2025 yılında Türkiye’de yaşanan siyasi ve hukuki gelişmelerin ekonomiyi doğrudan etkilediğini belirten Akademisyen-Yazar Doç. Dr. Murat Bolelli, TC Lira TV’de yayınlanan programda tclira.com Genel Yayın Yönetmeni Taylan Büyükşahin’in sorularını yanıtladı. Bolelli, 2025’in özellikle ilk aylarından itibaren art arda yaşanan olayların toplumsal hafızada derin izler bıraktığını ifade etti.
2025 yılında neler olmuştu?
2025 yılının ocak ayına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bolelli, Kartalkaya’daki otel yangınında yaşamını yitiren yurttaşları ve yangın kontrol altına alındıktan sonra çevredeki otellerde kayak yapılmaya devam edilmesine ilişkin görüntülerin hafızasında yer ettiğini söyledi. Wikipedia kayıtlarına göre ise ocak ayında Mattia Ahmet Minguzzi cinayeti, Ümit Özdağ’ın tutuklanması ve beş teğmenin Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilmesi gibi gelişmelerin yaşandığını aktardı.
Mart ve nisan ayı gündemi
Bolelli, mart ayında Myanmar’da meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremin küresel ölçekte etkiler yarattığını, Türkiye’de ise asıl kırılmanın 19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla yaşandığını belirtti. Nisan ayında İstanbul’da meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depreme de değinen Bolelli, bu iki depremi doğrudan ilişkilendirmek istemediğini ifade etti.
19 Mart Süreci ve ekonomi
Programda söz alan Taylan Büyükşahin, 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının piyasalar açısından bir şok etkisi yarattığını belirterek, Merkez Bankası’nın yeni yönetiminin uyguladığı sıkı para politikasının bu süreçte sekteye uğradığını söyledi. Büyükşahin, bu dönemde 50 milyar doların üzerinde rezerv kullanıldığını ve nisan ayında yapılan yüzde 3’lük faiz artışının tüm ekonomik projeksiyonları yeniden şekillendirdiğini ifade etti.
2025 yılı özeti: Kayyumlar, tutuklamalar ve el koymalar
Doç. Dr. Murat Bolelli, 2025 yılı boyunca çok sayıda belediyeye kayyum atandığını, belediye başkanlarının, bürokratların, gazetecilerin ve iş insanlarının gözaltına alındığını ya da tutuklandığını belirtti. Bolelli’nin notlarında; Ekrem İmamoğlu, Ümit Özdağ, çeşitli büyükşehir ve ilçe belediyeleri, belediye iştirakleri, medya kuruluşları ve bazı şirketlere yönelik adli ve idari işlemler yer aldı.
Kısa sürede fiyatlara zam olarak yansıyacak
Ekonomideki bozulmanın gündelik hayata yansımalarına da değinen Bolelli, İstanbul-İzmir arası ulaşım maliyetlerinin neredeyse uçak ve otomobil arasında eşitlendiğini belirterek, artan akaryakıt ve otoyol ücretlerinin kısa sürede gıda ve temel tüketim ürünlerine zam olarak yansıyacağını söyledi.
2026 için uyardı
Bolelli, siyasetin çözüm üretme kapasitesinin zayıflaması halinde ekonomik sorunların derinleştiğini vurgulayarak, hukukun üstünlüğünün herkes için eşit işlemediği bir ortamda ne iç düzenin sağlanabileceğini ne de yatırım ortamının güçlenebileceğini dile getirdi. 2026 yılına ilişkin değerlendirmesinde ise mevcut koşullar altında hızlı ve köklü bir iyileşme beklemediğini ifade etti.
Bolelli sözlerini şöyle tamamladı:
Siyaset çözüm üretemiyorsa ya savaş çıkar ya da ekonomi batar. Hukuk sistemi çalışmıyorsa ve hukukun üstünlüğü herkes için geçerli değilse, ne iç düzeni koruyup sağlamak mümkün olur ne de dışarıdan yabancı yatırımcıyı ya da yerli olup kendi ülkesine yatırım yapmak isteyenleri çekmek mümkün olur. Kim yasaya aykırı bir fiil işliyorsa, bunun karşılığı elbette hukuk içinde verilmelidir. Ancak henüz kesinleşmemiş cezalar üzerinden insanların onurunu zedeleyen, kamuoyu önünde linçe varan uygulamalar, bizi dönüp dolaşıp başladığımız noktaya getiriyor. 2025 yılında siyasi, ekonomik ve hukuki işleyişin genel görünümü buydu. 2026’da bu tabloyun mucizevi bir şekilde düzelmesi için ise ortada somut bir neden bulunmuyor.
tclira.com
