Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Mevduat ve fonlara uygulanan stopaj artışında kantarın topuzu kaçırılmış olabilir mi?

Mevduat faizlerine uygulanan stopaj oranı son 9 ayda üç katına çıktı. Son olarak yüzde 17,5’e yükseltilen oran, yatırımcılar için sürpriz olurken, ekonomi yönetiminin vergi tahsilatını artırma ve dövizle TL getirileri arasında denge kurma çabası olarak yorumlanıyor. Ancak bu adım, ters etki yaratıp döviz ve altına yönelimi tetiklerse, Merkez Bankası’nın rezerv dengesi yeniden bozulabilir. Yeni vergi düzenlemesi, sermaye akışını hisse senedi ve gayrimenkule kaydırabilir.

Mevduat faizlerine uygulanan stopaj oranı son 9 ayda üç katına

Geçtiğimiz şubat ayının başında 6 aya kadar vadeli Türk Lirası cinsi mevduat hesaplarından elde edilen faiz gelirlerine uygulanan stopaj oranının yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkarılmasıyla birlikte 30 Eylül 2020’de başlatılan stopaj indirimi tamamen sona ermişti.

Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanı olduğu dönemde “Türk lirasının değerini korumak, birikimlerin Türk lirası cinsinden açılmış mevduat ve katılım hesaplarında tutulmasını sağlamak ve yastık altı birikimlerin bu hesaplarda değerlendirilmesini teşvik etmek amacıyla” sadece 3 aylık bir süre için yapıldığı söylenen vergi indirimi aslında öngörülenden çok daha uzun sürmüştü. Düşük faiz politikasının tahmin edilenden daha büyük sorunlara yol açmasından dolayı, parasını TL cinsi enstrümanlarda tutanlara küçük de olsa bir vergi desteği verilmesi zorunluluğu yakın zamana kadar mevcuttu.

Mevduat faizlerinin yüzde 40’ı aştığı bir ortamda, stopaj oranı 1 Mayıs 2024’te yüzde 7,5’e, 1 Kasım 2024’te de yüzde 10’a çıkarıldıktan sonra bu yıl 1 Şubat’ta yapılan düzenlemeyle birlikte 9 ay içinde 3’e katlandı. Stopaj oranının daha da fazla yükseltilmeyeceği kanısı yaygın iken 8-9 Temmuz geceyarısı yapılan yüzde 17,5’e artış duyurusu pek çok kişi için sürpriz oldu.

Temmuz 2025 itibarıyla hem TCMB’nin politika faizi, hem de mevduat faizleri indirimin yapıldığı 2020 yılının çok üzerinde. Bireysel yatırımcıların önemli bir bölümü döviz kurlarının hızla yükseleceğine dair bir beklentiye sahip değil. Siyaset-yargı cephesinde olumsuz gelişmelerin olmadığı günlerde TCMB dolar kurunun düşmemesi için döviz alımları yapmak zorunda dahi kalabiliyor.

Tasarruf sahiplerinin hızla dövize yönelmesinin ciddi bir endişe kaynağı olmaktan çıktığı bir dönemde, ekonomi yönetimi artan stopaj oranıyla hem gelir vergisi tahsilatını arttırmayı hedefliyor, hem de TL ve döviz cinsi yatırımların tahmini getirileri arasında bir denge sağlamak istiyor olabilir.

TL mevduatın ve para piyasası fonlarının aylık getirilerinin önümüzdeki dönemde yüzde 3’e inmesi, hisse senetlerine ve stopaj oranı sıfır olan hisse yoğun fonlara olan ilgiyi arttırabilir. Bu da uzun zamandır acı çekmekte olan borsa yatırımcıları için iyi bir haber. Mevduatın getirisindeki azalış, zamanla gayrimenkul piyasasına da olumlu şekilde yansıyabilir.

Ancak mevduat ve para piyasası fonlarına gitmekten vazgeçen para ağırlıklı olarak döviz ve altın yatırımına dönüşürse, bu TCMB’nin swap hariç net rezervinin tekrar sıfıra yaklaştığı bir sürece de yol açabilir. Eğer önümüzdeki 3-4 ayda bunu gözlemlersek ekonomi yönetiminin stopaj artışında kantarın topuzunu kaçırdığını söyleyebiliriz. Muhtemelen çoğu vatandaş gibi hükümetin ekonomi kurmayları da daha fazla gözaltı, tutuklama, kayyım ataması gibi haberlerin gelmemesi için dua ediyor olacaklar.