Ekonomim yazarı Hakan Güldağ, kaleme aldığı köşe yazısında altındaki rekor artışın yalnızca piyasa hareketleriyle açıklanamayacağını belirterek, dünya ekonomisinin yeni bir döneme girdiğini vurguladı. Güldağ’a göre kapitalizmin doğasında var olan genişleme eğilimi, artık sınırlarına dayanmış durumda.
Batı ekonomilerinin bugüne kadar krizlerini çevre ülkelere mal ve sermaye ihraç ederek, ucuz işgücüyle yeniden bölüşüm yoluyla aştığını hatırlatan Güldağ, artık bu modelin işlemediğini belirtiyor. Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika gibi “Küresel Güney” ülkelerinin yükselişiyle birlikte, küresel ticaret dengesi doğuya kayıyor.
Dolar merkezli para sistemi sorgulanmaya başlandı
Güldağ’ın aktardığı verilere göre, Çin’in ihracatında ABD, Avrupa ve Japonya’nın payı 2000 yılında yüzde 55 iken, bugün yüzde 35’e geriledi. Aynı dönemde “Kuşak-Yol” ülkelerinin payı yüzde 15’ten yüzde 45’e yükseldi. Bu durum, dünya ekonomisinde üretim ve ticaretin ağırlık merkezinin değiştiğini gösteriyor.
Jeopolitik gerginliklerin de etkisiyle küresel ekonomide yeni pozisyon arayışlarının hızlandığını ifade eden Güldağ, mevcut dolar merkezli parasal sistemin sorgulanmaya başladığına dikkat çekti. Bu türbülans ortamında, hem merkez bankalarının hem de büyük yatırımcıların güvenli liman olarak altına yöneldiğini belirtti.
