katma değerli üretime yönlendirilmesi.
Bu dönüşümün hem ihracatta hem de iç pazarda rekabet baskısını azaltacağını, verimliliği artırarak birim maliyetleri düşüreceğini ifade etti.
Türkiye’nin üretimde ucuz emeğe dayalı yapıyı sürdürmesinin ücret artışını sınırlayacağını ve refahı kısıtlayacağını belirten Kestelli, bunun uzun vadede kırılganlık yaratacağını söyledi. Nüfus artış hızının gerilediğine ve tarım sektöründe yaş ortalamasının 56–57 seviyelerinde olduğuna dikkat çeken Kestelli, eğitim, sağlık ve barınma alanlarında önlemler alınmasının toplumsal refah açısından zorunlu olduğunu kaydetti.
İTB Meclis Başkan Yardımcısı Moiz Hemsi ise yağışlar sayesinde toprak nemi açısından sezona güçlü bir başlangıç yapıldığını belirtti. Bahar yağışlarının dengeli seyretmesi halinde buğday ve arpada yüksek rekolte beklendiğini ifade etti.
Hemsi ayrıca iklim krizi ve yanlış arazi kullanımı nedeniyle toprak kaybının ciddi boyutlara ulaştığını vurguladı. Toprak Atlası 2025 raporuna göre Türkiye yüzeyinin yüzde 59’unun erozyon riski altında bulunduğunu ve yılda yaklaşık 642 milyon ton verimli toprağın kaybedildiğini aktaran Hemsi, su ve toprak kaynaklarının birlikte ve sürdürülebilir politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi.
tclira.com
