Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar


BYD

Denizbank Reklam

Seçime giden ekonominin dümenindeki kaptanlar rasyonel mi, korkusuz mu olacak?

Mayıs 2023’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen sonrasında ekonomi yönetiminde yapılan ‘rasyonel’ değişikliğin üzerinden neredeyse 3 yıl geçti. Bu epeyce uzun dönemin sonunda genel ekonomik şartlarda bir iyileşme görülmezken, enflasyonla mücadelede kısmi bir başarı elde edildi. Seçim öncesinde ülkede sahte bir cennet yaratılmış olduğu için, o döneme kıyasla bir iyileşme sağlanamamış olması aslında çok da şaşırtıcı değil. Faiz tarafında ise piyasa faizleri uzun bir süredir çok yüksek kalmaya devam ediyor. TCMB’nin politika faizinin yanı sıra hem kısa hem uzun vadeli tahvil faizlerinin yüzde 30’un üzerinde olması, güncel durumun zorluğu kadar geleceğe dönük olumsuz beklentilerin de bir göstergesi.

Mayıs 2023'teki Cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen sonrasında ekonomi yönetiminde yapılan ‘rasyonel’

Merkez Bankası’nın politika faizi son Para Politikası Kurulu toplantısında yüzde 37’ye ancak indirilebildiği için, bankanın ‘ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti’ ile yıllık enflasyon arasındaki fark pozitif kalmaya devam ediyor. Bloomberg HT’nin yayınladığı aşağıdaki grafik faiz-enflasyon makasına daha uzun vadeli bir perspektiften bakma imkânı sağlıyor ve mevcut durumun temelinde yatan problemi güzel bir şekilde ortaya koyuyor. Grafikte görüldüğü üzere söz konusu faiz-enflasyon farkı 2021 yılının ortalarından itibaren 3 yıl boyunca negatifti ve bir ara eksi yüzde 70 puanlara kadar inmişti.

Seçime giden ekonominin dümenindeki kaptanlar rasyonel mi, korkusuz mu olacak?

Günümüzde halen çözülememiş olan sorunların temelinde 1912 yılında Titanik gemisinin çarptığı buz dağını çağrıştıran işte bu dev negatif reel faiz kütlesi var. Normal şartlarda en fazla birkaç ay sürmesi gereken bir faiz deneyi ‘kur korumalı mevduat’ gibi icatlarla ve döviz rezervlerinin ustaca kullanımıyla yaklaşık 2 yıl boyunca devam edince, yarattığı tahribat daha büyük ve onarım süresi de çok daha uzun oldu. Buna ek olarak, CHP’li belediyelere yönelik yaklaşık bir yıl önce başlayan operasyonlar ve tutuklamalar da geleceğe dönük beklentileri bozarak faizlerin yüksek kalmasında ek bir faktör oldu.

Bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimi ufukta görünmeye başlamışken, seçmenlerin ekonomik algı ve beklentilerini iyileştirmek için bu kez neler yapılacağı merak konusu.

Vatandaşın alım gücünü arttıracak çeşitli uygulamaların arasında faizlerin mümkün  olduğunca aşağı çekilmesi de mutlaka yer alacaktır. Ama 2021-23 döneminden farklı olarak şu an ekonominin dümeninde – hem Hazine ve Maliye hem de TCMB tarafında – gemiyi tehlikeli buz dağlarının arasından geçirmeyi kabul etmeyebilecek kaptanlar var. Kimi yorumcular Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in seçimden birkaç ay önce görevini bir başkasına devredeceğini tahmin ederken, kimileri de böyle bir riskin alınmayacağı düşüncesinde.

Merkez Bankası’nın nasıl bir yaklaşım sergileyeceğini tahmin etmek de halen zor olmakla birlikte, önümüzdeki aylarda bankanın üst yönetiminde yaşanacak olası değişimler, para politikalarının nasıl şekilleneceğine dair önemli bir gösterge olacak. Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı görevini gelecek ay yaş haddinden dolayı bırakacak olan Cevdet Akçay’ın yerine bir atama yapılıp yapılmayacağı ve Akçay’ın – Başkan Yardımcılığı görevinden ayrılmış olmasına rağmen – Para Politikası Kurulu’nda yer almaya devam edip etmeyeceği ilgiyle izlenecek. Eğer Cevdet Akçay’ın banka yönetiminden tamamen ayrılması söz konusu olursa, Başkan Fatih Karahan’ın önümüzdeki dönemde düşük faiz baskısına tek başına karşı koyması çok daha zor olabilir.

Bakalım bir sonraki seçime ekonominin dümeninde temkinli ve rasyonel kaptanlarla mı, yoksa buz dağlarının arasına bodoslama girmekten korkmayan cesur kaptanlarla mı gideceğiz? Cesur kaptanların tercih edilme olasılığını arttıran şöyle bir durum var: Geminin su aldığı geniş kitlelerce fark edildiğinde, seçimler çoktan geride kalmış oluyor.