Swap kanallarının açılacağı beklentisi.
Yükselen kredi notları.
Düşen CDS primleri.
Gitmeyen kur.
Artan TL likiditasyonu.
Düşmesi beklenen enflasyon.
Düşen mevduat faizleri.
Düşmeyen kredi faizleri.
Türkiye ekonomisine olumlu yaklaşan yabancı raporları.
Borsada %40’a yaklaşan yabancı oranı.
Yurt içi piyasalarda nisan başından beri yaşanan gelişmeleri kısaca yukarıdaki şekilde özetleyebiliriz. Öyle bir ortama girdik ki kurlarda TCMB baskısıyla yaşanan kontrollü yükseliş hareketi bile tersine dönmüş durumda. Fırsatı gören Merkez Bankası nisan ayı başından beri 40 günde 41 milyar dolar alarak net açık pozisyonunu -23.7 milyar dolara geriletmiş. Bu 41 milyar doların 26 milyar doları swap azalışından geliyor. Brüt rezerv artışı da 10.7 milyar dolar.

Peki, bu olumlu gelişmeler en çok hangi finansal enstrümana yarar? Hemen akıllara hisse senedi piyasaları ve hisse yoğun fonlar gelecektir. Ekonominin düzelmesinin borsada işlem gören şirketlere olumlu yansıması yanında, paranın enflasyon üzerinde getiri yaratabileceği hâlâ en önemli alternatif olması da borsayı cazip kılmaya devam ediyor.
Son açıklanan nisan ayı yıllık enflasyonunun %70, yıllık mevduat faizlerin %55-60 olduğu ortamda BIST100 endeksinin yıllık getirisi %122 oldu. Aynı dönemde yerli hisse senedi fonları ortalama %150 prim yapmış. (en iyisi % 230 – en kötüsü %105)
Laf buraya gelmişken önerebileceğim bazı hisse fonlarını aşağıda paylaşıyorum. Risk düzeyi 6-7 olan bu fonların hisse piyasalarındaki düşüşle kayıp da yaşatabileceğini bilmenizi isterim.

Yukarıdaki rakamların ortaya koyduğu resim doğrultusunda yatırım fonlarına yatırım yapmak, finansal okuryazarlığı olmayan yatırımcılar için bile avantaj sunmaktadır.
Hedef ve tahminler ne kadar uyumlu?
Haftanın önemli gelişmesi “kamuda tasarruf tedbirleri” konusuydu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sunumu sonrası 2 Mayıs tarihli yazımdaki şu bölümü tekrar belirtmek istiyorum: A4 kağıtlarının çift taraflı kullanımının ötesinde bir şeylerin yapıldığını toplum görürse enflasyonla mücadelede kararlılığıda görmüş olacak. Bakalım döviz taahhütlü projelerden, makam araç saltanatından, lüksün şatafatın hakim olduğu makam odalarından vazgeçilecek mi yoksa itibardan tasarruf edilemeyecek mi?
Yorum sizin…
Bu yazıyı yazarken köprü ve otoyollara yılbaşında gelen ortalama % 76 zammın üstüne 4,5 ay sonra %35-60 arası bir zam haberi daha geldi. Sıkı maliye politikası, vergiler ile birlikte yönetilen ve yönlendirilen fiyat artışlarını beraberinde getirecektir. Ancak 2024 enflasyon hedefinin %5, yıl sonu enflasyon tahmininin %38 olduğu ortamda bu artışların enflasyon hedef ve tahminleri ile uyumlu olması gereklidir. Aksi halde enflasyonla mücadelede bir çuval incir berbat edilebilir.



