Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

En düşük emekli maaşı uygulamasının adaletsizlik dozu iyice arttı

En düşük emekli maaşının 2026 ocak ayından itibaren 20 bin lira olarak uygulanmasına dair hazırlanan teklif TBMM’ye sunuldu ve önümüzdeki günlerde yasalaşması bekleniyor. Yeni düzenlemeden, yapılan son zam sonrası maaşı 20 bin TL’nin altında kalan yaklaşık 5 milyon emekli faydalanacak. Böylece normal şartlarda 12-13 bin lira emekli aylığı alması gereken kişiler dahi 20 bin lira alıyor olacaklar. Emekli maaşları için bir taban miktar belirlenmesi ilk bakışta makul, mantıklı ve sosyal adaletçi bir uygulama gibi görünse de, gelinen noktada yol açtığı adaletsizliğin ağır basmaya başladığını açıkça söylemek gerekiyor.

En düşük emekli maaşının 2026 ocak ayından itibaren 20 bin

Aralık 2025 tüketici enflasyonu açıklanıp memur ve emekli maaşlarına yapılacak zam oranları netleştiğinde en düşük emekli maaşının da 16.881 liradan 18.939 liraya yükseltileceği tahmin edilmişti. Ancak ilerleyen günlerde yapılan değerlendirmeler sonucunda en düşük maaşın 20 bin lira olmasına karar verildi. Yaklaşık yüzde 19’luk bu artış, işçi emeklilerinin aldığı yüzde 12 zammın çok üzerinde olduğu için, önümüzdeki dönemde en düşük emekli maaşını alacak olan emeklilerin sayısı da bir kez daha artmış oldu.

Sosyal güvenlik uzmanı Özgür Erdursun’un sosyal medyada paylaştığı aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere taban maaş uygulaması 2019 yılında ilk başladığında bundan sadece 1 milyon kişi faydalanıyordu. Oysa ki bu yıl itibarıyla en düşük maaşı alan emekli sayısı 5 milyona yaklaşmış durumda. Yani emeklilerin yaklaşık yüzde 30’u aynı maaşı alıyor olacak. Ankara’daki karar vericiler böylece iyi bir icraat yaptıklarını düşünüyor olabilirler, ama gelinen nokta itibarıyla bu uygulama sosyal adaletten ziyade bir adaletsizlik kaynağına dönüşmüş durumda.

En düşük emekli maaşı uygulamasının adaletsizlik dozu iyice arttı

10 yıl boyunca en düşük miktarda sigorta primi yatırmış bir kişiyle 20-25 yıl fiilen çalışıp çokça prim ödemiş birinin aynı – ya da hemen hemen aynı – emekli maaşını alıyor olmasının izah edilebilir bir tarafı yok. Eğer amaç sosyal adaleti sağlamak ve zor durumdaki hanelere destek olmaksa bunun farklı yolları mevcut. Devletin çok kapsamlı ve yıllar içinde oturmuş bir sosyal yardım sistemi var. Bu sistemde hanehalkı bazında toplam gelirler kolayca hesaplanabiliyor ve hak sahipleri belirleniyor. Yani istenirse düşük maaşlı emeklilere hanelerindeki kişi başına düşen gelir miktarına bağlı olarak farklı sosyal yardım programları çerçevesinde destek olunabilir. Oysa ki mevcut uygulamada, örneğin, eşi emekli albay veya emekli hakim olan ve zamanında hobi olsun diye 10 yıl prim yatırmış olan bir kadına da 20 bin lira maaş veriliyor.

Basında yer alan haberlerde düşük emekli aylığı alanların gelir seviyesinin kalıcı bir şekilde desteklenmesi için alternatif modeller üzerinde çalışıldığı ifade ediliyor. Yaşlı nüfusun ihtiyaçlarına göre farklı destek başlıkları oluşturulması hedefleniyormuş. Kamuoyunda “vatandaşlık maaşı” olarak bilinen gelir tamamlayıcı destek modeli için de hazırlıklar sürüyormuş. Bu sistem kapsamında düşük gelirli hanelerin toplam gelirleri, belirlenecek olan eşik seviyeye tamamlanacakmış. En düşük emekli maaşı uygulaması yerine bu tür sistemlerin hayata geçirilmesinin çok daha doğru olacağını düşünüyorum.

Vatandaşların bu konuya dair sosyal medya paylaşımlarını incelediğimde, en düşük emekli maaşı uygulamasının ekonomik durumundan ve mevcut maaş düzeyinden mutsuz olan geniş bir kitlede yol açtığı ekstra memnuniyetsizliği gözlemleyebiliyorum. İnsanlar geçmişteki emeklerinin karşılığını alamadıklarını, yüksek miktardaki sigorta primlerini boşuna yatırmış olduklarını düşünüyorlar. Bakalım hükümet bu popülist uygulamanın kendisine yarar sağlamaktan daha çok zarar verdiğini ne zaman fark edecek ve nasıl bir aksiyon alacak.