Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar

Denizbank Reklam

Açlık sınırının altında kalan asgari ücret, simülasyondaki bir hata mı?

Asgari ücrete Ocak 2026 itibarıyla yüzde 27 zam yapılması, ‘reel asgari ücret’te geçen yıl olduğu gibi bu yıl da gerileme olduğu anlamına geliyor. Zira bu artış oranı TÜİK’in 2025 yılı için hesapladığı yüzde 31’lik tüketici enflasyonunun oldukça gerisinde. Peki, 2024 yılının başında zirve değerine ulaşan reel asgari ücretten ne kadar uzaktayız ve yakın gelecekte tekrar o düzeylere çıkma şansımız var mı?

Asgari ücrete Ocak 2026 itibarıyla yüzde 27 zam yapılması, ‘reel

Bir sonraki yılın asgari ücretinin Cumhurbaşkanı tarafından açıklandığı, açıklama sırasında nefeslerin tutulduğu, sonra beklenenden iyi bir artışla herkesin yüzünün güldüğü, üstelik bunun yılda iki kez yaşandığı günler aslında çok da uzak bir geçmişte kalmadı. 2024 yılının başlarına kadar her şey yolunda gidiyordu. Ancak ne olduysa 2024’ün mart ayında yapılan yerel seçimler sonrasında oldu. Dört yıllık bir seçimsiz döneme girilmesi ve ücret ve maaşların baskılanmasının enflasyonla mücadelenin en önemli araçlarından biri olarak görülmesi işleri değiştirdi. Asgari ücretteki güncelleme sayısı yılda bire inerken, artış oranları da hayal kırıklığı yaratmaya başladı.

Asgari ücretin seçimlere endeksli bir şekilde belirlenmesi sadece yakın geçmişte yaşanan bir durum değil. SÖZCÜ gazetesinden Erdoğan Süzer’in “Seçimde zam, gerisi gam” başlıklı haber-analizinde de ele alındığı üzere, hem asgari ücret, hem de memur ve emekli maaş artışları seçim yıllarında çok daha cömertçe yapılıyor. Seçime yakın yapılan artışlar seçmen tarafından ödüllendirilirken, 2-3 yıl geride kalan uygulamalar büyük ölçüde unutulmuş oluyor.

Açlık sınırının altında kalan asgari ücret, simülasyondaki bir hata mı?

2026 yılı için açıklanan 28 bin 75 liralık net asgari ücret, henüz kimsenin cebine girmeden Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu TÜRK-İŞ tarafından açıklanan ‘açlık sınırı’nın altında kaldı. Açlık sınırı, yani dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması tutarı, Aralık 2025’te 30 bin 143 TL olarak açıklandı. Bloomberg HT’nin aşağıdaki grafiğinde de görüldüğü üzere asgari ücretin açıklandığı anda açlık sınırının altında kalması son yıllarda pek rastlanan bir durum değil.

Açlık sınırının altında kalan asgari ücret, simülasyondaki bir hata mı?

Asgari ücretin düşük tutulması özel sektör çalışanlarının yaklaşık yarısını doğrudan etkilemenin yanı sıra, dolaylı olarak daha yüksek düzeyde maaş alan çalışanları da olumsuz etkiliyor. Bu da içinde bulunduğumuz yılda sabit gelirlilerin çoğunun alım gücü kaybı yaşayacağı anlamına geliyor. Peki, eski dönemlerle karşılaştırıldığında asgari ücretin alım gücü ne düzeyde?

Reel asgari ücretin zaman içindeki değişimi

Son yıllarda asgari ücretin enflasyon karşısında ne kadar güçlü kalabildiğini gözlemlemek için net asgari ücret rakamlarını ilk geçerli oldukları ayın Tüketici Fiyat Endeksi değeriyle düzeltip, reel asgari ücreti hesaplabiliriz. Son 12 yıllık dönemi ele aldığımızda, reel asgari ücrette kayda değer bir değişimin ilk olarak 2016 yılının başında yapılan yüzde 30’luk zamla sağlandığını görüyoruz. Uzunca bir süre belli bir aralıkta kalan reel asgari ücret 2023’ün ocak ve temmuz aylarında ve 2024’ün başında yapılan yüksek oranlı artışlarla tekrar belirgin bir şekilde yükselmiş. Ancak yukarıda da değindiğim gibi, 2024’te temmuz zammı yapılmamasıyla birlikte reel kayıplar başladı. (Aşağıdaki grafiği çizerken Ocak 2026 enflasyonunun yüzde 4 olacağını varsaydım.)

 Açlık sınırının altında kalan asgari ücret, simülasyondaki bir hata mı?

Yukarıdaki grafikte görüldüğü üzere, reel asgari ücrette yakın geçmişe nazaran belirgin bir düşüş yaşanmış olmasına rağmen, bundan 5-10 yıl önceki düzeylerin çok üzerindeyiz. En azından resmi enflasyon rakamlarına göre öyle görünüyor. Ocak 2024’teki zirve değerin ise yaklaşık yüzde 10 gerisindeyiz. Ancak, ekonomi yönetiminin gerçekleşmiş enflasyon oranının altında kalan artışlar yapma tercihi bir süre daha devam ederse, reel asgari ücret endeksinin zirve değerininden uzaklaşmaya devam edeceğiz.

Türkiye ekonomisi büyüme oranlarıyla gelişmiş ülkeleri kıskandırırken, TCMB’nin döviz rezervleri ve mal ve hizmet ihracatı rekorlar kırarken, sabit gelirlilerin resmi enflasyon rakamlarıyla hesaplandığında dahi alım gücü kaybı yaşıyor olması, Türkiye Yüzyılı simülasyonunda küçük hatalar olabileceğini düşündürüyor. Reform yılı olacağı söylenen 2026’da bunlara mutlaka bir çözüm bulunacaktır.