Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sponsorlu Bağlantılar


ata-yatirim


Advertisement

Kömür ve çelikte arz fazlası alarmı: Türkiye için rekabet baskısı artıyor

Küresel enerji ve sanayi piyasalarında arz fazlası ve artan rekabet baskısı öne çıkıyor. Kömür madenciliğinde yeni kapasite planları talep beklentileriyle ters düşerken, küresel çelik üretimi geriliyor. Türkiye ise çelik üretimini artırarak küresel daralmaya rağmen büyümesini sürdürürken, yüksek ithalat, enerji maliyetleri ve dış pazarlardaki korumacı politikalar sektör üzerindeki baskıyı artırıyor.

Küresel enerji ve sanayi piyasalarında arz fazlası ve artan rekabet

Küresel enerji ve sanayi sektörlerinde arz-talep dengesi tartışmaları derinleşiyor. Global Energy Monitor (GEM), kömür madenciliğinde yeni kapasite planlarının talep görünümüyle giderek daha fazla ayrıştığına dikkat çekerken, KPMG Türkiye’nin Çelik Sektörel Bakış 2026 raporu küresel çelik üretimindeki daralmaya rağmen Türkiye’nin üretimini artırdığını ortaya koydu. Her iki rapor da küresel piyasalarda artan arz, maliyet baskıları ve değişen pazar koşullarının üreticiler açısından önemli bir sınav oluşturduğuna işaret ediyor.

Kömür madenciliğinde yeni kapasite talep beklentileriyle çelişiyor

Global Energy Monitor’ün verilerine göre, küresel kömür madenciliğinde planlanan kapasite 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 11 artarak yıllık 2 milyar 521 milyon tona ulaştı. Ancak bu artış, Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2030’a kadar kömür talebinde yataylaşma beklentisiyle çelişiyor.

Kömür talebindeki görünümün yanı sıra, kömürden elektrik üretiminde de değişim yaşanıyor. Ember verilerine göre 2025 yılında rüzgar ve güneş enerjisinin küresel elektrik üretimindeki payı ilk kez kömürü geride bıraktı.

Planlanan kapasitedeki artışın büyük bölümü Hindistan’dan kaynaklandı. Ülkede önerilen yeni kömür madeni kapasitesi 329 milyon tondan 638 milyon tona yükselirken, Jharkhand ve Odisha eyaletleri bu artışın önemli bölümünü oluşturdu.

Buna karşın yeni kömür madenlerinin devreye alınmasında ciddi bir düşüş görüldü. 2025 yılında yaklaşık 113 milyon ton/yıl kapasite işletmeye girerken, bu rakam 2024’te 185 milyon ton/yıl seviyesindeydi. Böylece yeni devreye alınan kapasite yaklaşık yüzde 40 azaldı.

Kömür projelerinin büyük bölümü henüz inşaat aşamasında değil

GEM verilerine göre Çin, Hindistan, Avustralya, Rusya ve Güney Afrika, küresel kömür madenciliği proje portföyünün yaklaşık yüzde 92’sini oluşturuyor. Önerilen kapasitenin 1 milyar 297 milyon ton/yıllık bölümü henüz izin öncesi aşamada bulunurken, 443 milyon ton/yıllık kapasite onay almasına rağmen inşaata başlamış değil.

Bu iki kategori birlikte değerlendirildiğinde küresel kömür madenciliği geliştirme portföyünün yaklaşık yüzde 70’inin henüz inşaat öncesi aşamada olduğu görülüyor.

GEM, mevcut piyasa koşullarında yeni kömür kapasitesinin uzun ömürlü ancak zaman içinde ekonomik değerini kaybedebilecek varlıklar oluşturabileceği uyarısında bulunuyor.

Küresel çelik üretimi gerilerken Türkiye üretimini artırdı

Benzer bir arz ve rekabet baskısı çelik sektöründe de görülüyor. KPMG Türkiye’nin Çelik Sektörel Bakış 2026 raporuna göre, küresel ham çelik üretimi 2025 yılında yaklaşık yüzde 2 azalarak 1,85 milyar tona geriledi.

Aynı dönemde Türkiye’nin ham çelik üretimi ise yüzde 3,3 artarak 38,1 milyon tona ulaştı. Türkiye böylece dünyada yedinci, Avrupa’da ise birinci büyük çelik üreticisi konumunu korudu.

Türkiye’de nihai mamul tüketimi de 39,3 milyon tonla rekor seviyeye çıktı. Üretimdeki artışın önemli bölümü elektrikli ark ocaklarından geldi. Elektrikli ark ocağı üretimi 25,8 milyon tondan 27,5 milyon tona yükselirken, bazik oksijen fırını üretimi 11,1 milyon tondan 10,6 milyon tona geriledi.

Türkiye üretimini artırdı ancak net ithalatçı konumunu korudu

Türkiye’nin çelik ürünleri ihracatı 2025 yılında 13,4 milyon tondan 15,1 milyon tona yükseldi. İhracatta Avrupa’nın payı yüzde 52,4’ten yüzde 59’a çıktı.

Ancak ithalattaki artış Türkiye’nin net ithalatçı görünümünü değiştirmedi. Çelik ithalatı 17,4 milyon tondan 18,9 milyon tona yükseldi. İthalatta Rusya yüzde 22,9’la ilk sırada yer alırken, Çin yüzde 20,6, Güney Kore yüzde 11,3 ve ABD yüzde 9,7 pay aldı.

Çin kaynaklı arz baskısı Türkiye’yi de etkiliyor

KPMG raporuna göre küresel çelik sektöründe Çin kaynaklı arzın yarattığı fiyat baskısı, düşük fiyatlı ithalat, yüzde 60-65 seviyelerinde kalan kapasite kullanım oranları ile yüksek hurda ve enerji maliyetleri Türkiye’de sektörün kârlılığını baskılamayı sürdürüyor. ABD ve Avrupa Birliği pazarlarına erişimin zorlaşması da sektör açısından önemli bir sorun olarak öne çıkıyor.

Çin’in 2025 yılında ham çelik üretimi yüzde 4,4 gerilemesine rağmen ülkenin üretimi 960 milyon tonun altında kaldı ve küresel üretimin yarısından fazlasını oluşturmaya devam etti. Çin’in iç talebindeki zayıflık nedeniyle yaklaşık 134 milyon tona ulaşan ihracat hacmi ise küresel fiyatlar üzerindeki baskıyı artırdı.

ABD’nin çelik ve alüminyum tarifelerini yüzde 50’ye yükseltmesi ve Avrupa Birliği’nin koruma önlemlerini sıkılaştırması da Türkiye açısından rekabet koşullarını ağırlaştırıyor. ABD pazarına giremeyen arzın Avrupa, Orta Doğu ve Afrika gibi alternatif pazarlara yönelmesi, Türkiye’nin hem ihracat hem de iç pazardaki fiyat rekabetini artırabilir.

İki rapor birlikte değerlendirildiğinde, enerji ve sanayi sektörlerinde yalnızca üretim kapasitesini artırmanın yeterli olmadığı görülüyor. Kömür madenciliğinde talep görünümüyle uyuşmayan yeni kapasite planları gündeme gelirken, çelikte artan küresel arz ve korumacı ticaret politikaları üreticilerin maliyet ve pazar baskısını artırıyor. Türkiye çelik üretiminde küresel daralmaya rağmen büyümeyi başarsa da sektörün önündeki temel başlıklar; rekabetçi maliyet, katma değerli ürünler, yeni pazarlar ve düşük karbon profili olarak öne çıkıyor.