Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı 2025 yılı “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri”, çocukların güvenlik birimleriyle temasında şiddet olaylarının belirleyici olmaya devam ettiğini gösterdi.
2025 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı, bir önceki yıla göre yalnızca yüzde 0,4 azalarak 609 bin 959 olarak kaydedildi. Veriler, olay sayısında anlamlı bir gerileme yaşanmadığını ortaya koydu.
Her 10 çocuktan 4’ü mağdur
Güvenlik birimlerine gelen çocukların 267 bin 794’ünü mağdurlar oluşturdu. Bu sayı, toplamın yaklaşık yüzde 43,9’una karşılık geliyor. Suça sürüklenen çocuk sayısı ise 196 bin 308 olarak kayıtlara geçti. Böylece güvenlik birimlerine gelen yaklaşık her üç çocuktan biri, hakkında suç isnadı bulunan çocuklardan oluştu.
Çocukların 92 bin 301’i bilgisine başvurulmak üzere, 18 bin 554’ü kayıp olarak bulunmasının ardından, 28 bin 251’i ise kabahat işlediği iddiasıyla güvenlik birimlerine geldi veya getirildi.
Şiddet hem mağdurda hem suçta ilk sırada
Verilerin en dikkat çeken bölümü ise çocukların karıştığı suç türleri oldu.
Suça sürüklenen çocukların yüzde 41,6’sına yaralama suçu isnat edildi. Yaralamayı yüzde 14,7 ile hırsızlık, yüzde 9,7 ile uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma, satın alma ya da satma suçları izledi. Tehdit suçları ise yüzde 5,1’lik pay aldı.
Mağdur çocuklarda da tablo değişmedi. Suç mağduru olarak güvenlik birimlerine gelen çocukların yüzde 59,2’si yaralama olaylarının mağduru oldu. Cinsel suçlar yüzde 10,3 ile ikinci sırada yer alırken, aile düzenine karşı suçlar yüzde 8,5, tehdit suçları ise yüzde 5 olarak kaydedildi.
Cinsel suçlar ikinci sırada
224 bin 579 suç mağduru çocuğun yaklaşık her 10’undan biri cinsel suç mağduru oldu. Bu durum, çocuklara yönelik şiddetin yalnızca fiziksel saldırılarla sınırlı kalmadığını, cinsel suçların da önemli bir risk alanı olmaya devam ettiğini ortaya koydu.
Rakamlar ne söylüyor?
TÜİK verileri, güvenlik birimlerine gelen çocuk sayısında belirgin bir düşüş yaşanmadığını gösterirken, çocukların hem mağdur hem de suça sürüklenen taraf olarak en çok şiddet içerikli olaylarda yer aldığını ortaya koyuyor. Yaralama suçunun her iki kategoride de açık ara ilk sırada bulunması, çocuklar arasındaki şiddet eğilimi ve çocukların maruz kaldığı fiziksel şiddetin boyutuna ilişkin dikkat çekici bir gösterge olarak öne çıkıyor.
Öte yandan, mağdur çocuklar arasında cinsel suçların ikinci sırada yer alması da çocukların korunmasına yönelik önleyici politikaların önemini bir kez daha gündeme taşıyor. Bu veriler, çocukların yalnızca adli sistemle değil, aynı zamanda aile, okul ve sosyal çevrede yaşanan şiddet sarmalıyla da karşı karşıya kaldığını gösteriyor.
tclira.com


