Sanayiye dayalı büyüme modelleri, birçok ülkede hâlâ siyasi vaatlerin merkezinde yer alırken, ekonomistler bu yaklaşımın günümüz gerçekleriyle örtüşmediğine dikkat çekti. Ekonomist Arda Tunca, kaleme aldığı analizde imalat sektörüne yönelik politikaların nostaljik bir yanılsamaya dayandığını belirterek, “geleceğin iyi işleri artık fabrikalarda değil” mesajını verdi.
Tunca yaptığı değerlendirmede, ABD’de imalat sektöründeki istihdam 1979’dan bu yana belirgin biçimde azalırken, üretim miktarında artış yaşandığını ancak bu artışın daha az iş gücüyle, daha çok otomasyon sayesinde sağlandığını belirtti. “Daha fazla üretim, daha az iş” başlığında özetlenen bu durumun yalnızca ABD’ye özgü olmadığını kaydeden Tunca, sanayideki ters-U istihdam eğrisinin Almanya, Çin ve İngiltere gibi ülkelerde de geçerli olduğunu ifade etti.
“Sanayi istihdamı azalıyor, üretim artıyor”
Groningen Büyüme ve Kalkınma Merkezi’nin verilerine atıfta bulunan Tunca, ekonomik kalkınmanın erken evrelerinde artan sanayi istihdamının, kişi başı gelir belirli bir eşiği aştığında düşmeye başladığını söyledi. Tunca’ya göre bu, başarılı kalkınmanın doğal bir sonucu.
Tunca, 2010 sonrası dönemde ABD’de imalat istihdamında sınırlı bir toparlanma görülse de bu toparlanmanın kalıcı olmadığını ve sanayi işlerinin artık üniversite diploması olmayanlar için cazip bir kariyer seçeneği sunmadığını kaydetti.
“Bugünün İyi İşleri artık fabrikalarda değil”
Arda Tunca, fabrika işlerinin tarihsel önemine dikkat çekerken, günümüzde iyi maaşlı, sendikalı ve istikrarlı işlerin vasıflı zanaatlarda, inşaatta, taşımacılıkta ve sağlık hizmetlerinde olduğunu belirtti. “Artık Amerikan işçi sınıfının kalbi fabrikalarda değil; bu alanlarda atıyor” dedi.
Üniversite diploması gerektirmeyen ve büyüme potansiyeli yüksek mesleklerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Tunca, mesleki eğitimin genişletilmesi, bakım ekonomisine yatırım yapılması ve yapay zekâ gibi teknolojilerin verimlilik odaklı kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
“Sanayi politikaları yanıltıcı olabilir”
Sanayileşmenin büyümenin anahtarı olduğu yönündeki klasik yaklaşımı da eleştiren Tunca, Hindistan ve Çin örnekleri üzerinden sanayi odaklı politikaların her zaman istenilen sonuçları vermediğine işaret etti. Çin’in imalatta dünya lideri olmasına rağmen büyüme hedeflerini tutturmakta zorlandığını hatırlattı.
Batılı ülkelerde içe kapanmacı, milliyetçi sanayi politikalarının maliyetli ve uzun vadede etkisiz olabileceğini savunan Tunca, “Sanayiyi yeniden canlandırmak için harcanacak her 200.000 dolarlık kamu kaynağı, aslında geleceğin sektörlerine yapılabilecek daha verimli bir yatırımdan çalınmış olur” dedi.
“Geleceğin iş gücü için yapısal dönüşüm şart”
Ekonomist Tunca yazısını şu önerilerle noktaladı:
“Geçmişin imalat modeli yerine, geleceğin iş gücünü güçlendirmeye odaklanmalıyız. Hizmet sektöründe verimliliği artırmak, mesleki eğitimi yaygınlaştırmak ve bakım ekonomisini güçlendirmek, bugünün ekonomik öncelikleri olmalı.”
Yazının tamamını okumak için: https://www.ardatunca.net/post/tarifelerin-arkas%C4%B1ndaki-neden-sanayi-i-stihdam%C4%B1-nostaljisi
