Petrol fiyatlarının 80 doların üzerine çıkması, Türkiye ekonomisi açısından yeni riskleri gündeme getirdi. Enerji maliyetlerindeki artışın enflasyon üzerinde baskı oluşturabileceği, faiz indirimi beklentilerini zayıflatabileceği ve bu durumun Borsa İstanbul’a yönelik para girişini sınırlayabileceği belirtiliyor. Özellikle Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim ve petrol arzına ilişkin endişeler, piyasalarda belirsizliği artıran başlıca faktörler arasında gösteriliyor.
Taylan Büyükşahin’den önemli analizler
tclira.com Genel Yayın Yönetmeni Taylan Büyükşahin, TC Lira TV’de yaptığı değerlendirmede yükselen petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisi ve Borsa İstanbul üzerindeki olası etkilerini anlattı. Büyükşahin, özellikle Orta Doğu’daki gerilimin enerji piyasalarında belirsizliği artırdığını ve bunun Türkiye’de enflasyon, faiz politikası ve yatırımcı davranışlarını doğrudan etkileyebileceğini ifade etti.
Büyükşahin, son günlerde uluslararası piyasalarda Brent petrolün varil fiyatının 80 doların üzerine çıktığını, bazı günlerde ise 85 dolar seviyesine kadar yükseldiğini belirtti. Petrol fiyatlarındaki artışın sadece enerji piyasalarını değil, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerin ekonomilerini de doğrudan etkilediğini söyledi.
“Petrol fiyatları 90 ila 100 dolar seviyelerine doğru yükselebilir”
Orta Doğu’da özellikle İran ile ilgili artan gerilimin enerji piyasalarında risk algısını yükselttiğini ifade eden Büyükşahin, Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanabilecek olası gelişmelerin petrol arzını etkileyebileceğini ve bunun fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini dile getirdi. Büyükşahin’e göre, savaşın büyümesi veya petrol sevkiyatında aksama yaşanması halinde petrol fiyatları 90 ila 100 dolar seviyelerine doğru yükselebilir.
Petrol fiyatlarındaki artışın ekonomide geniş bir maliyet etkisi yarattığını belirten Büyükşahin, petrolün yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil ulaştırma, üretim, tarım ve lojistik maliyetlerini de doğrudan etkilediğini söyledi. Plastik ve kimya sektörünün de temel girdilerinden biri olan petrolün pahalanmasının, maliyet artışları yoluyla tüketici fiyatlarına yansıdığını ifade etti.
Türkiye ekonomisinin şu anda temel hedefinin enflasyonu düşürmek olduğunu belirten Büyükşahin, mevcut verilerin dezenflasyon sürecinin kırılgan ilerlediğini gösterdiğini söyledi. Türkiye’de yıllık enflasyonun halen yüzde 31’in üzerinde olduğuna dikkat çeken Büyükşahin, enflasyonun düşmekle birlikte yavaş bir seyir izlediğini ve bu durumun “yapışkan enflasyon” olarak adlandırıldığını kaydetti.
“Yıl sonu enflasyon hedefi zora girdi”
Yıl sonu için hedeflenen enflasyon oranının yüzde 16 civarında olduğunu hatırlatan Büyükşahin, yılın ilk iki ayında gerçekleşen enflasyonun hedefin önemli bir bölümünü şimdiden tükettiğini ifade etti. Bu nedenle bazı ekonomistlerin 2026 yılı enflasyonunun yüzde 30’un üzerinde gerçekleşebileceğini öngördüğünü aktardı.
Petrol fiyatlarında yaşanabilecek yeni artışların bu tahminleri daha da yukarı çekebileceğini belirten Büyükşahin, bu durumun para politikasına da doğrudan yansıyabileceğini söyledi.
Faiz indirimi beklentilerine de değinen Büyükşahin, bir süre önce piyasada 2026 yılı içinde faiz indirimlerinin başlayabileceğine yönelik güçlü bir beklenti bulunduğunu ancak son gelişmelerin bu beklentiyi zayıflattığını ifade etti. Enflasyon baskısının devam etmesi halinde faiz indirimi sürecinin ertelenebileceğini belirtti.
Büyükşahin, yüksek faiz ortamında yatırımcıların borsa yerine para piyasası fonlarına yöneldiğini de söyledi. Yüksek faiz getirilerinin yatırımcılar için daha düşük riskli bir alternatif oluşturduğunu belirten Büyükşahin, bu nedenle hem yerli hem de yabancı yatırımcıların Borsa İstanbul’dan uzak durabildiğini ifade etti.
Petrol fiyatları, enflasyon ve faiz arasındaki ilişkinin borsa üzerinde belirleyici olabileceğini vurgulayan Büyükşahin, enerji fiyatlarında yaşanabilecek yeni yükselişlerin piyasalarda baskıyı artırabileceğini söyledi.
