Chicago Illinois Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Akarca, Karar gazetesindeki yazı dizisinin ikinci bölümünde 2023 seçimlerini 2002 örneği üzerinden değerlendirdi.
Reformcu çizgi yerini otoriterleşmeye bıraktı
Akarca, AK Parti’nin 2002–2011 arasında sergilediği reformcu çizgi yerini otoriterleşmeye ve ekonomik bozulmaya bıraktığını belirtirken, demokrasi endekslerinde Türkiye’nin ciddi gerileme yaşadığını, yolsuzluk algısının arttığını ve ekonomik özgürlükler bakımından ülkenin “çoğunlukla özgür olmayan ülkeler” kategorisine düştüğünü hatırlattı. Ekonomide ise kişi başı gelir ve enflasyon verilerinin 2013 sonrası keskin bir şekilde bozulduğunu ifade etti.
AK Parti’nin, Kürt açılımından vazgeçerek milliyetçi çizgiye kaymasının Kürt seçmeni, Uygur Türkleri konusundaki sessizliğin ise milliyetçi seçmeni rahatsız ettiğini belirten Akarca, merkez sağdan gelen seçmenlerin de partiden uzaklaştığını söyledi.
“AK Partililer siyaset sahnesinde ev bulmakta zorlanıyor”
Ancak tüm bu tabloya rağmen, muhalefetin AK Parti’den kopan seçmenleri çekebilecek güçlü bir alternatif oluşturamadığını dile getiren Akarca, “AK Partilileri yeni bir ev arayışına iten şartlar fazlasıyla oluşmuş durumda. Fakat pek çoğu uygun bir ev bulmakta zorlanıyor” dedi.
CHP’nin ideolojik olarak AK Parti seçmenine uzak kaldığını, DEVA ve Gelecek Partisi’nin düşük oy oranları nedeniyle cazip görünmediğini, Saadet ve Yeniden Refah’ın ise Milli Görüş çizgisinde kaldığını aktaran Akarca, İYİ Parti’nin merkez sağ seçmen için bir potansiyel taşıdığını fakat oy oranının durağan seyrettiğini kaydetti.
“Muhalefet kısa sürede yeni stratejiler belirlemeli”
Muhalefetin sadece “güçlendirilmiş parlamenter sistem” vaadiyle yetinmemesi gerektiğini vurgulayan Akarca, seçmenlere “neden bu kez farklı olacaklarını” somut şekilde anlatmak zorunda olduklarını belirtti.
Akarca yazısını, “Muhalefet kısa sürede yeni stratejiler geliştirmezse, 2023 seçimlerinde 2002’deki gibi bir kırılma beklenmemeli” ifadeleriyle sonlandırdı.

