Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar

Denizbank Reklam

Türk iş insanları Borsa İstanbul yerine ABD borsalarına gidiyor

Borsa yatırımcısının canı sıkkın. Reel olarak aylardır kayıp yaşanıyor. Yüksek

Borsa yatırımcısının canı sıkkın. Reel olarak aylardır kayıp yaşanıyor.

Yüksek faiz elbette bu noktada etkili ancak borsanın artık kendi dinamikleri dışında fiyatlandığını hemen hemen herkes biliyor.

İyi gelen bilançolar sonrası hisseler düşüyor, kötü bilançolar tavan gidiyor…

Herkesin gözü yabancı yatırımcıda.

S&P ve Fitch Ratings‘ten sonra Moody’s de Türkiye’nin kredi notunu artırdı. Hatta Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu ilk kez 2 kademe birden yükselterek “B3″ten “B1″e çekti. (Yatırım yapılabilir seviyenin halen altında olduğumuzu da not düşelim.)

19 Temmuz’daki Moody’s kararından sonra Türkiye’ye hızlı bir şekilde yabancı yatırımcı gelmesi bekleniyordu.

Gelen yok, hatta gidenler var.

Yabancılar 16 Ağustos’tan geriye doğru 4 hafta üst üste toplam 920 milyon dolarlık hisse sattı. (Bunların bir kısmının tahvile gittiği ifade ediliyor.)

Bu şartlarda insanlar neden birikimlerini Borsa İstanbul‘da değerlendirsin?

Türk iş insanları Borsa İstanbul yerine ABD borsalarına gidiyor

Son aylarda iş dünyasında çok sık duyduğum bir durum var.

İş insanlarımız, birikimlerinin bir kısmı ABD borsalarında değerlendiriyor.

Bizim borsaya güvenmiyor, yurt dışına sermayelerini götürüyorlar.

Öyle az paralar da değil üstelik… Milyon dolarlar havada uçuşuyor…

“50 bin dolarla başladım, şimdi 250 bin dolara ulaştım.

1,5 milyon dolarla işlem yapıyorum, masrafların bir kısmını buradan çıkarıyorum…”

Bunlar benim bizzat muhataplarından duyduğum sözler…

Kazandıkça başka arkadaşlarına ABD borsalarını övüyorlar. Övdükçe daha fazla sermaye sahibi parasını yurt dışında değerlendiriyor.

Yargılamıyorum, kendi tercihleri…

Burada sorgulamamız gereken konu, büyük sermaye sahipleri neden Türk borsası yerine yurt dışına gidiyor?

Kendi sermaye sahiplerimize bu güven sağlansa, borsada yabancı yatırımcıya bu kadar el avuç açmaya gerek kalır mı?

Mülkler satışa çıkarıldı ancak alan yok

Geçelim iş dünyasının esas meselesine…

Malum, konkordato ve iflas dalgası başladı.

Geçen günlerde Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten ve Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya’nın bir araya geldiği basın toplantısına katıldım.

Türk iş insanları Borsa İstanbul yerine ABD borsalarına gidiyor

Reel sektörün 3 güçlü temsilcisi önemli mesajlar verdi. Hammadde ve yarı mamul ithalatında uygulanan ek vergi oranlarının yüksekliği bu sektörlerde üretimi oldukça zorlaştırıyor. Ayrıca kiralardaki hızlı artışlar da özellikle perakende tarafında üreticileri çok zor duruma düşürüyor.

Bu yaşananlar elbette parasal sıkılaşma politikalarının yansıması.

Uzun bir süre daha yüksek faiz politikaları devam edecek. Finansman konusunda sanayiciler arayış içinde…

Ekonomi yönetimi tarafından sanayicilere dolaylı olarak, “Faizler düşükken aldığınız mülkleri, arabaları satıp sermaye yapın” denildi.

Ramazan Kaya, bu konuyla alakalı, “Gayrimenkulünü satan çok, alan ise yok” ifadelerini kullandı.

Kaya ayrıca, “Göçleri engelliyoruz, tarım alanlarının da kullanılmasını sağlıyoruz. Bu yüzden bazı noktada devlet hazır giyim sektörüne destek vermeli” dedi.

Berke İçten ise sektörün ithalata döndüğünü, taklit ürünlerin de büyük zarar verdiğini söyledi.

Vergisini ödeyen, istihdam sağlayan, yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalan üreticiler bir sahte ürünlerle mücadele ediyor.

Ülkemizin bir sahte ürün cenneti haline geldiğini söyleyebiliriz.

Bu durum o kadar normalleşmiş ki…

Bir örnek vereyim…

Bodrum’da sahte ürün satılan dükkanlara ceza kesildi. Bazıları da kapatıldı.

Bunları satan esnaf yolu kapatarak eylem yaptı!

Rasyonel politikalar derken, irrasyonalitenin vücut bulduğu ülke haline geldik…

Sahte ve taklit ürünler, işletmelerin kapanmasına ve işsizliğin artmasına neden oluyor.

İşin elbette halk sağlığı boyutu da var…

Berke İçten, “Gerekli ekonomik kaynağı olmayan vatandaşlar yerli marka almaktansa yabancıların taklidini alıyor. Sahte taklit sektöründe son 2-3 yılda inanılmaz büyüme var. Ana sanayinin aşağı çekilerek yan sanayinin desteklenmesi politikasından vazgeçilmesi gerekiyor” diye konuştu.

***

Başkanların söylediklerini, Ticaret Bakanlığı‘nın verileri de doğruluyor.

2024 Ocak-Temmuz döneminde hammadde ve ara malı ithalatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,8 azalarak 138,5 milyar dolara geriledi.

Aynı dönemde tüketim malı ithalatı da yüzde 15,7 artarak 30,4 milyar dolara çıktı.

Bir tarafta sanayicinin nefesi kesilerek enflasyonla mücadele ediliyor, diğer tarafta tüketim malı ithalatının önü açılıyor.

Ortada büyük bir paradoks var.

Şu konuya da dikkatinizi çekmek isterim…

2023 yılında yatırım-sermaye malları ithalatı 2022’ye göre yüzde 30,1 artarak 40,5 milyar dolardan 52,7 milyar dolara yükseldi.

Hani deniliyor ya “Sanayici ucuz krediyle kendisine yatlar, katlar, arabalar aldı” diye…

Elbette doğruluğu var ama önemli bir kısım sanayici de bunları makine ve ekipman yatırımında kullandı. Veriler bize bunu gösteriyor.

Bu nedenle sanayicilerle daha yapıcı ve sürdürülebilir bir politika yürütülmesi gerekiyor.