Para piyasası ve sabit getirili borçlanma araçları fonlarında da yüzde 20’yi aşan getiriler sağlandı. Özellikle para piyasası katılım fonları da dikkat çeken alternatifler arasında yer aldı. Uzmanlara göre, bu veriler Türk yatırımcısının fon seçiminde artık daha bilinçli hareket ettiğini gösteriyor.
Bir koyup 9 kazandırdı
Altının başarısı yalnızca Türkiye ile sınırlı değil. Uzmanlar, son 20 yılda Amerikan tahvili yerine altın tercih eden yatırımcının dolar bazında bile çok daha fazla kazandığını belirtiyor. Örneğin, 2000 yılında 1 milyon dolarını Amerikan tahviline yatıran bir kişi parasını yaklaşık 2,5 milyon dolara çıkarırken, aynı miktarı altına yatıran birinin portföyü bugün 9 milyon doları geçiyor. Geçmişte bir ons altın için 800 dolar ödenirken, bugün bu rakam 2.300 doları aşmış durumda. Bu durum, ons altının dolar, euro ve İsviçre frangı gibi güçlü para birimleri karşısında da değer kazandığını ortaya koyuyor.
5.5 milyon BES katılımcısı tercih etti
Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla 5.5 milyon katılımcı altın fonlarını tercih etti. Bu, yaklaşık 9 milyon gönüllü BES katılımcısı arasında her iki kişiden birinin altın fonunu seçtiği anlamına geliyor. Sene başında 3,5-4 milyon civarında olan bu sayı, hızlı bir artış göstererek 5 milyonun üzerine çıktı.
Büyük fonların yüzde 40’ı
Altın fonlarının BES portföyündeki ağırlığı da ciddi şekilde yükseldi. Yıl başında toplam portföyün yüzde 3’ü altın fonlarından oluşurken, bu oran şu anda yüzde 4.5’e ulaştı. Esnek ve değişken fonlarda yer alan altın varlıklar da dahil edildiğinde, altın odaklı yatırımın yüzde 50’yi aşabileceği tahmin ediliyor.
Fon büyüklüğünde de altın öne çıkıyor. En büyük 10 fon, tüm fon büyüklüğünün yüzde 40’ını oluşturuyor. Yatırımcılar sıklıkla geçmiş performanslara bakarak seçim yapıyor ve bu da onları en çok kazandıran fonlara yönlendiriyor.

