Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar

Denizbank Reklam

Türkiye’de her üç afetten biri ‘SEL’

İklim değişikliğinin artık yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal hayatı doğrudan etkileyen bir kriz haline geldi. Afet kaynaklı ekonomik kayıplar her yıl düzenli olarak yükseliyor. 2024’te 137 milyar dolar olarak hesaplanan küresel kayıpların, 2025 yılında 145 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu artış, yalnızca hasarların büyümesinden değil, afetlerin sayısındaki artıştan da kaynaklanıyor. Özellikle sel ve taşkınlar, 21. yüzyılın en hızlı yükselen doğal afet riskleri arasında gösteriliyor.

İklim değişikliğinin artık yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda

İklim değişikliği, artık sadece çevresel bir sorun olmanın ötesine geçerek ekonomik ve sosyal yaşamı da doğrudan etkileyen bir kriz haline geldi. Küresel çapta afet kaynaklı ekonomik kayıplar her yıl artarken, 2024’te 137 milyar dolar olarak hesaplanan kayıpların 2025’te 145 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

150 milyarı bulan faturası var

Türkiye’de de tablo farklı değil. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2024 yılında meydana gelen 1257 meteorolojik afetin yüzde 35’i sel ve taşkınlardan oluştu. Bu oran, iklim değişikliğinin ülke üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Büyükşehirlerde kısa sürede etkili olan yağışların, birkaç saat içinde milyarlarca liralık zarara yol açtığı örnekler son yıllarda sıkça yaşandı. 2020 yılında meydana gelen büyük bir sel felaketinde sigorta şirketlerinin 100–150 milyar lira arasında ödeme yaptığı biliniyor. Bu tür olayların artması, yalnızca vatandaşları değil, sigorta sektörünü de hazırlıksız yakalıyor.

Sigortalılık oranlarında düşük penetrasyon var

Türkiye’de konut ve iş yeri poliçelerinde sel riskleri çoğunlukla kapsamda yer alsa da sigortalılık oranları düşük seviyelerde. Sigorta penetrasyonunun konut ve küçük işletmelerde yalnızca yüzde 25 seviyelerinde olması, geniş bir kesimin sel ve taşkınlara karşı korunmasız olduğunu ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre bu durum, afetler sonrasında ekonomik kayıpların büyük kısmının sigorta sistemi dışında kalmasına neden oluyor. Yani bir yandan bireyler ve işletmeler zararlarını kendi imkânlarıyla karşılamak zorunda kalıyor, diğer yandan sigorta sektörü potansiyel büyümesini yeterince gerçekleştiremiyor.

Risk hesaplamada zorluklar oluşuyor

Artan hasar ödemeleri, sigorta şirketlerinin mali dengelerini de zorluyor. Sel ve taşkın gibi yüksek frekansta gerçekleşmeye başlayan afetler, geleneksel risk hesaplama modellerini geçersiz kılıyor. Bu nedenle sigorta şirketleri, iklim değişikliğine bağlı riskleri hesaba katan yeni ürünler ve poliçe modelleri geliştirmek zorunda kalıyor.