Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar


ata-yatirim


Advertisement

BBVA’dan büyüme analizi: İç talep daralıyor, sanayi öne çıkıyor

Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrekte beklentilerin altında yüzde 2,3 büyümesi, ekonomideki toparlanmanın niteliğine ilişkin soru işaretlerini artırdı. İç talep ve tüketim gerilerken büyümeyi sanayi ve ihracat taşırken, Garanti BBVA Research üçüncü çeyrekte yaklaşık yüzde 3, yıl sonunda ise yüzde 3 büyüme bekliyor.

Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrekte beklentilerin altında yüzde 2,3 büyümesi, ekonomideki

Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 büyürken, büyümenin bileşimi ekonomideki dengelerin değiştiğini ortaya koydu. Hanehalkı tüketimi ve kamu harcamaları gerilerken, sanayi ve ihracat büyümeyi destekledi. Garanti BBVA Research ise üçüncü çeyrekte yıllık yaklaşık yüzde 3 büyüme beklerken, yıl sonu tahminini yüzde 3’te tuttu.

Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrek büyüme performansı, büyümenin hızından çok hangi kaynaklarla gerçekleştiği açısından dikkat çekti. Garanti BBVA Research tarafından yayımlanan rapora göre ekonomi nisan-haziran döneminde yıllık yüzde 2,3 büyüdü. Kurumun yüzde 3’lük tahmininin ve piyasanın yüzde 2,9’luk beklentisinin altında kalan bu sonuçla birlikte yılın ilk yarısındaki büyüme yüzde 2,5 olarak gerçekleşti.

İlk bakışta büyümenin devam ettiği görülse de verilerin ayrıntısı iç talepte belirgin bir zayıflamaya işaret ediyor. İkinci çeyrekte özel tüketim çeyreklik bazda yüzde 1,3 azalırken, kamu harcamaları da yüzde 2 geriledi. Böylece stoklar hariç iç talebin büyümeye negatif katkısı 1 puana yükseldi.

Bu tablo, uygulanan dezenflasyon programının talep üzerindeki etkisinin belirginleştiğini gösteriyor. Ekonomik aktiviteyi sınırlayan yüksek faiz ve sıkı finansal koşullar özellikle hanehalkı harcamalarında kendisini gösterirken, büyümenin yükü giderek iç talepten dış talebe ve üretime kayıyor.

Büyümeyi sanayi ve ihracat taşıdı

İkinci çeyrekte reel GSYH’nin çeyreklik bazda yüzde 1,1 artması, ilk çeyrekteki yüzde 0,3’lük büyümeye kıyasla ekonomide kısa vadeli bir toparlanmaya işaret etti. Ancak bu toparlanmanın temel kaynağı iç tüketim olmadı.

Sanayi sektörü çeyreklik bazda yüzde 2,9 büyüdü. İmalat sanayindeki yüzde 3,3’lük artış sanayideki performansın ana belirleyicisi olurken, raporda Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle bazı siparişlerin Türkiye’deki üreticilere yönelmesinin bu toparlanmada etkili olduğu belirtildi.

Başka bir ifadeyle Türkiye ekonomisi, zayıflayan iç talebe rağmen dışarıdan gelen talebin desteğiyle büyümeyi sürdürdü. Bu durum kısa vadede büyüme açısından olumlu görünse de söz konusu desteğin sürdürülebilirliği jeopolitik gelişmelere ve küresel talebe daha fazla bağımlılık anlamına geliyor.

İhracatın çeyreklik bazda yüzde 6,2 artması da bu tabloyu destekledi. İthalat ise yüzde 1,8 daraldı. Böylece iki çeyrektir büyümeyi aşağı çeken net ihracat, ikinci çeyrekte büyümeye 1,8 puanlık katkı sağladı.

İç talepteki daralma büyümenin niteliğini değiştiriyor

Ekonominin büyümesindeki temel sorun ise rakamın kendisinden ziyade kompozisyonunda ortaya çıkıyor.

Özel tüketimin üst üste ikinci çeyrekte gerilemesi, hanehalkının yüksek enflasyon ve sıkı finansal koşullar nedeniyle harcamalarını sınırladığını gösteriyor. Kamu harcamalarının da aynı dönemde daralması, iç talep kaynaklı büyüme desteğini daha da zayıflattı.

Yatırımlarda ise güçlü bir ivme oluşmadı. Toplam yatırım büyümesi yıllık bazda yalnızca yüzde 0,6 olurken, inşaat yatırımları yüzde 0,9 geriledi. Makine ve teçhizat yatırımlarındaki yüzde 1,6’lık artışa rağmen yatırım cephesindeki genel görünüm ekonominin gelecekteki üretim kapasitesi açısından güçlü bir sinyal vermedi.

Bu nedenle ikinci çeyrek büyümesi, tüketim ve yatırımların güçlü biçimde genişlediği bir büyümeden ziyade sanayi üretimi ve dış talebin öne çıktığı bir tablo ortaya koydu.

Kişi başına gelir 19 bin doların üzerine çıktı

Yıllıklandırılmış GSYH ikinci çeyrekte 1,71 trilyon dolara ulaşırken kişi başına gelir 19 bin 139 dolara yükseldi.

Ancak gelir tarafında da dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Ücretlerin katma değer içindeki payı yüzde 36,1’e geriledi. Dolayısıyla toplam milli gelirdeki artışın ücretlilere aynı ölçüde yansıyıp yansımadığı tartışması devam ediyor.

Ekonominin büyümesi ile hanehalkının satın alma gücü arasındaki ayrışma, önümüzdeki dönemde büyümenin toplumsal etkisi açısından kritik başlıklardan biri olmaya devam edecek.

Merkez Bankası’nın faiz adımı büyüme açısından ne anlatıyor?

Garanti BBVA Research raporunda para politikası da büyüme görünümünün önemli belirleyicilerinden biri olarak değerlendirildi.

Merkez Bankası ağustos ayının sonunda bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlarken fonlama maliyetini 300 baz puan düşürdü. Politika faizi yüzde 37 seviyesinde bulunuyor.

Rapora göre bu adım beklentilerden daha erken geldi. Ancak yüksek enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle Merkez Bankası’nın bundan sonraki süreçte daha temkinli hareket etmesi bekleniyor.

Bu noktada ekonomi yönetiminin önündeki temel ikilem ortaya çıkıyor: Büyümeyi desteklemek için finansal koşulların gevşetilmesi, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir. Sıkı para politikasının uzun süre korunması ise zaten zayıflayan iç talep üzerindeki baskıyı artırabilir.

Üçüncü çeyrekte toparlanma beklentisi var ama göstergeler karışık

Garanti BBVA Research, üçüncü çeyrekte yıllık yaklaşık yüzde 3 büyüme bekliyor. Kurumun aylık GSYH göstergesi, üçüncü çeyrekte yüzde 1-1,5 aralığında çeyreklik büyümeye işaret ediyor.

Ancak öncü göstergeler büyümenin güçlü bir ivme kazandığını söylemek için yeterli değil. Ağustos itibarıyla reel sektörde toplam siparişler çeyreklik bazda gerilerken, kapasite kullanım oranı da ikinci çeyrek seviyesinin altına indi.

Buna karşılık hizmetler ve inşaat sektöründeki güven göstergeleri üçüncü çeyrekte büyümeye daha fazla katkı gelebileceğine işaret ediyor. Tarımsal üretimin de destekleyici olması bekleniyor.

Dolayısıyla üçüncü çeyrek için ortaya çıkan tablo, sanayideki zayıflamaya karşı hizmetler, inşaat ve tarımın dengeleyici rol üstlenebileceği bir büyüme senaryosu olarak öne çıkıyor.

Yıl sonu hedefi yüzde 3

Garanti BBVA Research, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3 seviyesinde korudu. Kurumun senaryosuna göre jeopolitik gerilimlerde yeni bir tırmanış yaşanmaması, maliye politikasının ölçülü biçimde destekleyici olması ve Merkez Bankası’nın politika faizini aralık ayına kadar yüzde 37 seviyesinde tutması halinde yılın ikinci yarısında büyümenin yüzde 3,5’e toparlanması bekleniyor.

Ancak bu senaryonun önündeki en büyük risk Orta Doğu’daki savaş olarak gösteriliyor. Çatışmanın genişlemesi enerji fiyatlarını yükseltebileceği gibi Türkiye’nin dış ticareti, enflasyon görünümü ve tüketici güveni üzerinde de baskı yaratabilir.

Bu nedenle Türkiye ekonomisinin önündeki tablo iki farklı yön taşıyor: Bir tarafta ikinci çeyrekte görülen sanayi ve ihracat kaynaklı toparlanma, diğer tarafta giderek belirginleşen iç talep zayıflığı.

Ekonomi büyümeye devam ediyor ancak büyümenin motoru değişiyor. Tüketim ve kamu harcamalarının geri çekildiği, yatırımların sınırlı kaldığı ortamda sanayi ve dış talebin taşıdığı büyümenin kalıcılığı ise önümüzdeki dönemde hem para politikasına hem de jeopolitik gelişmelere bağlı olacak.

tclira.com