Gürok Grup Yönetim Kurulu Başkan Vekili Esin Güral Argat, küresel sistemin teknoloji, güç ve egemenlik ilişkileri etrafında yeniden şekillendiğini belirterek, dünyanın artık bir Teknopolitik Çağ’a girdiğini söyledi. Argat, “Müzik sadece değişmedi, ritim de sertleşti. Teknoloji artık bir araç değil, gücün kendisi” dedi.
“Tedarik zincirleri ucuzluk için değil, risk yönetimi için yeniden kurgulanıyor”
Küreselleşmenin sona ermediğini ancak yön değiştirdiğini vurgulayan Argat, ticaret, enerji, teknoloji ve finansın artık yalnızca ekonomik başlıklar olmaktan çıkarak jeopolitik araçlara dönüştüğünü ifade etti. “Bağımlılıklar karşılıklı kazanç değil, kırılganlık üretiyor. Tedarik zincirleri ucuzluk için değil, risk yönetimi için yeniden kurgulanıyor” diye konuştu.
Argat’a göre yeni dönemde asıl farkı yaratan unsur, kriz anlarında kendi kararlarını alabilen özerk aktörler ile başkalarının kararlarına bağımlı kalanlar arasındaki ayrım. Teknolojiyi satın almanın yeterli olmadığını belirten Argat, ayakta kalabilmenin ancak teknolojiyi yönetecek güçlü bir kurumsal DNA ile mümkün olacağını söyledi.
Son yıllarda ABD-Çin arasındaki yarı iletken ve yapay zeka rekabeti, Avrupa’nın Rusya-Ukrayna savaşıyla yaşadığı enerji krizi ve gıdanın stratejik bir başlığa dönüşmesi gibi örneklerin, kaynakların artık “silahlaştırıldığını” net biçimde ortaya koyduğunu dile getiren Argat, “Kaynaklar ekonomik aklın arka planı değil, pazarlığın ön cephesi haline geldi” dedi.
“Teknolojiyi nasıl yönettiğin fark yaratıyor”
Yapay zeka tartışmalarında da önemli bir yanılgı yaşandığını belirten Argat, farkı yaratanın teknolojiye sahip olmak değil, onu nasıl yönettiği olduğunu vurguladı. OECD verilerine göre 2024’te işletmelerin yalnızca yüzde 13-14’ünün yapay zekâ çözümleri kullandığını hatırlatan Argat, yayılımın sınırlı ve nitelik açısından ayrıştırıcı olduğuna dikkat çekti. Yapay zekanın büyük şirketlerde hızla yayılırken KOBİ’lerin beceri, maliyet ve veri engelleri nedeniyle geride kaldığını söyledi.
Türkiye’nin “orta ölçekli ülkeler” kategorisinde önemli bir avantaja sahip olduğunu belirten Argat, dijitalleşme deneyiminin bu potansiyeli açıkça gösterdiğini ifade etti. e-Devlet, e-Nabız ve dijital bankacılık uygulamalarını örnek gösteren Argat, doğru tasarım ve güçlü koordinasyonla Türkiye’nin çok hızlı yol alabildiğini kaydetti.
2025’in en önemli derslerinden birinin, yapay zekanın istihdamı ortadan kaldırmaktan çok kurumların iç zayıflıklarını görünür kılması olduğunu belirten Argat, “Gerçek risk makinelerin insanların yerini alması değil, insanların ve kurumların makinelerle birlikte çalışamaması” dedi. IMF verilerine göre yapay zekanın küresel iş gücünün yaklaşık yüzde 40’ını etkilediğini hatırlattı.
“Dijital ekonomi sanıldığı kadar dijital değil”
Dijital ekonominin sanıldığı kadar “dijital” olmadığını vurgulayan Argat, yapay zeka ve veri merkezlerinin devasa bir enerji ihtiyacı yarattığını söyledi. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2030’a kadar neredeyse iki katına çıkmasının beklendiğini belirten Argat, enerji planı olmayan bir dijital dönüşüm stratejisinin artık ikna edici olmadığını ifade etti.
Konuşmasının sonunda teknolojinin bir amaç değil, stratejik kapasiteyi güçlendiren bir araç olduğunun altını çizen Argat, “2025 bize süslü bir gelecek anlatısı değil, bir ayna tuttu. Sorun teknolojik değil; kurumsaldır. Önümüzdeki dönem, teknolojiyi doğru öncelikler, güçlü yönetişim ve net karar alma kapasitesiyle yönetenleri ödüllendirecek” dedi.
tclira.com
