Son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, belirsizlikler ve jeopolitik gelişmelere karşı bankacılık sektörünün başarılı performans sergilediğini söyleyebiliriz.
Bunda elbette 2001 krizi sonrası sektörü regüle eden BDDK’nın önemli rolü var.
Sektör oyuncuları da krizlere karşı bağışıklık kazandı. Yaşanan gelişmelere uygun hemen pozisyon alan bankalar, ürün ve hizmet çeşitlilikleri ile ekonomiye katkılarını sürdürüyor.
Ancak bunlar arasında bazen amacı tam anlaşılamayan ve vatandaş tarafında kafa karışıklığına yol açabilecek uygulamalar da olabiliyor.
Anadolubank’ın piyasaya sunduğu Renkli Hesap da bunlardan birisi diyebilirim.
“Anadolubank Renkli Hesap’ta üst limiti 20 milyon TL’ye çıkardı” başlığıyla tanıtılan bu mevduat ürünü, vatandaşa yüksek getiri sağlıyor gibi gözüküyor. Ancak ürünün ayrıntılarına baktığımızda tıpkı oltanın ucundaki yem gibi bir sistem oluşturulduğu anlaşılıyor.
Ayrıntılarıyla anlatalım…
Sistemin hesap makinesine girdiğimiz zaman, 1 milyon TL için 30 günlük faiz yüzde 37 olurken, hoş geldin faizi yüzde 45 olarak görülüyor.


Yüzde 45 gözüken hoş geldin faizi ilk başta güzel bir oran gibi duruyor ancak oltanın ucundaki yem tam olarak da burada karşımıza çıkıyor.
Peki, nasıl bir faiz uygulanacak? Bankanın açıklaması şu şekilde:
“Hoş Geldin süresinin sona ermesinden sonra faiz sekmesinde yer verilen tutar aralıklarına göre değişen Devam Faiz Oranı uygulanacak ve ilgili faiz oranı hesapta bulunan bakiye doğrultusunda günlük olarak bankamızın takdirine göre değişkenlik gösterecektir.”
Bakiyede ne kadar para varsa ona göre faiz gelecek… Burada bir belirsizlik var.
Bir de bu “takdir” neye göre belirlenecek?
Yatırımcı daha sonra Renkli Hesap kampanyasının sunduğu ek faiz oranlarını almak isteyecek. Ama orası da ayrı bir karmaşa.
“Renkli Hesap faiz oranı, kazanılacak toplam ek faiz ile birlikte değerlendirildiğinde Bankamız hoş geldin faiz oranını aşamayacaktır” deniliyor.
Anadolubank’ta 9 farklı enstrüman sunuluyor ve bunlarla ek faiz vaat ediliyor.

Tabloda da göreceğiniz üzere toplam ek faiz yüzde 5,75’e ulaşabiliyor. Ama bunun hepsini alamıyorsunuz.
FX işlemleri, debit kart ve kredi kartı kullanımı sadece 30 gün ek faiz sağlıyor. Diğer enstrümanlarla da zaten banka daha kârlı oluyor. Neden mi?
Bir süre sonra “bankanın takdiri ile” faiz oranları aşağı çekilince, her türlü ürünün kullandırıldığı bir müşteri ellerinde oluyor.
Vatandaşa kredi kullandırıyor, kredi kartı veriyor, otomatik ödeme talimatı alıyor, para piyasası fonuna birikimini aldırıyor, BES yaptırıyor vs.
Şu anda hoş geldin faizi ile normal faiz arasındaki makas yüzde 8. Ancak daha sonra banka bunu “takdir” eder ve yüzde 2 veya 3’e kadar çekerse ne olacak?
Aylar sonra yatırımcı bakiyesine baktığında gerçek enflasyona karşı birikimini ne ölçüde koruyacak meçhul…
20 milyon TL üst limit vurgusu da ilginç… Çok dar bir müşteri segmentine hitap eden bu kampanyayı gören çoğu kişi “zaten bana göre değil” diyerek incelemez. Bu da ayrı bir pazarlama ve iletişim sorunu olarak önümüzde duruyor.
Şunu da belirtmem gerek…
Buraya kadar bankacılık sistemine aykırı herhangi bir durum söz konusu değil. Ancak sektöre duyulan güven, bu tarz karmaşık ürünlerle erozyona uğruyor.
“Müşteri gerçekte ne kazanacak” sorusu cevapsız kalıyor. Bu da vatandaşın güvenini zedeliyor.


