Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar

Denizbank Reklam

Uzman isim uyardı: Organik ürün ucuzsa şüphelenin

Elite Naturel CEO’su Çağrı Eşmekaya, organik ürün adı altında piyasaya sunulan sahte gıdalara karşı tüketicileri uyarıyor: “Gerçek organik ürün; sertifikalıdır, ambalajı şeffaftır, fiyatı da üretim maliyetine paraleldir. Ucuzsa dikkat edin.” Eşmekaya ayrıca organik tarımın çiftçilere, çevreye ve ülke ekonomisine uzun vadeli katkı sunduğunu vurguladı.

Elite Naturel CEO’su Çağrı Eşmekaya, organik ürün adı altında piyasaya

TC Lira – Özel Röportaj

Sağlıklı yaşam arayışı ve çevre duyarlılığı arttıkça, organik gıda da daha fazla ilgi görüyor. Ancak bu ilgi, beraberinde sahte ürün riskini de getiriyor. Organik etiketini hak etmeyen pek çok ürün, “doğal” ya da “organik” gibi ibarelerle raflara girebiliyor. Peki tüketici bu ürünleri nasıl ayırt edebilir? Organik tarım çevresel ve ekonomik sorunlara nasıl çözüm sunabilir? Elite Naturel CEO’su Çağrı Eşmekaya ile tüm yönleriyle organik gıdayı ve sektörün geleceğini konuştuk.

Uzman isim uyardı: Organik ürün ucuzsa şüphelenin

Organik tarım çok popüler bir söylem olmaya başladı. Burada tüketicilerin sahte ürünlere karşı dikkat etmesi gereken noktalar neler?

Organik gıda olarak adlandırılan ürünler, herhangi bir katkı maddesi ya da dışarıdan herhangi bir kimyasal kullanmadan, sadece organik ve hayvansal gübrelerle yetiştirilen ürünlerdir. Son yıllarda tüketiciler nezdinde sağlıklı ürünlere yönelik artan farkındalık ve bilinçlenmeyle birlikte organik gıda sektörü de hem ülkemizde hem dünya genelinde hızla büyüyor. Ancak burada sahte ürünlere karşı dikkatli olmak gerekiyor.

Öncelikle doğal ve organik kavramları konusunda kamuoyunda bir kafa karışıklığı söz konusu. Doğal ve organik kavramları her zaman aynı anlamı taşımaz. Ürünlerin üzerinde belirtilen “doğal” kelimesi, o gıdaların organik olduğunu göstermez. Bir ürünün “organik” etiketini taşıyabilmesi için yetkili kurumlar tarafından denetlenmiş olması ve organik ürün sertifikasına sahip olması gerekir.

Organik ürünlerin nasıl anlaşılacağına ya da sahte ürünlere karşı dikkat edilmesi gereken noktalara gelirsek; öncelikle organik logosuna bakılmalıdır. Türkiye’de organik ürünler Tarım ve Orman Bakanlığı onaylı sertifikaya sahip olmak zorundadır. Üründe Organik Tarım logosu ve sertifikalandıran kuruluşun adı bulunmalı. Ayrıca tüketiciler Lot numarası ve izlenebilirlik koduna mutlaka dikkat etmelidir. Sertifikalar, ürünün tamamen doğal yöntemlerle üretildiğini, hiçbir zararlı madde kullanılmadığını ve ekolojik dengeyi koruduğunu belgeliyor.

Tüketiciler, ürün üzerindeki sertifika kodunu Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Organik Tarım Bilgi Sistemi (OTBİS) üzerinden sorgulayarak teyit edebilir. Güvenilir satış noktalarından, zincir marketlerin organik reyonları, organik pazar yerleri veya doğrudan üreticiden alışveriş yapmak da sahte ürünlere karşı korunmak açısından önemli. İnternetten alışveriş yapılıyorsa, satıcının sertifika bilgisine mutlaka bakılmalı. Organik ürün maliyeti yüksek olduğu için çok ucuzsa bu büyük olasılıkla sahte olabilir.

Ambalaj üzerinde üretici bilgisi, sertifika kuruluşu, üretim yeri açıkça yazmalı. Organik ürünler genellikle daha küçük, şekilsiz ve doğal görünümlüdür. Aşırı parlak, tek tip ürünler şüphe uyandırabilir. Tat ve kokusu daha yoğundur; ancak raf ömrü kısadır.

Tarımda pestisit problemi artıyor. Organik tarım bu noktada nasıl daha çok ön plana çıkabilir?

Geleneksel tarım uygulamalarında kullanılan kimyasallar ve sentetik gübrelerin insan sağlığı ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri artık daha net bir şekilde gözlemleniyor. Bu nedenle birçok ülke sürdürülebilir kalkınma doğrultusunda organik tarım uygulamalarına yöneliyor. Çünkü pestisit kullanımının artması hem çevre hem de insan sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturuyor. Organik tarım da bu tehdide karşı önemli bir çözüm.

Ancak geleneksel tarım uygulamaları hâlâ yaygın olduğu için bu sorunun tamamen ortadan kalktığını söylemek zor. Bunun için hem üretici hem tüketici nezdinde daha fazla bilinçlenme gerekiyor. Pestisitsiz, kalıntısız, güvenli üretim ve gıda vurgusu yapılmalı. Devlet destekleri ve kamu politikaları da bu alanda farkındalığı artırmada önemli bir rol oynayabilir. Pestisit kalıntılarının yol açtığı sağlık riskleri anlatılarak organik ürünlere olan talep artırılabilir. Aynı zamanda organik ürünlerin sertifikalı ve denetlenebilir olduğu vurgulanmalı. Bu da toplumun güvenli gıda tüketimi konusunda daha bilinçli hale gelmesini sağlar.

Organik gıda ürünlerinin fiyat olarak daha ulaşılabilir seviyeye gelmesi için ne yapılmalı?

Organik gıdaya olan ilgi ciddi şekilde artıyor. Ancak hâlâ birçok kişi bu ürünlere ya ulaşamıyor ya da fiyatlarını yüksek buluyor. Burada hem fiyat algısını hem de bilgilendirmeyi doğru şekilde yönetmek çok önemli. Elite Naturel olarak sadece üretici değil, aynı zamanda bilinçlendirme tarafında da sorumluluk alıyoruz.

Organik gıdaların maliyeti, konvansiyonel ürünlere göre daha yüksek. Bunun nedeni; üretimin daha zahmetli olması, verimin daha düşük olması ve sertifikasyonun maliyetli olmasıdır. Ancak bazı stratejilerle bu maliyetler düşürülebilir. Kooperatifleşme, aracı sayısının azaltılması, doğrudan satış kanallarının artırılması bunlardan bazıları. Organik pazarlar, online platformlar ve eve teslim sistemleri fiyatı daha ulaşılabilir hale getirebilir. Ayrıca devlet destekleri ve teşviklerin artırılması da üretici maliyetlerini düşürerek fiyatlara olumlu yansıyacaktır.

Çiftçiler yüksek maliyetler nedeniyle kâr elde edemiyorlar. Organik tarımın yaygınlaşması çiftçiye de katkı sağlar mı?

Organik tarım çiftçiye hem ekonomik hem çevresel hem de sosyal açılardan önemli katkılar sağlar. En başta daha yüksek katma değerli ürünler üretebildikleri için gelir imkânları artar. Aynı zamanda üretim maliyetleri de uzun vadede düşer. Sentetik gübre ve pestisit yerine doğal gübre ve biyolojik mücadele yöntemlerinin kullanılması hem maliyeti azaltır hem de doğaya zarar vermez.

Üreticiler kendi tohumunu kullanabildiği için dışa bağımlılık azalır. Toprağın biyolojik yapısı korunur, verim kaybı önlenir. Kimyasal yük olmadığı için araziler daha sürdürülebilir hale gelir. Organik tarım, kuraklık, erozyon ve iklim değişikliğine karşı daha dayanıklıdır. Biyoçeşitliliği artırdığı için çiftçinin ekosisteme bağımlılığı da azalır.

Ayrıca kimyasal ilaç ve gübre kullanılmaması, çiftçinin sağlığı açısından büyük önem taşır. Su kaynakları kirlenmez, çevre korunur. Organik sertifikalı ürünler, daha sadık bir müşteri kitlesi oluşturduğu için pazarda üreticinin markalaşmasına katkı sağlar.

Uzman isim uyardı: Organik ürün ucuzsa şüphelenin

Dünyada ve Türkiye’de organik tarım hangi seviyede? Üretim, pazar payı, ürün çeşitliliği gibi verilerle nasıl bir tablo var?

Organik tarım, tarımsal üretimin insana ve çevreye zarar vermeden gerçekleştirildiği, üretimden tüketime kadar her aşamada denetlenen ve sertifikalandırılan bir üretim biçimidir. Başta küçük ölçekli çiftçilerin yerel pazarlara sunduğu ürünlerle başlayan bu süreç, bugün büyük hacimlerde uluslararası taleplere cevap veren sertifikalı çiftliklere dönüşmüştür.

Türkiye’de organik gıda sektörü son yıllarda ciddi bir ivme kazandı. Sağlıklı yaşam arayışı, sürdürülebilirlik bilinci ve doğaya duyarlı üretim anlayışı bu ilgiyi artırdı. Ancak hâlâ potansiyelin gerisindeyiz. Üretici altyapısı güçlü ama iç pazarda erişim ve bilinirlik sınırlı. Zengin biyoçeşitlilik, verimli topraklar ve dört mevsimi kapsayan iklim büyük bir avantaj sağlıyor.

En büyük sorunlardan biri, sürdürülebilir destek politikalarının sürekliliği ve küçük üreticilerin sertifikasyona erişimde yaşadığı zorluklar. Ancak doğru teşvikler ve etkili bilgilendirme çalışmalarıyla Türkiye organik pazarda çok daha güçlü bir rol üstlenebilir. Yurt içinde olduğu kadar ihracatta da büyük bir potansiyel taşıyor.

Elite Naturel olarak bugün 20’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Türk organik ürünlerine başta Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya olmak üzere her geçen gün artan bir talep var. Biz organik tarımı sadece bir üretim yöntemi olarak değil; doğaya, insana ve geleceğe duyulan bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu sorumluluğu hem üretici hem tüketici tarafında büyütmeye kararlıyız.