Ekonomist Aydın Akkoç, kamuoyunda Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) olarak bilinen emeklilerin sosyal güvenlik sistemindeki yeri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Akkoç’un hesaplamalarıyla birlikte yaptığı analiz şu şekilde:

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) yasal düzenlemesi olan 7438 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 03 Mart 2023 Tarihli ve 32121 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Kanuna göre kademeli olarak 5.000 günden 5.950 güne kadar sigorta prim ödemesi yapan kişiler erken emeklilik hakkı kazandı. Kanun çıkarken yaklaşık 5 milyon kişinin 5 yıl içinde EYT’li olarak emekli olacakları hesaplandı. Nitekim 2023 yılında emekli sayısı yaklaşık 2 milyon kişi arttı.
Bu dönemde EYT’nin maliyeti de sıkça tartışıldı. Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, temmuz ayı başında EYT maliyetinin milli gelirin neredeyse %2’si kadar olacağını söylerken TEPAV’ın bir raporunda da 2024 ve 2025 yılları için milli gelirin %2’sine yakın bir maliyet hesaplaması yapıldı.
Esasen EYT için bugün bir maliyet hesabı yapmak ilme, akla ve mantığa aykırı bir iş. Çünkü EYT’liler 5 bin günden 10 bin günlere varan sürelerde SGK prim ödemesi yaptılar ve bu primlere karşılık 1999 yılındaki kanuna göre sadece 2-3 yıl ortalama daha fazla aylık alacaklar (bir önceki kanuna göre kayıpları belki 5-6 yıl belki de daha çok). Bu yüzden gerçekçi bir maliyet hesabı için 25-30 sene beklenmesi gerekir görüşündeyim.

Tabloda göründüğü üzere emekli aylığı ve primlerin milli gelir içindeki payları 2021 yılından sonra %6-7 bandından 2022 yılında %4,5’e kadar düştü. 2023 yılında başta taban aylıklarda olmak üzere yapılan düzeltmeler ve EYT’nin katkısıyla aynı oranlar %5,4-5,7’ye kadar yükseldi. Ancak tabloda görüldüğü gibi ortalama emekli aylığının kişi başı gelire oranı %50’lerden %30’lara, asgari ücrete oranı ise %120’lerden %80’e kadar düştü.
Prim ödemeleri ve emekli aylıkları milli gelirin % 5,5 civarındayken EYT sisteme yıllık %2 gibi bir negatif etki yapabilir mi? EYT maliyetinin büyük kısmının emekli aylığı ödemelerinden kaynaklandığı düşünüldüğünde EYT’nin olmadığı bir seçenekte toplu emekli aylıklarının milli gelire oranı %3,5’lere kadar düşmesi gerekiyor. Elbette böyle bir şey teorik olarak mümkün; % 7’den 2022’de % 4,5’e düşen pay bir puan daha düşebilir(di).
Aşağıdaki tabloda özeti verilen ve bolca tahmin ve varsayımın da içinde bulunduğu bir çalışma yaptım. Alternatifli olarak da bakıldığında EYT yıllık maliyeti/GSYH oranı %1’i bulmuyor ancak tüm veriler elimizde olmadığı için çıkan sonuçlarda iki yönden hata payı olabilir.

Geçmiş yılların ortalaması 450 bin civarındayken 2023 yılında gerçekten de 2 milyondan fazla insan emekli oldu. Şöyle bir varsayım ile ilerlemek mümkün; 2 milyon kişi emekli oldu, bunun 500 bini normal zamanda emekli olacaktı, net EYT’li sayısı 1,5 milyon kaldı ve bu kişiler yaklaşık 8 ay emekli aylığı aldı (2024 yılı için de net EYT’li sayısı 1,5 milyon olarak dikkate alındı).
SGK aynı zamanda bu kişiler için ödenecek olan primden de mahrum kaldı, dolayısıyla prim kaybı da bir maliyet kalemi olarak görülebilir. Toplam 2 milyon kişinin 1 milyondan fazlası işine resmi olarak devam etti ve bunlar sosyal güvenlik destekleme primi (SGDP) ödemeye devam etti. Geçmiş yıllarda emekli olanların sadece 100 bini (% 20-25) SGDP ile işe devam ederken bu defa sayı 1 milyonu ve oran % 50’yi geçti.
SGDP ödeyerek çalışanlar için iki varsayım mevcut. İlkinde tarihi olarak yıllık 100 bin SGDP’li sayısını düşerek kalan 900 bin kişi için, ikinci hesapta ise net EYT’lilerin % 55’ini SGDP’li varsayarak gelir hesabı yapıldı.
EYT’liler için iki şekilde emekli aylık gider hesabı yapıldı. İlk hesapta dul ve yetimler eşdeğer emekli sayısına çevrilerek yaklaşık 14 Milyon tam emekli sayısına ulaşıyoruz. Yaklaşık 2 milyon kişi geçen sene emekli oldu ama bunun 500-600 bini normal şartlarda da emekli olacaktı, kaba hesap eşdeğer emekli sayısının % 11’ini EYT’li kabul edelim. Detayları bilmesek de EYT’lilerin önceki emeklilerle aynı ortalama emekli aylığını aldıklarını varsayarak yaklaşık 2024 yılında 300 Milyar TL yıllık emekli aylığı ödemesi çıkıyor (2023 yılı için 8 ayda yaklaşık 100 milyar TL).
Emekli aylığı için ikinci hesap şu şekilde yapıldı: 2024 Nisan ayı toplam emekli aylığı gideri toplam emekli aylığı alan kişi sayısına bölündü, çıkan aylık eşdeğer emekli aylığına ulaşmak için 1,1 ile çarpıldı bu rakama da yılın 2. yarısındaki %25 artışın ortalaması eklendi. 2023 için de 2024 başında yapılan zam indirgendi ve 8 aylık maliyet hesaplandı.
EYT’li kitleden gelecek prim geliri de hesaba dahil edilmiş olmalı (o da yaklaşık 175-180 milyar TL çıkıyor 2024 için). Yine ikili hesap var, ilkinde yıllık toplam prim geliri 23 milyon prim ödeyen kişiye bölündü ve ortalamadan 1,5 milyon net EYT’li için maliyet hesabı çıkarılırken ikinci işlemde 2023 Aralık ayı tahsil edilen toplam prim yine 23 milyona bölündü ve gerekli düzeltmelerle 2024 prim maliyeti hesaplandı.
Nihai olarak emekli olup çalışanlar için ödenen SGDP (sosyal güvenlik destek primi) gelir hesabı yapıldı, burada da iki varsayım mevcut, eski yıllarda emekli olanların sadece 100 bini SGDP’li olarak çalışmaya devam ederken EYT döneminde bu sayı 2 milyon için 1 milyon kişiyi aşmış, normal emekliler payına 100 bin düşersek EYT’ye 900 bin kalıyor, ikinci durumda net EYT’lilerin %55’i SGDP’li kabul edildi ve her iki seçenek için de yüzde ödenen SGK primlerine orantılı şekilde bir gelir hesabı yapıldı
Son yasa değişikliği tartışmalarında SGDP oranının %19,5’ten %24,5’e çıkacağı anlaşılıyor. Bu oran kabaca SGK toplam net prim oranına yaklaşıyor ve tamamen hibe bir gelir devlete. Kısacası, bu değişiklik olursa EYT’lilerin yarıdan fazlası için tüm SGK prim kaybı telafi edilmiş olacak.
Bir başka husus şu, EYT’li kitle sigortalı olarak çalışmaya devam etseydi her ne kadar düşük aylık bağlama oranı (ABO) ile hesap yapılsa da ileride daha yüksek maaş alacaktı. Halbuki şu anda özellikle düşük gün sayısı ve düşük primler ile emekli olanlar ya en düşük aylığı ya da en düşüğün az üzerinde bir aylık alıyor.
TEPAV raporunda kıdem tazminatları için de bir maliyet hesabı yapılmış ama özel ve kamu sektörleri o kıdemleri zaten ödeyeceği için bu hesap bana doğru gelmedi. Yine de bir maliyet hesabı yapılacaksa finansman maliyeti hesaplanabilir, zira düşük tazminat ve emekli aylığı ödemelerinden dolayı devlet memurları EYT’ye beklenenin çok altında rağbet etti.
Özel sektör, ödemesini yaptığı kıdem tazminatlarından sadece damga vergisi ödemesi yapsa da izin paraları için devlete ciddi miktarda stopaj (gelir vergisi) ödemesi yaptı. Geçen yıl özel sektör, kabaca tüm işgücü ödemelerinin %8-10’u kadar EYT’liler için ödeme yaptı ve bu ödemeler doğrudan ekonomiye tüketim/üretim olarak katıldığı için devlet yüklü miktarda ek vergi geliri elde etti. İşgücü ödemeleri %29 yerine %23-24’te kalsaydı 2023’ten bu yana hem doğrudan hem de KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler bu kadar artmayacaktı.
Özet ve sonuç: EYT maliyeti sıkça tartışma konusu oluyor ve bu maliyetin yıllık milli gelirin %2’sine tekabül ettiğine dair yazılıp çiziliyor. Muhasebe (tahakkuk bazlı) olarak EYT’nin bugünkü maliyeti sıfırdır ve her bir EYT’li devlet ve SGK’dan yüklü miktarda alacaklıdır. Belki 25-30 yıl sonra bir maliyeti çıkabilir, çünkü EYT’liler sisteme minimum 5 bin gün maksimumda 10 bin günü aşan sürelerde prim ödemesi yaptı. Bu primler hiç ödenmemiş gibi bir maliyet hesabı yapmak akla ve mantığa uygun olmadığı için yapılan hesaplar hatalı oluyor ve hipotetik olmaktan öte geçemiyor.
SGK’da çok sorun var. Bunlardan en önemlileri:
a) başta inşaat sektörü olmak üzere düşük prim ödemeleri (inşaat başta bazı sektörler için minimum prim tabanı getirilebilir)
b) Memurlar için devletin düşük prim ödemesi (başta memur sendikaları ve memurlar olmak üzere herkes tam brüt memur maaşı üzerinden prim ödemesi için mücadele vermeli)
c) Kayıt dışı istihdam kaynaklı sigortalı sayısının azlığı (kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı istihdamın % 30-40’larda hesaplandığı ülkede bu oranları düşürmek için sadece denetim yeterli değil, gerekirse büyük teşvikler verilmeli)
d) Sürekli idari kararlarla belli emeklilere ayrıcalık (vekil, bürokrat ve memurlara ayrıcalık yapılacaksa bunun bütçesi SGK’da değil doğrudan genel bütçede olmalı vb)
e) Devletin SGK bütçesine kısıtlı desteği
f) Sağlık harcamalarının ve KÖİ hastane masraflarının kontrolden çıkması (sistem nette özel sektördeki 14-15 milyon çalışandan prim topluyor ancak 100 milyona yakın nüfusa sağlık hizmeti veriyor).
Sistem yeni primlerle emekli aylıklarını ödüyor, dolayısıyla ortada bir fon ya da birikim bulunmuyor. SGK sadece nominal brüt maaşları sistemde gösterdiği için nominal prim hesabını yapmak bile uzmanlık gerektiriyor. Öneri olarak çalışanın ödediği tüm primler ve emeklinin aldığı tüm aylıklar enflasyon +2-3 puan ya da enflasyon artı büyüme oranı gibi bir hesapla sürekli güncellenmeli ve herkesin bakiyesi sistemde görünür halde olmalı. Böylece kimin ne ödeyip ne tahsil ettiği rahatça görülebilir.
Not: Yazıyı hazırladıktan sonra bir parti yetkilisi 5 yıl için 300 milyar dolar EYT maliyeti açıklayarak bu alanda yeni rekorun sahibi oldu. Yıllık 60 milyar dolar nedir derseniz geçen yıl toplam 16,2 milyon emekli için ödenen tüm emekli aylıkları ediyor. Yeni hedef olarak 5 yılda 500 milyar dolar maliyet açıklaması bekliyorum, bakalım o kime kısmet olacak.
