Deprem, sel, yangın, fırtına ve hortum gibi afetlerin şehir merkezlerine kadar ulaşabildiği günümüzde, sigortalılık oranlarının hâlâ düşük seviyelerde seyretmesi dikkat çekiyor. Türkiye’de yalnızca Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) kısmen yaygınken, diğer afetlere karşı sigorta yaptırmak bireylerin inisiyatifine bırakılmış durumda. Bu tablo, sigorta bilincinin toplum genelinde yeterince gelişmediğini ortaya koyuyor.
Özellikle küçük şehirlerde yaygın
Sigorta sistemine karşı oluşan güvensizlik de bu düşük oranlarda etkili oluyor. Geçmişte yaşanan tazminat gecikmeleri ve bazı sigorta firmalarının kapanması, vatandaşların “sigorta işe yaramaz” algısını pekiştiriyor. Bu algı, özellikle küçük şehirlerde daha yaygın.
Sektör temsilcileri ise denetimlerin arttığını, firmaların mali yapısının güçlendiğini ve hizmet kalitesinin yükseldiğini vurgulasa da, kamuoyuna yönelik bilgilendirme çalışmalarının yetersiz kaldığını kabul ediyor.
Sigorta yaptırma eğilimi hâlâ sınırlı.
İklim krizinin etkileriyle birlikte sigorta artık bir tercih değil, zorunluluk olarak görülüyor. Ancak sigorta yaptırma eğilimi hâlâ sınırlı. Afet sonrası zarar gören yurttaşların büyük kısmı devlet yardımlarına bel bağlarken, kamu kaynaklarının bu yükü uzun vadede sürdürülebilir biçimde karşılaması mümkün görünmüyor.
Öte yandan, araçlarına kasko yaptıran çok sayıda vatandaşın konut ve iş yerlerini sigortalamaya öncelik vermemesi dikkat çekiyor. Oysa konut sigortaları yalnızca deprem ve yangın değil, sel, elektrik arızası, su baskını ve hırsızlık gibi pek çok riski kapsıyor.
Türkiye’de sigortasızlık oranı dört kat daha yüksek
Avrupa ülkelerinde sigortasız konut oranı ortalama yüzde 15 seviyesindeyken, Türkiye’de bu oran dört kat daha yüksek. ABD’de ise birçok eyalette konut sigortası yasal zorunluluk kapsamında. Uzmanlar, Türkiye’de de sigorta bilincinin artırılması için kamu spotları, eğitim kampanyaları ve vergisel teşviklerin devreye alınması gerektiğini vurguluyor.
Uygun maliyetli sigorta poliçeleriyle mal varlığını korumak mümkünken, sigortasızlık yalnızca bireyleri değil, tüm toplumu bir risk haline geliyor.
