Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar

Denizbank Reklam

İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına tepkiler büyüyor

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, sabah erken saatlerde evine yapılan baskınla gözaltına alınırken, 3 ayrı soruşturma kapsamında toplamda 106 kişi daha gözaltına alındı. Bu olay, tepkilere neden oldu. Aposto’ya konuşan Anayasa Hukukçusu Serkan Köybaşı, İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecine dikkat çekerek, “İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkmasından bu yana, hukuk araçsallaştırılarak adaylığının engellenmeye çalışıldığı bir durumla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, sabah erken saatlerde evine yapılan baskınla gözaltına alınırken, 3 ayrı soruşturma kapsamında toplamda 106 kişi daha gözaltına alındı. Bu olay, tepkilere neden oldu. Aposto’ya konuşan Anayasa Hukukçusu Serkan Köybaşı, İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecine dikkat çekerek, “İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkmasından bu yana, hukuk araçsallaştırılarak adaylığının engellenmeye çalışıldığı bir durumla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, sabah erken saatlerde evine

Çarşamba sabah saatlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonda Ekrem İmamoğlu ve en az 105 kişinin gözaltına alınmasına hukuk ve siyaset dünyası ile dış basın ve yabancı liderlerden tepkiler gecikmedi.

Köybaşı: ‘Rusya tipi devlete döndük’

Aposto’ya konuşan Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Serkan Köybaşı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmasını, ülkenin daha da otoriterleşmesi yönünde atılmış büyük bir adım olarak gördüğünü belirtti. Köybaşı, İmamoğlu’nun bir Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkmasından bu yana hukukun araçsallaştırılıp adaylığının önüne geçilmeye çalışıldığını söyledi:

“Bugünkü gözaltı, önceki baskıların bir devamı olarak bu adaylığı engellemek amacıyla yapıldı. Hukukun bu şekilde araçsallaştırılabilmesini sağlayanınsa, 2010 Anayasa değişikliğiyle önce yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin artırılması, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ise yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kaldırılması olduğunu düşünüyorum. 

Nitekim, Anayasa Mahkemesi’nin Şahin Alpay ve Enis Berberoğlu kararlarının alt mahkemelerce uygulanmasının önüne engel çıkarılması, Can Atalay kararınınsa hâlâ uygulanmaması artık Anayasa’nın ve hukukun değil, siyasal iradenin üstünlüğünün geçerli olduğu bir rejime geçtiğimizi tüm çıplaklığıyla göstermekte.

Benzer şekilde Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’a ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasındaki açık hükme rağmen uygulanmaması da artık Anayasa’ya veya hukuka dayanan bir devlette yaşamadığımızı ortaya koymakta. 

Hiçbir somut delile dayanmaksızın Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve hatta Ayşe Barım gibi isimlerin tutuklu olması da bunun bir diğer kanıtı.”

İmamoğlu ve onlarca kişi hakkındaki gözaltı kararlarının “bağımsız bir yargı tarafından verildiğine inanılmasının imkansız” olduğunu ifade eden Köybaşı, “Ülkemiz ne yazık ki yargının yürütmenin maşası haline getirildiği, demokrasinin en temel kurallarının yok sayıldığı ve her türlü muhalefetin suç olarak algılandığı, Rusya tipi bir devlete dönüşmüş durumda. Bir anayasa hukukçusu olarak büyük bir üzüntü içindeyim” dedi.

Murat Somer: ‘CHP derhal İmamoğlu’nun adaylığını 23 Mart’ta onaylanmak üzere resmen açıklamalı’

Aposto’ya konuşan Siyaset Bilimci Murat Somer ise, gözaltı kararlarının “sivil darbe” olduğunu söyledi. Somer, “Dünya savaşına girmemize yol açan 1913 darbesi ve bizi AB dışında bırakan 12 Eylül darbesi kadar önemli bir olayla karşı karşıyayız” dedi.

Somer, CHP’nin derhal İmamoğlu’nun adaylığı 23 Mart’ta onaylanmak üzere resmen açıklaması gerektiğini söyledi:

“Türkiye’nin toplumsal, ekonomik ve uluslararası kaderini on yıllarca kenetleyebilecek bir sivil darbe yaşanıyor. Rusya tarzı muhalefetsiz bir rejim inşasına yönelik olarak sadece İstanbul ve CHP’ye değil, Türkiye’ye kayyım atanıyor. CHP derhal İmamoğlu’nun adaylığını 23 Mart’ta onaylanmak üzere resmen açıklamalı.”

Özel: ‘Son CHP’li hapse atılana, vurulana kadar direneceğiz’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İmamoğlu’nun gözaltına alındığı soruşturma sonrası İstanbul’a gitti ve Saraçhane’deki belediye binasında bir açıklama yaptı. Özel, “Burada olmaya, mücadele etmeye, direnmeye devam edeceğiz. Yol, önemlidir. Yolcunun başına neyin geldiği değil, o yolun varlığı önemlidir. Biz hepimiz o yolun yolcusuyuz. Bizi bu yola bu ülkenin kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk çıkardı. Bu yolda dönenler olur, bu yolda ölenler olur. Ama bu yolun yolcuları tükenmez. Son Cumhuriyet Halk Partili hapse tıkılana, son Cumhuriyet Halk Partili vurulana kadar bu yolun yolcusuyuz” dedi.

23 Mart Pazar günü İmamoğlu’nun tek aday olduğu önseçimi her şeye rağmen yapacaklarını duyuran Özel, tüm muhalefeti desteğe, demokrasi sandığına sahip çıkmaya çağırdı.

İstanbul’un “iradesine” saldırıldığını ifade eden Özel, ”Günün ilk saatleriyle birlikte 16 milyon İstanbulluya hizmet etmek için görevlendirilen Büyükşehir Belediye Başkanımız İmamoğlu ve 106 arkadaşımız, çağrıldıklarında gidecekleri bir yere suçlularmış gibi o kötü fotoğrafları vererek, çalınan kapıların açılması beklenmeden, karşılarındaki her şeyi yıkarak, ayıplı bir muameleyle İstanbul’un iradesine saldırdılar” diye konuştu.

‘Tayyip Bey’in indiği istasyonda 15 Temmuz darbecileri var’

CHP lideri Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Tayyip Bey, 15 Temmuz darbecilerinin olduğu durakta demokrasi treninden indi, darbecilerin safına katıldı. Tayyip Bey’in indiği istasyonda 15 Temmuz darbecileri vardır” dedi.

Yapılanların “darbe girişimi” olduğunu söyleyen Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i hedef aldı:

“Bugünün İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı geçmiş dönemde mahkeme mahkeme gezdirilip istenen kararları alan bir seyyar giyotin olarak gezdirilmiştir. Sonra ödüllendirilip Erdoğan tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atandı.”

Bir adım geriden: Sabah saatlerinde Halk TV yayınına bağlanan Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve iktidara seslenerek, “Bütün darbeler CHP’nin iktidara en yakın olduğu zamanda yapılmıştır. Ben ‘darbeye karşı demokrasiyi savunacağız’ dedim. Sen bugün yapılan darbenin neresindesin? AKP ve MHP’ye soruyorum: Siz bu darbenin neresindesiniz? Sizin cuntadan ne farkınız var? Pazar günü kurulacak sandığa darbe yapıyorsunuz. Yazıklar olsun size” demişti.

“Bu darbeyi püskürttük püskürttük, püskürtmedik bir daha sandık yok. Şu anda Türkiye darbe girişimiyle karşı karşıyadır.”

‘Önseçimi yapmakta kararlıyız’

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 100’den fazla kişinin gözaltına alınmasının ardından CHP Sözcüsü Deniz Yücel, halka parti binalarına gitme çağrısı yaptı. CHP Genel Merkezi önünde açıklama yapan Yücel, “Seçimle kazanamayacaklarını anlayanlar, zorbalığa başvurmaktadırlar. Hedef alınan yalnızca CHP değil, milletimizin ta kendisidir” dedi.

CHP milletvekilleri ise, gözaltına alınan İmamoğlu için TBMM’den CHP Genel Merkezi’ne doğru yürüyüşe geçti. Eskişehir Yolu’nda yürüyen milletvekilleri, bu sabah gözaltına alınan İmamoğlu’na destek sloganları attı.

CHP, İmamoğlu’nun tek aday olarak gireceği cumhurbaşkanı adayının belirleneceği ön seçimi yapmakta kararlı olduklarını söylerken, Özel ise sadece parti üyelerini değil, diğer muhalefet partili seçmenleri de ön seçime davet ederek, sandığa sahip çıkmalarını istedi.

Bahçeli: Hukuki tedbire darbe denilemez’

İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına ilişkin olarak “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında yapılan adli tasarrufu sabır ve sağduyu ile karşılamak, hukukun vereceği her türlü karara saygıyla yaklaşmak ortak sorumluluk olmalıdır” ifadelerini kullanan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Hiç kimse dokunulamaz, ulaşılamaz, erişilemez ve hesap sorulamaz değildir” açıklamasında bulundu.

“Hukuki bir tedbiri darbe diyerek karalamak, hak arayışını sokağa taşırmaya hazırlık yapmak cinnet geçirmiş, akıl ve ahlak seviyesini kaybetmiş bir siyasi yozluktur.”

Adalet Bakanı Tunç: ‘Mahkemeler bağımsızdır’

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hiçbir organ, makam, mevki yargı yetkisini kullanılmasında emir veremez. Soruşturma evresi gizlidir. Başlatılan soruşturmalarla ilgili olarak dosya içeriğine vakıf olmadan değerlendirmelerde bulunmak doğru değildir. Darbe gibi ifadelerle nitelendirmek son derece yanlıştır. Sokak çağrıları yaparak dezenformasyon yapmak asla kabul edilemez” diyerek yargının ve mahkemelerin bağımsız olduğunu savundu.

Herkes bilmelidir ki hukuk devletinde suç işlendiğine dair bir iddia varsa savunmanın yapılacağı yer sokaklar değil yargı makamlarıdır” diyen Tunç, soruşturmanın Erdoğan ile ilişkilendirilmesinin ise “hadsizlik” olduğunu savundu.

İBB: ‘Şehrimize olan sorumluluğumuzu aynı kararlılıkla sürdüreceğiz’

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden (İBB) Başkan Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla ilgili, “Hukukun üstünlüğü ve demokratik iradeye olan inancımız doğrultusunda, yaşanan gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Adaletin en kısa sürede yeniden tesis edileceğine ve başta Sayın Başkanımız olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarımızın görevlerine döneceğine olan inancımız tamdır” açıklaması yapıldı.

İBB’nin sosyal medya hesabından yaptığı diğer bir paylaşımda ise, “Bu akşam 20.30’da Saraçhane’de buluşuyoruz. Milletin iradesine sahip çıkıyoruz” denildi.

Siyasilerden açıklamalar

Karara Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da tepki gösterdi:

“Bu ülkede hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve millet iradesini savunan herkes bilmelidir ki, seçilmiş bir belediye başkanına yönelik bu girişimler asla ama asla kabul edilemez. Hukuksuzca yapılan her şeye direneceğiz. Boyun eğmeyeceğiz.”

İmamoğlu’na destek için İstanbul’a doğru yola çıkan eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,“Milli iradeye, hukuka ve demokrasiye yönelik bu müdahale kabul edilemez. Cumhuriyet Halk Partisi’nden intikam almaya çalışanlar, milletin gözünden ve gönlünden düşmüştür. Hak, hukuk, adalet arayışımız devam edecek. Ekrem Bey’e destek ve dayanışma duygularımı iletiyorum” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncay Bakırhan, gözaltıları “demokrasiye, halk iradesine yönelik açık bir saldırı” olarak tanımlarken, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise “Bu operasyon hukuk sınırlarını tanımayan, siyasi bir operasyondur. Sandık, oy, makam uğruna Türkiye’deki toplumsal gerilim ve kutuplaşmayı onarılmaz bir yere doğru götürmektir” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu”İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması akılla hukukla açıklanabilecek bir şey değildir” diye konuştu.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan“Bu ülkede siyasetin alanı daraltılıyor, siyasetçilere verilen mesaj bu. Bu ne demek, ‘Ben kafaya koydum artık ömrüm ve sağlığım yettiği sürece buradayım, başkasına da bu iktidar yok’ demek. Bu o demek. Eğer durum böyleyse o zaman Türkiye rejim değişikliğine gitmiş demektir” ifadelerini kullandı.

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, ise “Ellerine geçirdikleri gücü kullanarak halk iradesini kırmaya dönük girişimlerine devam ediyorlar. Bu bir darbedir. Ne olursa olsun, bu güzel ülkeyi darbecilerin insafına teslim etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

Uluslararası tepkiler

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına dünya çapında tepkiler giderek artıyor. Avrupa Konseyi Çarşamba günü yaptığı açıklamada, “İstanbul Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önde gelen siyasi rakibi Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasını halkın iradesine karşı bir hareket olarak şiddetle kınadığını” açıkladı.
Avrupa Konseyi bünyesindeki Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi ve Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına tepki gösterdi. “İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu dâhil 100 kişinin gözaltına alındığına ve dört gün gösteri yasağı getirildiğine dair haberleri büyük bir endişeyle takip ediyorum” diyen Amor, Türkiye’nin “tam bir otoriter devlet” olma yolunda son sürat ilerlediğini söyledi.