Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar


sabancı reklam

reklam

 trendyolreklam

Yapay zeka ve duygular. YZ kazanıyor mu?

Yapay zekâ uygulamaları, insan duygularını anlama konusunda şaşırtıcı bir başarı gösteriyor. İsviçreli ve Çek bilim insanlarının yaptığı araştırmaya göre, önde gelen YZ modelleri duygusal zekâ testlerinde %81 başarıya ulaşırken, insan denekler %56’da kaldı. Bu gelişme, sağlık ve müşteri hizmetleri gibi birçok alanda yeni olanaklar sunarken, yapay zekânın duygusal üstünlük kurduğu anlamına gelmiyor. Duyguları anlamak hâlâ insana özgü, karmaşık ve devam eden bir süreç.

Yapay zekâ uygulamaları, insan duygularını anlama konusunda şaşırtıcı bir başarı

Yapay zekâ (YZ) ile güncel haberlere göz atıldığında, maalesef kavramın doğru düzgün anlaşılmadığı veya kasıtlı olarak sansasyonel değer teşkil edecek şekilde çarpıtılarak kullanıldığı görülmektedir. Özellikle son günlerde, YZ’nin insan duygularıyla ilgili olarak insanlardan daha isabetli tahminler yapabildiği yönünde haberlerin çıktığı düşünülecek olursa, yanlış yönlenmenin boyutları daha iyi anlaşılabilir.

2025 yılı başlarında, İsviçreli ve Çek bilim insanlarından oluşan bir araştırma grubu, “Acaba YZ uygulamaları insan duygularını ne kadar tespit edebiliyor?” sorusundan yola çıkarak bir çalışma gerçekleştirdi. Bu sorunun cevabı çok önemlidir; çünkü duyguları anlama seviyesi, doğrudan doğruya sosyoekonomik uygulamaların performansını belirleyecek önemli unsurlardan biridir. Yani botlar, YZ programları ve ticari uygulamalar insan duygularını anlayacak şekilde inşa edilebilirse, başarı ve memnuniyet oranları ciddi ölçüde artacaktır.

Grup, araştırma sorusunu yanıtlayabilmek amacıyla önde gelen YZ uygulamalarına (ChatGPT-4, ChatGPT-o1, Copilot 365, Claude 3.5 Haiku, DeepSeek V3 ve Gemini 1.5 Flash), genel kabul görmüş ve yaygın olarak kullanılan duygusal zekâ testlerini [Situational Test of Emotion Management (STEM), Situational Test of Emotion Understanding (STEU), Geneva EMOtion Knowledge Test—Blends (GEMOK-B), Geneva Emotional Competence Test in the Workplace (GECo)] uyguladı. Bu testlerin çok önemli iki özelliği bulunmaktaydı. Öncelikle testler yalnızca duyguyu belirleme düzeyini ölçmekle kalmıyor, aynı zamanda duygusal düzenleme düzeyini de ölçümlüyordu. İkinci özellik ise, klasik soru-çoktan seçmeli yanıtlar yerine, bir durum (vaka) sonrasında “Bu kişi hangi duyguyu/duyguları hissediyordur?” şeklinde sorulardan oluşmasıydı. Bir başka deyişle, bir olay anlatılıyor; ardından, olayı yaşayan kişinin ne/neler hissettiği soruluyordu.

Tahmin edeceğiniz üzere, hissetme ve empati kapasitelerine sahip olmayan bir varlığın bu tür soruları yanıtlaması oldukça zordur.

Şaşırtıcı biçimde, sonuçlar söz konusu yazılımların %81 isabet oranıyla duygusal zekâ testlerini tamamladığını gösterdi. Daha da şaşırtıcı olan ise, insan deneklerin %56 başarı oranında kalmış olmasıydı. Ayrıca, tüm YZ uygulamaları ortalama başarı açısından insanlara kıyasla kayda değer biçimde öndeydi; özellikle ChatGPT-o1 ve DeepSeek V3, iki standart sapmadan fazla başarılı sonuç verdi.

Bu ne demek? YZ uygulamaları, önlerine duygusal yoğunluk taşıyan durumlar ve seçenekler konulduğunda gayet başarılı bir biçimde durum-duygu ilişkisi kurabiliyor. Bu müthiş bir gelişme. Özellikle sağlık, güvenlik, konaklama, otelcilik ve müşteri hizmetleri gibi alanlarda daha önce akla gelmeyen olasılıklara kapı açıyor.

Ne demek değil? YZ, duygusal zekâ bakımından insanlardan üstün değil. Tıpkı çok iyi test çözmenin akademide veya hayatta başarılı olunacağının göstergesi olmaması gibi. Duygular, düşünen beyinden çok daha önce biz insanlarla birlikte vardı. Onlar, sağkalımsal sürecin en önemli parçalarından biridir. Bugün dahi kararlarımızın büyük bölümü (her ne kadar rasyonel olduğumuzu iddia etsek de) duygu merkezlerimizce veya onlardan çokça etkilenerek alınıyor. Duyguları anlamak, ifade edebilmek, düzenleyebilmek hâlâ üzerinde çalıştığımız konular arasında.

Özetle, gelişmeler harika; ancak henüz orada değiliz. Tümüyle rasyonel bir yapının duygularla ilgili nasıl bir gelişim göstereceğini ve performansının nasıl olacağını takip etmek oldukça heyecan verici olacak.

Kaynak:
Schlegel, K., Sommer, N. R., & Mortillaro, M. (2025). Large language models are proficient in solving and creating emotional intelligence tests. Communications Psychology, 3(1), 1–14.